Dans Et, Dans Et Yoksa Yok Olup Gideceğiz

‘Elbette ki size söyleyecek söz bırakmayan durumlar vardır.
Yapabileceğiniz tek şey söyleyeceklerinizi hissetmektir.
Sözcükler bir şeyleri harekete geçirmek karşısında kifayetsiz kalır.
İşte dans bu noktada ortaya çıkar…’
Pina Bausch

Kelimelerin dansa dönüşümünü sağlayan Dans Tiyatrosunun kurucusu Pina Bausch’a modern dansın efsane ismi demek doğru olacaktır. Pina  ‘Hareket yalan söylemez.’ düşüncesinden yola çıkarak; sevgi, yalnızlık, nefret, acı gibi hissettiğimiz tüm duyguların dışavurumunu bazen bizi rahatsız bile edebilecek ölçüde gerçekçi bir şekilde dansıyla ifade ediyor. Konuşurken kendini istediği gibi ifade edemediğini dile getiren Pina, onun için bunun en doğru yolunun dans etmek olduğunu söylüyor.

Dans-Et-Dans-Et-Yoksa-Yok-Olup-Gidecegi-1

1940 yılında Almanya’nın Solingen kentinde doğan Pina, macerasına ailesinin restoranında altı yaşlarında dans ederek başlamıştır. 1955 yılında Kurt Jooss’un yönetimindeki Folkwang Academy’de profesyonel dans eğitimine başlamış, devamında da New York Juilliard School’da burs kazanıp eğitim hayatına devam etmiştir.

Folkwang Academy’e 1962 yılında New York’tan geri dönen Pina Bausch, burada ilk olarak solo dansçı olarak başlamış ve 1968 yılında da ilk koreografisini gene burada yapmıştır. Kurt Jooss’un isteği üzerine geldiği Folkwang Academy’de sanat yönetmeliği de yapmaya başlayan Pina, 1972 yılında şimdi Tanztheater Wuppertal Pina Bausch olarak anılan Wuppertal Opera Ballet’deki kariyerine de sanat yönetmenliği yaparak devam etmiştir.

Pina Bausch’u asıl etkileyen yerin Folkwang Academy’deki eğitim süreci olduğunu düşünebiliriz. Çünkü buradaki eğitim süreci dans dışındaki tüm sanat dallarının birbirinin içine girdiği bir ortama sahiptir. Müzik, fotoğraf, heykel gibi diğer sanat dallarıyla etkileşimde bulunduğu bu dönemin Pina’ya olan katkılarını, onun sanat hayatının devamında var ettiği ‘Dans Tiyatrosu’nda görmek mümkündür.

Dans-Et-Dans-Et-Yoksa-Yok-Olup-Gidecegi-2

Pina Bausch’un tasarladığı sahnelerde kullandığı toprak, çiçek, kaya, su gibi materyallerin baskın birer öğe olduğunu söylemek mümkündür. İzlediğiniz sahnenin duygusunu etkileyen materyaller aynı zamanda insanda olaya dahil olma hissi yaratan önemli birer öğedir. Bunun yanı sıra kullandığı müziklerin tınılarının ve hareketlerin tekrarından dolayı ortaya çıkan seslerin sahneyi tamamlayan diğer etmenler olduğunu söyleyebiliriz. Aslında bunların bütününde Pina Bausch bize neyi anlatmak istiyor diye sorduğumuzda, onun söylediği ‘İnsanların nasıl hareket ettiğinden çok, neyin onları hareket ettirdiğiyle ilgilenirim.’ cümlesinin altında yatanı irdelemek doğru olacaktır. Pina’nın sahnesinde bence hepimizin itirafları yer alıyor; şöyle ki kabul edemediğimiz duygularımızın, acılarımızın, tutkularımızın, zaaflarımızın, barbarlığın, şevkatin, çoşkunun, mutluluğun ve en çokta kadın-erkek ilişkisinin yansımalarını izlediğimiz her sahnede görmek mümkündür.

Pina Bausch için her detay çok önemlidir çünkü tüm detaylar aslında bir bütünü oluşturmaktadır. Bütünü oluşturan her adımın ve her mimiğin arkasında durmak gerekir diyor. Bu onun için temelde dürüst olmak anlamına gelmektedir. Pina bizim anlatamadığımız her detayı tüm dürüstlüğü ile sahnesinde yarattıklarıyla bize göstermektedir. Pina Bausch’un dansçılarından birine sorduğu ‘Neyi arzuluyorsun? Tüm bu arzuların kaynağı ne? diye sorarken aslında kendine sorduğunda verdiği cevabı bence sahnesinde ortaya koymuştur.

Dans-Et-Dans-Et-Yoksa-Yok-Olup-Gidecegi-3

Pina Bausch’un anlatmak istediklerinin, dans ile ifade etme biçimi dönemindeki ekollerden farklı olması nedeniyle Wuppertal Opera Ballet’deki ilk gösterisinden sonra tepkiler almıştır. Oysa Pina “Kimseyi taklit etmek istemedim. Bildiğim bir hareket varsa, onu kullanmak istemedim.” diyerek yapmak istediklerinin ona özel olmasını istediğini ifade etmiştir. Tepkilere rağmen Pina önüne çıkan hiçbir engelde kendine çizdiği yoldan çıkmamış ve hareketlerinin arkasında durarak yoluna devam etmiştir. Bugün Wuppertal Opera Ballet’in ”Tanztheater Wuppertal Pina Bausch” olarak anılmasının sebebi de bence budur.

İnsanın izlediğinde kendini içinde bulduğu, farkında bile olmadığı hislerinin dışavurumunu gördüğü, mizahı ve taşlamayı aynı anda algıladığı, ezici hareketlerin etkisiyle tutku ve baskıyı aynı anda hissettiği sahnelerin yaratıcısı Pina Bausch, aslında kelimelerle ‘Anlatılamayanları’ bize sergilemektedir.

Not: Bu video PINA BAUSCH’ un tasarladığı sahnelerin derlemelerinden oluşmaktadır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İçinizi Isıtacak Tiyatro Oyunu “Ölü Ozanlar Derneği” 21 Eylül’de Sahnede!

Yönetmenliğini Hakan Altıner'in yaptığı, N.H. Kleinbaum'un klasikleşen romanından tiyatroya uyarlanan "Ölü Ozanlar Derneği" oyunu 21 Eylül'de sahnede olacak. Daha önce...

Kapat