“Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır”

“…Her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur, bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. Hiçbir insan yüzde yüz kendisi olamamıştır, ama yine de herkes gücü yettiğince ilerler bu yolda, kimi biraz daha gözü açık kimi biraz daha gözü kapalı.”

Yukarıdaki sözcükleri kullanır Herman Hesse ‘Demian’ adlı kitabında. ‘Kimi biraz daha gözü açık kimi biraz daha gözü kapalı’. Buradaki gözden kasıt görme organımız kadar hissetme, bilme parçamız olan gönül gözüdür aynı zamanda. Kişinin ve evrenin ruhunun ortak gözü. Oradaki açıklık ne kadar netse yaşam yolculuğu da o oranda berraktır. Bu berraklık iyilik ya da kötülük, iyi yol ya da kötü yol anlamlarına gelmez tabii. Kitabın da odak noktası tam olarak budur. İyinin ve kötünün iç içe geçişindeki ahenk, bu ahengin varlığını kabullenmedir.

“…Ayaklarım çamura batmıştı ve paspasa sürerek çıkarılacak gibi değildi çamur, evimize hiç aşinası olmadığı gölgeleri kendimle birlikte sürükleyip getirmiştim. O zamana kadar yanımda ne çok sır taşıyıp getirmiştim eve, ne çok korku getirmiştim ama bugün bu odalara taşıdıklarımın yanında hepsi çocuk oyuncağı kalırdı…”

Henüz küçük bir çocuk olan Emil Sinclair, kendisine oldukça ağır gelen bir suç işler ve içine girdiği ruhsal durum ona yukarıda yer alan sözleri söylettirir. Bazılarımız zaman zaman Sinclair gibi dehşet içinde hisseder, yaptığımız o ‘kötü’ şeyin utancı içinde korkunun boşluklarında gizlenir, o köşede görünmez olmak, unutulmak isteriz. Sinclair de işlediği suçun ailesi tarafından bilinmesini istemez fakat diğer yandan da söyleyip kurtulmanın, bu içsel cezanın son bulmasını düşler. Bu iki zıt duygu arasında günlerini geçiren Sinclair, bir yandan da içinde farklı devinimler hissetmeye başlar. Ruhunda kopan fırtınalar, bulunduğu güç durum kendini hem rezil biri gibi hem de üstün biri gibi hissetmesine neden olur. Öyle bir an gelir ki, içinde babasına karşı bir küçümseme duygusunun yeşerdiğini fark eder.

“…Babamın kutsallığında ilk kez bu anda bir çatlak belirmiş, şimdiye kadar çocuk yaşamımı sırtımda taşıyan ve kendi kendisi olabilmek için insanın yıkması gereken temel direklere ilk darbe bu anda inmişti. Herkesin gözünden kaçan böylesi yaşantılar, yazgımızın izleyeceği önemi küçümsenmeyecek asıl doğrultuyu oluşturur. Böylesi bir darbe atlatılır, çatlak görünürde kapanır zamanla, toparlar kendini ve unutulup gider, ama gerçekte hepsinden gizli saklı bir köşede sürdürür yaşamını, kanamaya devam eder.”

İçindeki ilk bulantıyla belki birkaç yaş birden büyüyen Sinclair, yaşam yolculuğunda ağır ağır ilerlerken karşısına tüm yolculuğun rotasını etkileyecek bir delikanlı, bir yabancı, bir dost çıkar. ‘Demian’.

Mutlaka Bakınız  Fotoğraflarla Elvis Presley

“…Her bakımdan ötekilerden değişik biriydi Demian, tümüyle kendine özgü bir kişiliğin damgasını taşıyordu. Dikkati çekmesi de bu yüzdendi. Ne var ki, dikkati çekmemek için elinden geleni yapıyor, köylü oğlanlar arasına karışıp onlardan biri gibi görünmek için her türlü zahmete katlanan kılık değiştirmiş bir prens gibi davranıyordu.” 

Demian’ın gördüğü herkesten farklı havası Sinclair’i büyüler, ondan hem nefret etmesine hem de onu fazlaca merak etmesine neden olur. Zaman ilerler ve Demian Sinclair ile arkadaşlık kurar, ona farklı konulardan bahseder. Ya da bilindik hikayelere farklı pencereler açarak Sinclair’in yeni bakış açıları kazanmasını sağlar. Büyülü yabancı Demian, Sinclair’i şaşırtır ve derinden etkiler.

Sinclair, kitabın ilk sayfalarında bize ‘öteki dünya’ kavramından bahseder. Buradaki öteki dünyadan kasıt; ‘suçun içinde yaşayan, suça bulaşmış insanlar’dır. Dine göre günah kabul edilen yaşamı sürdürenler Sinclair’e göre o dönemlerde ‘öteki dünya’da yer alırlar. Sinclair, içinde taşıdığı masum dünyaya olan sevgisine rağmen ‘öteki dünya’ya da ilgisi olduğunu keşfeder. İki dünyayı da sever birbirinden ayırmak istemez. Ki bu keşfediş çocukluğunun ilk yıllarına dayanır. Tüm bu gelişim evreleri, keşfedişler, önceleri ve sonraları kitabın büyülü sayfalarında saklı…

Doğu edebiyatı ve mistisizmine düşkünlüğüyle bilinen Herman Hesse, Siddhartha kitabında olduğu kadar yoğun işlemese de birlik ve bütünlük düşüncesini ‘Demian’da da ele alır. Hesse, İyinin ve kötünün birliğini, iyinin kabul edilip kötünün yadsınamayacağını karakterlerin ağzından naif bir üslupla okuyucuya aktarır. Kitabın büyülü karakteri Demian ise iyi ve kötü üzerine dostu Sinclair’e şu konuşmayı yapar:

“…Bana sorarsan, her şeye saygı duymalı ve kutsal bir gözle bakmalıyız; yalnız yapay yoldan öbüründen ayrılıp resmen kabul edilen yarısını değil, tümüyle dünyayı böyle ele almalıyız.”

Yeni düşünce ve hislerle yoğrulan Sinclair, içindeki kaostan yeni bir canlının doğmaya hazırlandığını fark eder. Sinclair, kendi kendini doğurmanın eşiğinde bir resim yapar. Yaptığı resim, kendi ‘ben’ini yeniden inşa eden tüm insanlığın ortak tablosunu simgeler. Ve resim şu sözlerle özetlenir. Sözler, resim kadar kitabın da ufak bir özeti niteliği taşır:

“Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır…”

 

Saniye Kaya

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi – Arkeoloji.
Sanat Karavanı Gündem Editörü.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
3 Dakikalık Bu Video 33 Şarkı ve 4 Kişi İçerir!

Yetenekli 4 yakın arkadaşın bir araya gelmesiyle sadece 3 dakikaya sığdırılan ve 33 parçadan oluşan bu video, 2014'ün popüler parçalarını...

Kapat