ÇILGIN ZELDA “NİLGÜN MARMARA”

Hayatına kendi isteğiyle son vermiş, ölümü arzulayan kadınlardan Nilgün Marmara. “İki adımlık yer kürenin bütün arka bahçelerini” gören bir şair. Hayatın kıyılarında dolaşıp içine giremeyen,  içine girince kaybolan yaralı bir kadın. Ertelenen acıların bir gün mutlaka bir yerde patlayacağını bildiği için yaralarını dağlamayı seçmiş. Yaşadığı kadar değil de iz bırakan intiharıyla ve intiharını haklı çıkaran şiirleriyle hatırlarız onu. Ölümü hak etmek, haklı çıkarmak ve böyle bir dünyada daha fazla yaşamamak değil yaşayamamaktır dert edindiği. 1958 yılında doğan ve henüz 29 yaşındayken İstanbul’da Beyoğlu’ndaki evinde yatak odasının balkonundan atlayarak ölüme evet diyen bir kadındır.

Şaire manik depresif teşhisi konulmuştu; kendini en yakın hissettiği, Boğaziçi Üniversitesi’nde tez konusu seçtiği şair Sylvia Plath gibi. Kendini bu hayatta en çok Sylvia Plath’a benzetmiş, onu içselleştirmişti. Yaşam ve ölüm arasındaki o ince çizgide gezinen iki kadın; biri otuzunda kendini çığlıksız bırakmış, diğeri ise sadece bir sene önce. Ölümünün ortaklığından kuşku duyanlar, Nilgün Marmara’nın pencereden atıldığını iddia ediyor. Yıllardır ucu açık kuşkular gezinip dursa da bir kısım hala Sylvia Plath’e ölüm ortaklığı ettiğinde kararlı.

nilgun-marmara-yazar

Yaşadığı dönemin etkilerini her zaman üzerinde hisseden şair, 1980 darbesinde Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciydi ve şiirlerini yazmaya başlamıştı. Aynı zamanda şiir çevirileri yapmaya başlayan Nilgün Marmara, 1982 yılında Kağan Önal’la evlenip hayatına Kızıltoprak’ta devam etmişti. Kızıltoprak artık dönemin ünlü şairlerinin uğrak noktası olmuştu. Başta Ece Ayhan olmak üzere Cemal Süreya, Edip Cansever, Tomris Uyar, İlhan Berk, Cezmi Ersöz, Orhan Alkaya, Küçük İskender gibi şairlerin buluşma noktasıydı burası. Özellikle but partisi diye adlandırdıkları pazar günleri… Bu gecelerde şarkı söyleyen Nilgün Marmara’yı, Cemal Süreya, Amerikalı yazar Fitzgerald’ın karısı Zelda’ya benzetince artık adı “Çılgın Zelda” olarak kalmış.

Eşi Kağan Önal’ın işinden dolayı bir süre Libya’da yaşamışlar. Ancak Marmara’nın durumu gitgide kötüleşince Türkiye’ye geri dönmüşler. Doktoru okumaya yazmaya ara vermesini söylese de Nilgün Marmara, dinlemeyip kendisini şiirlerine daha çok vermiştir. Cemal Süreya’ya göre “Bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu.”

Şiirlerinde düş ve gerçeklik arasında sıkışmış kırılganlıkları, inceliklerle yeşerebilecek yaşamları ancak her seferinde daha da derine giden kayıpları işlemiş. Beklemeye, düşünmeye uygun olmayan gecelerin içinde yine de beklemiştir. İnsanların özünü gizleyip, kendilerine dönememesinden yakınmıştır.

“Bütün yalnızlıklarınızın ilenci korusun çoğulluklarınızı cinnet koyun erdemin adını maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın. Hepiniz mezarısınız kendinizin”

Nilgün Marmara’nın şiirlerinde de duyduğumuz “yaşam”, ünlü düşünür Cioran’ın kelimelere döktüğü “bir türlü intihar edememe hali”dir. Hayatın sırrını çözenler çoktan yoldan çıkmışlardır; bu yüzden bir an evvel yola çıkılmalıdır, yoldan çıkılmalıdır. Nilgün Marmara çok genç yaşta belki sırrına vakıf oldu her anının, hayatının. Edebiyat tarihinde çok sık karşılan intiharlardan birini tutup kendine yapıştırmış. “Üzgün adım, ileri marş” deyip ölüme yürümekten çekinmemiştir. Günümüzde ne yazık ki basımı olmayan “Kırmızı Kahverengi Defter” adıyla 1993 yılında Telos Yayınevi’nde yayımlanan günlüğünde dediği gibi belki de “hayatın neresinden dönülse kârdır”.

turk-yazarlar

“Masa da Masaymış Ha” diyebileceğimiz bir masa etrafında buluşan bu şairlerden bize emanet kalanlar; Turgut Uyar‘ın bakmamızı istediği göğe, Edip Cansever‘in en güzel huyu olan mavisinde, Nilgün Marmara‘nın yolumuza koyduğu çırpınan kuşlarına iyi bakmaktır belki.

Nilgün Marmara’nın hatırına; izin verin kuşlara.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Ödüllü Yönetmenden Çöplüklerde Çalışan Çocukların Belgeseli!

Yönetmen Mehmet İsmail Çeçen, şehir çöplüklerinde çalışan çocukları konu alan bir belgesel çekti. 'Mij' (Sis) adlı belgeselde çöplüklerde ekmek parası...

Kapat