DİZELERİNİ KALBİMİZE DEMİRLEYEN ADAM:STING

Luc Besson’ın muhteşem başyapıtı ”Leon” filminin sonunda bir müzik girer, ilk tınısından beri sizi büyüsüne katar, uzaklara götürür. Sadece ismine bakılırsa ‘güzel melodili bir aşk şarkısı daha’dır ama aslında her dinlediğinizde ve film tekrardan her izlendiğinde ‘’masumiyete övgü’’ melodisidir; yapıttaki kusursuzluğu, hayata kök salmayı betimleyen şahanedir ‘’Shape of My Heart’’ ve Sting’i sevmeye başlama sebeplerimizden sadece biridir.

 

Sting’in asıl ismi ‘’Gordon Matthew Thomas Sumner’’dır, çocukluğu kuzeydoğu İngiltere’nin tersanelerinde geçer ve babasıyla gemilere satış yaparken gözüne çarpan, terk edilmiş bir klasik gitar artık aklından çıkmaz olduğunda müzik hikayesi de başlar. Jimi Hendrix ve daha sonraları beraber çalacağı Eric Clapton’ın da içinde bulunduğu ‘‘Cream’’ şarkılarından etkilenir. Öğretmenlik okuluna başlar, hatta birkaç sene bir ilkokulda öğretmenlik de yapar. Üniversiteden ve okuldan artakalan zamanlarında çeşitli caz gruplarıyla çalarken herkesin ilgisini çeken ismine kavuşur; Phoenix Jazzmen’le çaldığı bir akşam üzerinde şeritleri olan siyah ve sarı bir kazak giymiştir ve grup üyesi Gordon Solomon, o akşam Gordon’u, tam bir arıya benzetir ve bu takma isim artık o kadar vazgeçilmez olur ki 1985’te ‘’Bring on the Night’’ gecesinde bir gazeteci Sting’e ‘’Gordon’’ diye seslendiğinde Sting, ‘’Çocuklarım bana Sting diyor, annem beni Sting ismiyle çağırıyor, Gordon da kim?’’ der ve hatta 2011’de Time dergisine verdiği röportajda şunu da ekler: ‘’Hiçbir zaman Gordon ismiyle çağrılmadım. Sokakta Gordon ismini duysam arkama bile dönüp bakmam.’’

1977’de ani bir kararla cebinde tek bir telefon numarasıyla müzik yapmak için Londra’ya gider ve ‘’The Police’’ grubu olarak ‘’Reggatta de Blanc’’ albümünde ‘’Message in a Bottle’’ ile İngiltere’de ilk hit olacak parçalarını yayımlarlar, 1978 ve 1981 yılları arasında Londra’da punk müzik kökenlerinden gelip, reggae tınılı minimalist pop-rock, caz türlerinde gezinen ‘’New Wave’’ grubu ‘’The Police’’, 75 milyondan fazla plak satar, toplamda altı Grammy ödülü, listelerde birincilikler ve İngilizlerden ‘’Outstanding Contribution to Music’’ gibi çok önemli ödüller alırlar ve bize de ritim yürüyüşlerine eşlik eden sözleriyle adeta bir marşı anımsatan, takibi elden bırakmayan aşk şarkısı ‘’Every Breath You Take’’miras kalır. Şarkı 1983’ün en çok satılan single’ı olmasının yanı sıra Rolling Stone listesindeki en iyi 500 şarkı içine 83 numaradan giriş yapar ve daha da önemlisi o sene rakibi  olan efsane Michael Jackson şarkısı Billie Jean’i geçerek Grammy ödülünü alacak kadar çok sevilir.

18 Ağustos 1983’te Shea Stadyumu’nda grup olarak son konserlerini verirler, hiçbir zaman resmi olarak grubun dağıldığını açıklamasalar da grup üyeleri solo çalışmalarına yönelirler. Sting yardım konserleri ile de dikkat çeker ve 1985’te Dire Straits’in ‘’Money for Nothing’’ şarkısına Wembley Stadyumu’nda vokal yapar. 1987’de, ‘’Nothing Like the Sun’’ albümünde öyle bir şarkı yazar ki Sting, aslında aynı melodinin içinde dönüp dururken hayatı, yağmur damlalarını ve aklımızdaki o küçük izi unutmamayı hatırlatır, aslında aynı hayatın içinde dönüp duran biz insanlara. ‘’Fragile’’, 1987’de Nicaragua’da Kontra tarafından öldürülen hidrolektrik mühendisi Ben Linder’a adanmıştır.

