Dinlemek Sizi Bir Sanatçı Yapabilir!

Merhaba, sevgili güzel ruh. Seninle tanışmamız iletişimin başı olan dinleme sanatıyla olsun istedim. Lütfen kulaklarınızı ve yüreğinizi dört açınız! Çünkü anlattıklarımı yüreğinizle de duyacaksınız.

Dinlemek! Kuşların cıvıltısını, sabahın sessizliğini, şehrin gürültüsünü, bebeklerin o masum  gülüşlerini, yağmurun camına vururken ki o tılsımlı sesini, vicdanının sesini,yüreğinin sesini dinlemek,kendini dinlemek! En zoru da budur aslında!

Her gün yenilenen, üzerinde çöplerin akıp gittiği bir nehir gibi, o çöpleri almadan geçip gitmesine izin vermek, zihni izleyebilmek,ona tutunmamak.

Zihnimizin dışındaki o iç sesimizi, sezgilerimizi, öz benliğimizi dinlemek! Bu dalga dalga yayılan bir enerjidir. İnsanoğlu kendini fark etmemek , bedeninin sesini, ruhunun sesini duymamak için sürekli maddi dünyaya yönelir ve mutluluğu sürekli bir şeyler ile meşgul olmaya bağlar. Bilmez ki mutluluk kendine zaman ayırmaktır. Öylesine değil ama. Anlamak üzere zaman ayırmak. Duymak üzere. Sürekli zırvalayan zihni dinlemek, onu anladığımızı ama birlikte olamayacağımızı söylemek. Belki de zihnimizin sadece duyulduğunu kabul etmeye ihtiyacı vardır. Böylece daha sağlıklı kararlar verebiliriz. Ne dersiniz?

Dinlemek en büyük sorunumuz, hatta tüm sorunların bir lav gibi yayılmasında en büyük etken dinleme volkanımızı patlatmak! İki kulak yeterli mi sizce  dinlemek için? Karşınızdakinin konuşması bitene kadar susmayı çok iyi becerenlerden olduğunuz için çok iyi bir dinleyici olduğunuzu mu düşünürsünüz? Anlatıyorum ama karşımdaki beni dinlemiyor deyip kendinizi temize mi çıkarıyorsunuz? Konuşan fakat bir türlü anlaşamayan çiftlerden misiniz? Daha neler neler! Dinleme Sanatı kitabı okullarda ders olarak okutulması gerekecek  kadar mühim bir kitap. Hatta politikacılar, hatta üst düzey yöneticiler, hatta psikologlar ,hatta hakimler! En önemlisi de ebeveynler, öğretmenler! Peki bu kitap neden mi bu kadar önemli? Kapağındaki  deniz kabuğu bile sanırım kitabın içeriğinin ne kadar önemli konuları ifade ettiğini çok güzel bir metaforla anlatıyor. Aslında hepimiz bir dalgayız, hepimiz bir deniz kabuğu. Bazen dinleyen, bazen dinlenen. Ama o deniz kabuğunu kulağımıza iyice koymamız gerek  denizin dalga seslerini duymak için, anlamak için, hissetmek için. Sadece deniz kabuğu ve siz olmanız gerekir o anda. Tüm seslerden izole olmanız, belki de o güzel rahatlatıcı dalgaları duyabilmek, bile isteye  diğer seslerden en önemlisi zihninizin sesinden bile vazgeçmeniz gereklidir. Tam da bu noktada zihinden bahsetmek gerek ki, kendisi karşımızdaki kişinin anlattıklarını evirip çevirip kalıplara sokmakta ustadır. Bir arkadaşınızın size bir olayı anlattığını düşünün, zihin bu noktada hemen benzer bir olayı yaşayıp yaşamadığınızı sorgular, arşivi karıştırır ve bulduğunda da şöyle der; ‘ben de geçen gün aynen şunu şunu yaşadım’ ya da ‘benim de benzer bir patronum var  ‘vs gibi örneklerle kendini  olayla özdeşleştirir. Peki bu sizi rahatlatsa da karşımızdakini ne kadar memnun eder dersiniz? Bunu eminim birçoğumuz yaptık, yapıyoruz ve üstelik dinlediğimizi, anladığımızı düşünüyoruz. Aslında rol çalıyoruz!

