1972 yılında İstanbul’da doğdum. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Sinema eğitimi gördüm. Fotoğraf çekmeye 1990 yılında başladım. 90’lı yıllar boyunca kameramanlık ve yönetmenlik yaptım. Kısa filmler ve video art işleri gerçekleştirdim. 1992-2002 yılları arasında Hayalet Gemi dergisine düzenli olarak hikâyeler yazdım. 2002 ve 2003 üç yıllarında iki adet kitabım yayınlandı. 10 yıl boyunca metin yazarı olarak çalıştım. Halen bir restoran işletiyorum. Yazmayı ve fotoğraf çekmeyi sürdürüyorum.

Fotoğrafa bir Zenit 122 ile başladım ve bu kamerayla daha çok siyah-beyaz çektim. Pentacon marka bir 50 mm ve 200 mm tele objektifim vardı. Orwo Pan 100, Agfa Pan 100 o yıllarda en çok kullandığım filmlerdi. Daha sonra bir Canon A-1 sahibi oldum. Bu kamerayla uzun yıllar sadece sabit 50 mm objektif kullandım. İlford chrome, Kodak Ektachrome gibi diapozitifleri keşfettim. 400 ve 125 ASA İlford siyah-beyaz filmlerle, 100 ASA Agfa, Fuji gibi renkli negatiflerle çok fotoğraf çektim. Şu an bir Nikon D90’ım ve ona uygun birçok objektifim var. Halen hem analog hem dijital kameralarımı kullanıyorum. Kameralarıma obje olarak sevgi duyarım. Onları bedenimin bir parçası haline getirip adeta organımmış gibi kullanmayı severim.

Fotoğraf sanatı 70’li ve yıllarda henüz küçük bir çocukken ilgimi çekerdi. Eczacıbaşı ilaç firmasının desteğiyle yayımlanan fotoğraf kataloglarını incelerdim. O Dönemin Şahin Kaygun, İzzet Kehribar gibi Türk fotoğrafçılarından, muhteşem Ara Güler’den ve Henri Cartier-Bresson’dan etkilendim. Rembrandt, Van Gogh ve Warhol’u hep çok sevdim. Sinema filmleri, video art işleri ve edebiyat, fotoğraf felsefemin oluşumunda pay sahibi oldu. Günümüzde özellikle Japon fotoğrafçıların işlerine bakmaya çalışıyorum. Fotoğrafın an’ı yakalamak değil an’ı kurgulamak olduğunu düşünürüm. Çok iyi yakalanmış bir fotoğraf yoktur, bütün fotoğraflar kurgudur, iyi kurgulanmış fotoğraf vardır. Fotoğraf çekme işinin çok hızlı gerçekleşmiş olması bu gerçeği değiştirmez. Her fotoğraf yeni bir şey söylemek zorundadır. Taklit ve tekrar fotoğraflar ne yazık ki çöpten başka bir şey değildir. Fotoğrafçı özgün bir tarza sahip olmalıdır. Bu onun imzasıdır. 25 yıl geçmesine rağmen fotoğrafa karşı açlığım sürüyor. Klasik ya da minimal her türden fotoğrafı çekmeyi seviyorum. Grafik öğeler, rengârenk lekeler, flu alanlar, yansımalar, tuhaf hisler ilgimi çekiyor. Dünyanın herhangi bir yerindeki bir şehirde sokaklarda dolaşmak ve fotoğraf çekmek beni çok mutlu ediyor.

derya_erkenci_3.jpeg derya_erkenci_4.jpeg derya_erkenci_5.jpeg derya_erkenci_6.jpeg derya_erkenci_8.jpeg derya_erkenci_9.jpeg derya_erkenci_11.jpeg derya_erkenci_12.jpeg derya_erkenci_13.jpeg derya_erkenci_15.jpeg derya_erkenci_16.jpeg derya_erkenci_17.jpeg derya_erkenci_18.jpeg derya_erkenci_19.jpeg derya_erkenci_20.jpeg derya_erkenci_21.jpeg  derya_erkenci_23.jpeg _DSC3824k 1 6

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Seyahat Arkadaşlarımız: Kitaplar

Selam olsun tüm sırt çantalı gezginlere, maceraperestlere ve yol sevdalılarına! Merhaba tüm sırt çantalı gezginler ve seyahat severler. Sırt çantamızda...

Kapat