  ”For all those born beneath an angry star

   Öfkeli bir yıldızın altında doğan biz insanlar…

   Lest we forget how fragile we are… ”

   Ne kadar kırılgan olduğumuzu unutmayalım diye…

  (Sting, Stevie Wonder- Fragile)

1993’te çıkan ‘’Ten Summoner’s Tales’’ albüm ismi Chaucer’ın ünlü Canterbury hikayelerinden ve Sting’in artık kullanmadığı soyadının bileşiminden oluşan bir sözcük oyunudur  ve içinde Sting’in İstanbul konserinde giriş şarkısı olarak çaldığı ‘’If I Ever Lose My Faith In You’’ ile birlikte ‘’Shape of My Heart’’, ‘’Heavy Cloud No Rain’’ ve muhteşem göklerde güneşi unuttuğumuz ‘’Fields of Gold’’ vardır ki Sting 1994’te yayımladığı ‘‘Best Of’’ albümünün ismini de ‘’Fields of Gold’’ olarak koymuştur.

‘’Desert Rose’’… Her zaman albümlerine de farklı dillerde isimler vermesi ile tanıdığımız Sting bu kez de doğu kültürünün gizeminin içinde sakladığı tutkuyu notalarıyla taşımış, Cezayirli sanatçı Cheb Mami ile olan düetiyle ve şarkının vazgeçilmez cazibesiyle ‘’Desert Rose’’, o sene Türkiye’de de müzik kanallarında en çok dinlenen ve hala bir dinleyişle yetinemediğimiz şarkılardan olmuştur.

Aktivist, aktör, söz yazarı, besteci, gitarist Sting 2013’te çıkardığı ‘’The Last Ship’’ albümünde babasıyla tersanelerde geçirdiği zamanlara döner ve bu dönüşün sebebini de şöyle açıklar: ‘’…Günler,geceler,aylar,yıllar boyunca bir şey yazamamak, üretememek bir kabustu ve kendime sorduğum tek soru, ilham perilerinin beni neden terk ettiği olmuştu. En sonunda, kendi hakkımda yazamıyorsam, neyi yazabilirim dedim ve gençliğimde terkettiğim topraklar kaybettiğim esin perisini bana cömertçe geri verdi…’’ der ve 2014 sonbaharında Broadway’de kendi ismiyle sahnelenecek oyun için yazdığı şarkılarda fark ederiz ki Sting çoğu zaman sokakta güneşi bile kapatacak kadar büyük olduğunu anımsadığı gemiler inşa eden emekçilerin hikayesini bize anlatmaktadır, çocukluğu boyunca kötü çalışma şartları içinde çalışan işçilerin daha sonra devasa gemileri ile duydukları gururu hissetmiştir ancak bu ona göre çok küçük bir dünyadır ve bu yolculuğa bir kere çıkıldı mı geriye dönmek zordur. Gordon, çocukken kendi hayatının da böyle bir çıkmaza gireceği korkusuyla yaşamıştır, gemilerin yola çıkışı, eve dönüşü, bu yolculukta keşfettikleri aslında Sting’in kendine dönüşüdür; eve döndü Sting ve bize de bu Celtic tınılarını taşıyan albümü dinlemek ve onun yolculuğunu anlatan muhteşem oyunu izlemek için Broadway’den bilet alma hayali kurmak düştü.

It’s a strange kind of beauty,
It’s cold and austere,
And whatever it was that ye’ve done to be here,
It’s the sum of yr hopes yr despairs and yr fears,
When the last ship sails…

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İtalya’da Barok Sanat ve Yaratıcısı Caravaggio

Bu yazıda, adını delilikle anılan ressamların arasında gördüğümüz ve Barok sanatının yaratıcısı olarak nitelendirilen Michelangelo Merisi De Caravaggio'nun yalnızca hayatı...

Kapat