Diane Arbus Üzerine

Arbus’un işleri istisnasız herkesi hedef almakta bunu yaparken radikal bir aktivist gibi görselleri ile topluma başkaldırmaktadır. Zira Arbus ötekilerin fotoğrafçısıdır. Fahişeler, akromegali ve jigatizm hastaları, transeksüeller, toplumun kimsesiz kral ve kraliçeleri… Fotoğraflamış olduğu şahısların en büyük özelliği Arbus dışında kimsenin daha önce bu insanlarla ilgilenmemiş olmasıdır. Konularını kendi habitatlarında fotoğraflayarak dokümanter bir boyut kazanmıştır. İnsanların yaşadıkları yerler onların özlerini anlamamız, hissettiklerini hissetmemiz açısından çok önemlidir. Arbus “ucube” etiketi altındaki bu şahıslarla geçirdiği vakitte gerek özünü bulmuş gerekse benliği hakkında çeşitli sorulara gark olmuştur. Nitekim “Her türlü zorlayıcı koşuldan muaf olarak büyüdüm. Acı çektiğim şeylerden biri de hiçbir zaman güç koşulları hissetmemiş olmak ve  gerçek dışı gelen bir ortamda yetişmiş olmaktı.” sözleri, bu insanlarla vakit geçirmesinin başlıca sebebinin kendisi ile alakalı bir arayış olabileceğini göstermektedir zira Arbus fiziksel olarak hiçbir sorunu olmamasına karşılık ruhsal anlamda kendini ötekileştirilmiş hissetmektedir. Arbus fotoğraftaki kişilerin sosyal konumlarını ele alırken benliklerini geride bırakmaz. İzleyiciyi kendi hayatlarından çok daha farklı bir hayata bakmaya zorlar. Karanlık görünen fotoğrafları aslında empati ile yoğrulmuştur. Bunu yaparken insanlarda acıma duygusu uyandırmamaya özen göstermiş midir yoksa bu ondan bağımız bir biçimde mi gerçekleşmiştir bilemiyorum. Fakat kendi hislerini seyirciden de talep etmekte olduğu bir gerçektir.

Arbus ötekileri kucaklarken ötekinin karşıtı olan aristokrasiye karşı oldukça sert bir tutum izlemektedir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Arbus‘un bu davranışı aslında oldukça “biriciktir”. Zira nevi şahsına münhasır bu kadın içine doğmuş olduğu gerçeklikle beraber birçok toplumsal kuralı göz ardı etmiştir. Kariyerinde ilerlemek ve cinsel özgürlüğe kavuşmak için eşinden boşanması örneklerden sadece biridir. Bu bağlamda model ile fotoğrafçıyı ayırmamamız gerekli zira Arbus‘un çektiği insanları ikna etmesi dışında, karakteri de modelininki ile birleşip karelerine yansımıştır. Hırçın duruşu o zamana kadarki tüm güzellik algılarını ayaklarının altına almasına imkan tanımıştır. Fotoğraflarındaki teknik kusurlar fotoğraflamakta olduğu gerçekliklerle o kadar uyum içerisindedirler ki bu kusurları kusursuz görmek mümkün hale gelmişlerdir. İşleri cüretkar sayılsa da hümanizmle harmanlanmıştır. Zira toplumdaki bu şahısların çekilmesinin “cüretkar” adı altında tartışılması hümanizme sığmamaktadır. Arbus izleyicilerin ve çektiği kişilerin maskelerini indirirken kendi maskesini de indirme çabası içerisindedir. Ona göre hayat genelde değil ayrıntıda gizlidir.

Diane-Arbus-Uzerine-1

Diane-Arbus-Uzerine-2

Diane-Arbus-Uzerine-3

Diane-Arbus-Uzerine-4

Diane-Arbus-Uzerine-5

Diane-Arbus-Uzerine-6

Diane-Arbus-Uzerine-7

Diane-Arbus-Uzerine-8

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Fuseli’nin ‘Kabus’ ‘Bela’sı

Sanat’ta Romantizm akımı 18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başında başlar ve dönemi, önceki dönemlerden ayıran en büyük özelliği Kant, Schlegel...

Kapat