Cunda’da Yel Değirmeninin Cazibesine Kapılın

Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı sayısız adadan yerleşime açık tek örnek olan Cunda Adası;  yel değirmenleri, Rum evleri, kiliseleri, otellerinin sakin plajları ve akşamlarının curcunası ile yaz tatillerinin birkaç günlük kaçamakları için son derece ideal bir ortam oluşturuyor.

cunda-adasi-2

Cunda, civarındaki irili ufaklı sayısız küçük adaya nispeten, Ege Denizi’ndeki dördüncü büyük ada. “Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü” diye bilinen bir köprü ile kara bağlantısı Lale Adası üzerinden sağlanıyor. Ayvalık ve Sarımsaklı’dan adaya deniz ulaşımı da mevcut.

cunda-adasi-3

“Alibey Adası” olarak da bilinen Cunda, bu ismini Milli Mücadeledeki kahramanlıklarının anısına, Yunan işgalinde ilk kurşunu atan Ali Çetinkaya’dan almış. Balıkesir, Milli Mücadele’nin hatırasını hala tüm sıcaklığı ile yaşatan bir şehir. Alibey Adası da bunun nişanesi sanki…

cunda-adasi-4

Zeytin ve balık adanın her yerinde kendini gösteriyor. Dondurmacılar, Ayvalık tostunda yarışan büfeler, akşamları Rum tavernaları, fasıl ya da pop müzik seçenekleriyle sizi çekmeye çalışan ve papalina balığı ile meşhur restoranlar, türlü Rum mezeleri, rengarenk mekanlarıyla bu ada, Ayvalık’ın da kalbini oluşturuyor.

cunda-adasi-5

Cunda, Ege’de olduğunuzu hissettirmek görevini üstüne almış. Ayvalık, butik otelleri ve deniz kıyısındaki birkaç restoranı ile Cunda’nın yanında son derece sakin ve renksiz kalıyor.

cunda-adasi-6

Rahmi Koç, adadaki kiliselerden birini müzeye,diğerini ise kütüphaneye dönüştürerek Cunda’ya damgasını vurmuş. Civarda pek çok kilise ve manastır var aslında.Ancak Aşıklar Tepesi denilen yerde yel değirmeni ile inşa edilmiş ve küçük bir kütüphane olarak hizmete açılmış Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı, manzaraya hakim kafesi ile de sizi cezbediyor.

cunda-adasi-7

Agios Yannis Kilisesi olarak 1800’lü yıllarda inşa edilen şapelin, eskiden de meşhur bir kitaplığı varmış. 1924 yılındaki Mübadele, Cunda’nın tüm tarihini etkilediği gibi kilisenin de kullanılamayacak kadar tahrip olmasına neden olmuş.

cunda-adasi-8

1944 yılında geçirdiği depremden sonra daha da atıl duruma gelen kilise ve değirmen, 2006 yılında Rahmi Koç tarafından restore ettirilmiş ve 2007 yılında “Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı” adıyla, Muhtar Kent tarafından bağışlanan, babası Necdet Kent’in kitap koleksiyonuyla hizmete açılmış. Ayvalık tarihinden, sanat tarihine, arkeolojiden tarihe ilgi çekici eserleri görmek, incelemek mümkün.

cunda-adasi-9

Yine Rahmi Koç’un desteği ile turizme ve aslında hayata kazandırılan bir diğer Cunda kilisesi, Baş Meleklere yani Cebrail ve Mikail’e adanan ve bu yüzden “Taksiyarhis” adı verilen bugünkü Rahmi Koç Müzesi. Müzeye dönüştürülen kilisenin ziyaretçi yoğunluğu, diğer kiliseleri tarihten uzak birer iz olarak bırakıyor gönlünüzde.

cunda-adasi-10

Rahmi Koç’un İstanbul ve Ankara’daki müzelerini de anımsatan koleksiyonu ile kilise hem bütün ihtişamını koruyor, hem de teneke oyuncaklar, bebekler, buharlı makineler, arabalar ve daha niceleri ile sizi çocukluğunuza götürüyor.

cunda-adasi-11

1873 yılında inşa edilmiş kilise, müze haline getirilmek üzere 2011 yılında Rahmi Koç Müzecilik ve Kültür Vakfına tahsis edilmiş, 2014 yılında da ziyarete açılmış.

cunda-adasi-12

Cunda’da fiyatları soracak olursanız, otel konaklamaları Temmuz 2015 itibariyle 120 liradan 300 liraya kadar değişebiliyor. Restoranlar az çok aynı. Mezeler yöreye özgü olduğu için kabul edilebilir derecede pahalı. Meşhurlarından daha az bilinenine hemen her restoran tıklım tıklım diyebiliriz . Yani arasanız da kötü yer bulmak muhtemelen pek mümkün olmayacaktır.

cunda-adasi-13

Cunda’nın sokaklarını, çarşılarını gezmek, Taş Kahve’de bir kahve içmek, meşhur sakızlı dondurmalarından yemek bir yana, eğlenceli Rum ezgilerini tercih edebileceğiniz Cunda akşamları da keyfinize keyif katıyor. Özellikle bir Rum mezesi olan sıcak ot, türlü peynirlerin harmanlanmasıyla yapılmış Girit ezmesi, patlıcan ve peyniri birleştiren Rum böreği, tabii ki Ege’nin olmazsa olmazı kabak çiçeği dolması ya da kızartması, denizden çıkan nice canlı akşamları ada sahillerinde sizi bekliyor.

Hülya Utkuluer

Marmara Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldum. Cumhuriyet dönemi müzeleri hakkında bir yüksek lisans tezi hazırladım. Şu an bir müzede (Cumhurbaşkanlığı Celal Bayar Müzesi) müdür yardımcısıyım ve ayrıca tarih doktorası yapıyorum. Seyahat etmek, okumak, yazmak, yeni tatlar denemek, fotoğraf çekmek ve müzeler ilgi alanlarım arasında.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İSTANBUL’UN İKİNCİ TEPESİ VE NURUOSMANİYE CAMİİ

İstanbul’un ikinci tepesi Nuruosmaniye Camii’nin bulunduğu tepedir. İkinci tepede çok fazla mimari yapı bulunur. Fatih Sultan Mehmet zamanında inşa edilen...

Kapat