DALGINLIĞIMIZA GELMEK İSTEYEN BİR KADIN: DİDEM MADAK

Yerel edebiyatta kadın şairlerin yeri ne kadar az olsa da, azımsanamayacak kadar güçlü kadın şairlerimiz var. Şiir yazmanın eril bir eylem olmadığını söylevden çıkarıp, kendilerini şiirleriyle ortaya koymuşlar. Cumhuriyet döneminden itibaren, az sayıda günümüze ulaşmış olsalar da niceliksel değil de niteliksel açıdan sağlam bir yere oturmuşlardır. Belli bir okur kitlesine sahip kadın şairlerimizin daha fazla okunması, anlaşılması için öncelikle varlıklarının kabul görmesi lazım. Nitekim onlar da daha fazla okunmak için değil daha fazla anlaşılmak için yazmışlardır.

Çiçekli şiirler yazan Didem Madak da o kadın şairlerden. 1970 yılında İzmir’de doğup lise ve üniversite eğitimini orada tamamlamış. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş. İlk şiirleri Öküz, Sonbahar, Ludingirra dergilerinde yayımlanmıştır. İlk kitabı olan Grapon Kağıtları ise İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü kazanmış, 2011 yılında, 41 yaşında kolon kanserine yakalanıp vefat etmiştir. 41 yıllık hayatına üç şiir kitabı sığdıran Madak, az ama öz bir okur kitlesine sahip. Anlaşılmak için kendini şiirlere yansıtmış bir kadın. Şiirlerinde kadınsılığını ön plana çıkarıp, iç sıkıntılarından doğan kardeş, anne, eş olarak hayatına devam eden kadınları anlatmıştır. Şiirleri için “Benim hayatımla ve bir kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var, bu meselelerle samimiyet ve cesaretle boğuşuyorum hala. Bütün bunlar yokmuş gibi davranıp, kitabi şiirler yazamam. Şiirleri ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence. Bu yüzden hepsi benden parçalarla dolu. Bu yüzden biraz ‘kadınsı’, durup dururken bağıran şiirler.” demiştir. Ölüm, anne, kuşlar, sevgi, aşk yalnızlık gibi temalar üzerinden yükselen kadınların gündelik hayatını dizelere yansıtmıştır. Şiirlerinde iç sesiyle ya da Tanrı olarak adlandırdığı iç sesiyle konuşmaları, diyalogları çok etkili:

“ve şimdi şöyle dua ediyorum tanrı’ya:

olanlar oldu tanrım

bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!

kaybolmak istemiştim bir zamanlar kapının arkasında yokum demiştim

ve divanın altında da. bulamazsınız ki artık beni, hayatın ortasında.”

Birbirine zıt düşünceleri, karşıtlıkları olsa da hayattan kopmamayı, tutunacak bir şeyler olduğunu daima hatırlatır bize. Annesinin ölümü kendisini çok etkilemiş ve bunu “Artık bütün üzgün oluşumların adı : ANNE!” diyerek çoğu şiirine yansımıştır:

“Şalına sarınırdın toprağa sarınır gibi

Erken öleceğini biliyordun bana bırakmak için

Bu acımasız ölü anne sesini”

didem-madak-1

 

İlk kitabı olan Grapon Kağıtları’ndan sonra 2002 yılında Ah’lar Ağacı ve 2007’de Pulbiber Mahallesi basılmıştır. 2008 yılında da annesinin adını vereceği bir kız çocuğu dünyaya getirmiş. Annesinin yazgısı gibi Madak da henüz kızı Füsun üç yaşındayken hayata gözlerini yummuş.

Ah’lar Ağacı’nı yazmadan önce çok sıkıntılı bir süreç yaşadığını ve sürekli “ah” çektiğini söyler. Sıkıntılarını hafifletmek için akik taşları, kum saati gibi hediyeler alsa da yine de sıkıntılardan kurtulamamış. Bu yüzden Ah’lar Ağacı’nı bir şiir olmaktan öte bir ağıt gibi değerlendirir.

Bazen de bir kız çocuğu gözünden anlamlandırır her şeyi, herkesi:

“çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya:

tanrım bana hiç erimeyen, kırmızı bir bonbon şekeri yolla. eski tül perdelerden gelinlik biçerdik

kardeşimle kendimize durmadan, olmayan çayları, olmayan fincanlardan içerdik.

olmayan kapıları açardık, olmayan ziller çaldığında.

siyah papyonlu olurdu mutlaka resim defterimizdeki damat. yedi günde yarattığımız dünya mutlu olurduk pastel koksa.”

“Bu kitap yoğun istek üzerine yazılmıştır” dediği son kitabı Pulbiber Mahallesi’nde Galata’da yaşadığı Tom Tom Mahallesi ve sakinlerini anlatıyor.

Didem Madak, renkli bir şair. Derdini çiçekli şiirlerle, kedilerle, Pollyanna’ya mektuplar yazarak dile getiren; kadın ve şiirin birleştiği en güzel yaşamlardan. Rastlarsanız değil, bizzat gidip saklandığı yerden çıkarın Madak’ı. Belki sevmezseniz diye yazmış Madak,”şiirden hazzetmeyenler, Grapon Kağıtları’nı yılbaşı ve diğer ehemmiyetli günlerde evi süslemek için kullanabilirler ya da bir ruh çağırma seansında, inatçı ruhlara seslenen bir uyduruk şarkılar olarak mırıldanabilirler.”

*Bilginize : Günümüzde kitaplarını basan Metis Yayınları ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi iş birliğiyle 41 yaşında hayata veda eden Didem Madak anısına 26 – 27 Mart 2015 tarihleri arasında “Şiiri Hayattan Kurtarmak: Didem Madak Sempozyumu” düzenliyor. Sempozyum Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı Kampüsü Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda yapılacak.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Işıkla Yazı Yazmak

Fotoğraf kelimesi Yunanca’dan geliyor.  Anlamı “ışıkla yazı yazmak”tır.  Anlamını en iyi taşıyan bir fotoğrafçı ile tanıştıracağım sizleri. İsmi Walker Evans....

Kapat