Kendimizden yola çıkalım. Yani hayat yolculuğumuzda aslında ilk başlamamız gereken yerden. Bazen  karşınızdakinin hiçbir yorum yapmadan sadece dinlemesini istediğiniz zamanlar olmadı mı? Dinlemek dost sohbetlerinde bazen karşılıklı alışverişe dönebiliyor. Anlatıyoruz anlatıyoruz ve arkadaşımız o sırada kendi anlatacaklarını düşünüyor. Çünkü dinliyor gözükmesi yeterli. Sözüm ona amaç anlatmak, rahatlamak ya. Ha duvar ha o . İşte bu noktada dinlemek anlamını, etkinliğini kaybediyor. Çünkü söylediklerimizin anlaşılması duygularımızı paylaşma bakımından en değerli sebeptir. Aksi takdirde kısa süreli bir rahatlama sağlarız.

ZİHNİNİZDEKİ ÖRTÜYÜ KALDIRMAYI DENEDİNİZ Mİ?

Altını bolca çizdiğim kelimelerle dolu bu özel kitabın  yazarı Michael P.Nichols sözlerinden kısa bir derleme yaparak not aldığım bu sözleri aktarmak istiyorum.

‘İnsanların sözlerindeki en önemli örtülü mesaj içeriğin arkasındaki duygularıdır. Küçükken ve daha yetişkinler gibi duygularımızı maskelemeyi bilmezken iletişimimiz beceriksizce saklanmaya çalışılmış duygularla doludur. Anlayışı iyileştirmenin en etkili yollarından biri insanların söylediklerinden bu örtülü duyguları duyabilmektir.İki şeyi yapabilsek yanlış anlaşılmaların çoğu giderilebilir: Karşımızdaki insanın bakış açısına saygı göstermek ve örtülü kalanları netleştirmek.’

DİNLEMEK SIRTIMIZDA TAŞIDIĞIMIZ BİR KÜFEMİ?

Empati kelimesini çok kullanırız ama içini boşaltarak. Neden  mi? Çünkü empati yapıyorum diyoruz ama karşımızdakinin anlattıklarını kendi perspektifimizle değerlendirmeye çalışıyoruz,kendi doğrularımızın evrensel geçerliliğine inanıp, kendi bakış açımıza göre dinliyoruz ve empati yaptığımızı sanıyorum.Farklı renklerin de olabileceğini düşünmüyoruz. Sanıyoruz ki ‘kırmızıyı seviyoruz’ diye herkes kırmızı sevecek.Oysa ki gerçek dinlemeyi gerçekleştirebilmek için gerekli olan empati, kısa bir süreliğine de olsa başka bir insan için var olmak ve egolarımızı,ön yargıya sebep olan örtülü varsayımlarımızı ,arzularımızı beklemeye almaktır. ’Empati bir angajman formudur’ diyor sevgili yazar.

“Söz söylemek için önce duymak, dinlemek gerek, sen de söze dinlemek yolundan gir. ”Mevlana

PEKİ YA KARŞI CİNSLE OLAN İLETİŞİME NE YAPMALI?

Birazda ilişkilere değinelim. Sevdiğimiz insanla olan ilişkimiz. Ah işte şimdi elimizi taşın altına sokmak gerekiyor! Eşimiz,nişanlımız ya da uzun süredir görüştüğümüz, bu özel duyguyu deneyimlediğimiz kişiyle olan ilişkimiz. İnanın yıllarca görüşmüş olan yıllardır evli olan ama hala sorunları kısa sürede çözümleyemeyen, karşılıklı anlayış içinde konuşamayan bir sürü çift var. Peki neden? Yanlış olan şey ne?İletişimimizin kalitesi sizce ilişkimizin süresiyle doğru orantılı mı? Keşke olsa, keşke bu kadar doğru orantı kurup, matematiğe indirgeyecek kadar bir oranlamayla çözülüverse değil mi?

‘Bir şeyleri  değiştirme, düzeltme dürtüsü son derece doğal olduğu kadar büyük ölçüde de yapıcı bir şeydir. Fakat ilişkileri, evlilikleri sonsuza kadar üzerinde çalışılarak düzeltilip sürekli iyileştirilebilecek bir düzenleme gözüyle  bakanlar çok yanılırlar. Çoğu problem çözülebilir fakat olaylara senin gözünle bakmayan biriyle yaşamak bunlardan biri değildir. Evlilik bazen farklılıkları çözmek değil onlarla birlikte yaşamayı öğrenmek demektir… Kadın daha çok konuşmak istiyor. Erkek daha az kavga istiyor. Hedeflerine ulaşmak için ikisinin de karşısındakinin istediklerini biraz daha fazla yapması gerek. Çünkü tango için iki kişi gerekir.’

Partnerinizi onu kendi güçlü yanlarınıza göre ölçerek değerlendirmeyin; partnerinizi kendi güçlü yanlarıyla ölçüp biçin. Hepimiz kendimiz olmak isteriz değil mi? İki insanı bir çifte dönüştüren süreçte birbirini idare ederek, farklı renklerle bir gökkuşağı oluşturabilmek değil midir? Rivayet edilene göre gökkuşağının dibindeki altınlarda bir bütün olmanızın ödülü! Tamamlanma hali! Ayrı ama aynı zaman da bütünlük yaratma!

EBEVEYN  OLARAK iletişim kurmak!

‘Bir anne oğluna oyuncaklarını kaldırmasını söylediğinde çocuk babası onu azarlayana kadar annesini kale almadıysa, etkileşimli davranış modeli geliştirilmiş olur. Tekrarlanırsa babanın disiplin sağlayan, annenin ise pasif ebeveyn oldukları bir yapı oluşur. ’diyor Michael P.Nichols. Çoğumuz bunu zaten deneyimlemişizdir. Türk aile yapısındaki ataerkil sistem genellikle rol model şeklinde aktarılır. Ama bu kısır döngüyü bozmak ve aile dizimimizi doğru iletişim üzerinde oluşturmak gerekir.

Çocukları dinlerken aklımızda bulundurmamız gereken en önemli şey, istediklerini anladığımızı göstermek ve yapmak arasındaki farkı anlamak, akıllıca davranmaktır. Bir çocuk yatmak istemediğini söylediğinde, bu bir taleptir. Bu isteği değerlendirmeden önce çocuğa erken yatmak istememe  duygusunu anladığını hissettirmesi gerekir. Michael P.Nichols ne güzel demiş: Otorite ile anlayış taban tabana zıt kavram gibi görünse de el ele verirler.

İŞ YERİNDE İLETİŞİM

Birlikte çalıştığımız insanlar bazen adaletsiz davranabilir. Tepki koymak ve başkaldırı arasındaki farkı bilmemiz gerekir. Başkaldırmak aynı görüşte olmadığınızı söyleyip yanılıyorsun demektir. Karşı koymak ise ‘ben böyle düşünüyorum’ demektir korkmadan. Karşı koymak tepkiseldir. Karşı koyan bir görüş,başkaldıran bir sesten daha çok duyulur.

İlişkileri insanları değiştirmeye çalışarak değiştiremezsiniz. Unutmayın ki her şey bir insanın değişmesiyle başlar. Ve bu dalga dalga yayılır. Önemli olan sizin değiştiremediğiniz iletişimlerde, karşınızdakinin değil kendi eksiklerinizi bulup, hayrınıza olan açıdan kendinize pay çıkarmaktır. Nasıl davranılmasını istiyorsanız, aynalama yöntemiyle karşınızdakilere bunu fark ettirebilirsiniz. Aslında çabayı önce kendimize düşen konularda göstermek gerekli.

“Dinlemek, çivisi çıkmış bir dünyada adalete talip olmak demektir. Dinleyebilen insanlar ötekine karşı daha adil olur. İnsanın insana duyduğu ahlâki sadakatin özünde, dinlemek vardır.”  Mevlana

Birey ve toplum olarak birbirimizi dinlemeye ekmek, su kadar ihtiyacımız var. Ruhsal açlık insanların anlaşılma isteğiyle doğuyor.Toplumumuzda birçok insan sadece dinlenmek için bile psikoloğa gidebiliyor. Eşine kendini dinletemeyen, çocuğuna sözünü geçiremeyen, patronuyla çatışma yaşayan ve birbirini eleştirmek için dinleyen birçok politikacı ve daha nicesi gibi uzayıp giden örnekler gösteriyor ki, dinleme konusu aslında sorunların temelini oluşturuyor.Kitapta bununla alakalı örnekler üzerinden akıcı bir anlatım sunulmuş. Sindire sindire okunması gereken, bolca altını çizeceğinizi garanti ettiğim, yaşam kalitenizi yükseltecek, farkındalık sahibi yapacak harika bir kitap Dinleme Sanatı. Bu sanat hem zor hem hayat kurtarıcı.

Ruhsal bütünlüğümüzü anlayabilmek, sevgi yolunda ilerleyip, bakış açımızı geliştirmek niyetindeysek lütfen bu yazı hepimiz için bir şifa olsun, bir farkındalık oluştursun!

Keyifli dinlemeler olsun, iletişimimiz bir halat gibi sağlam olsun ve anlayış gemimiz hep limanda güvende kalsın!

İlknur Öztulum
Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakultesi mezunu.
Piyano öğretmenliği yapıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Oxford Sözlükleri’ne Yeni Sözcükler Eklendi!

Dünyanın öncü sözlük serilerinden 'Oxford Dictionaries' (Oxford Sözlükleri), son dönemde ABD'de ve tüm dünyada yaygın kullanılan yeni sözcükleri sözlüğüne ekledi....

Kapat