Dünün Sarayları Bugünün Müzeleri

Osmanlı İmparatorluğu’ndan, Türkiye Cumhuriyeti’ne; pek çok saray, kasır, köşk miras kaldı. Peki, bu mirası tanıyor muyuz? İmparatorluğun izlerini Bursa, Edirne ve İstanbul’da, yani üç başkentte; camilerle, köprülerle, çeşmelerle, sebillerle, türbelerle sürmek keyiflidir. Saraylarsa imparatorluğun en görkemli köşe taşlarıdır. Tüm şehre hâkim noktada, şaşaalı ve gösterişli.

h2

Osmanlı ilk sarayını, ilk başkenti olan Bursa’da inşa etmiş. Aslında iki saray yapmış ve iki sarayı olan her şehirde olduğu gibi, yenisi yapılınca eskisine Saray-ı Atik (Eski Saray), yenisine Saray-ı Cedid (Yeni Saray) denmiş.

Bursa’da eski ya da yeni saray izlerine ulaşmak bugün mümkün değil. Ancak Bursa’nın tepelerine çıktığınızda, etrafı dağlarla çevrili Bursa ovasına hakim bir noktada durduğunuzda, sarayın oralarda bir yerlerde olacağını anlarsınız. Yeni Saray’ın, Muradiye semti sırtlarında olduğu biliniyor ama burada saraydan kalan yalnızca Sarayönü gibi isimler var, mimari bir iz yok.

h3

 Bursa surlarından şehre bakış

 Edirne’de de Eski Saray’dan iz kalmamış. Yeni Saray ise, Tunca nehrinin tam dibinde. Her sene Balkanlarda yağan aşırı yağmurda tehdit altında kalan, şimdilerde üzerine elektrik santrali yapılması ile gündemde olan bölgede; Kırkpınar güreşlerinin de yapıldığı meydanın tam arkasında. Tabii bugüne ulaşan çok da bir bölüm yok. Kubbeli saray mutfaklarının bir kısmı, Kum Kasrı Hamamı, Cihannüma kasrı, Adalet kasrı, Babüssaade kapısı gibi yapılar ayakta ve son yıllarda iyi bir restorasyondan geçti.

h4

Edirne Sarayı’ndan kalanlar

 Edirne Sarayı’ndan kalanlara baktığımızda bile, Topkapı Sarayı’nın bir küçük örneği olduğunu anlamak mümkündür. Mimarinin devamlılığını görürsünüz Edirne ile Topkapı’da.

h5

Edirne Sarayı Adalet Kulesi ve Namazgahı

h6

Topkapı Sarayı Adalet Kulesi

 İstanbul’un ilk sarayı ise bugün İstanbul Üniversite’nin Beyazıt’ta bulunan Rektörlük binasının olduğu alana, Süleymaniye ve Beyazıt Külliyesi arazilerini de içine alacak şekilde yapılmış. Bugüne bir tek taç kapısı ulaşmış, kitabeli; o da 1826 yılında Eski Saray’ın Seraskerlik makamına (bugünkü Genelkurmay Başkanlığına) devri zamanından kalma.

h7

 Eski İstanbul Sarayı

Bugüne ulaşan en eski Osmanlı sarayı -ki 1465-78 arasında yapılmış- bu yüzden Topkapı Sarayı. Diğerlerinin kalıntıları; Topkapı’nın ise tamamı ayaktadır. Nice yangınlar, depremlerden sonra binalar pek çok kez yeniden inşa edilse de; neredeyse 400 yıl devlet idaresinde kullanılan bu saray bütün ihtişamı ile bugün ayaktadır ve bu yüzden de Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinde ilk sıraları Ayasofya ile paylaşır.

h8

Topkapı Sarayı’nın ikinci avlusu

Üç kapı ve dört avlu üzerine yayılmış geniş bahçeleri, su mimarisi, birbirinden bağımsız köşkleri, mutfakları, Haremi, Kubbealtı ve her bir bölümde sergilenen çok kıymetli eserleri, tahtları, padişah kıyafetleri, zengin yazma eser koleksiyonu, minyatürleri, resimleri, porselenleri, saatleri, has bahçeleri ile saatlerce gezilebilecek bir mekandır.

h9

Topkapı Sarayı has bahçeleri

Osmanlı’nın Topkapı’dan çıkışı Boğaziçi’ne doğru olmuştur. Önce Dolmabahçe’ye… Adı üzerinde, doldurulan sahile, 1850’lerin başlarına dek yapılan saraylardan çok daha farklı bir mimaride; her şeyden önemlisi tek parça bir saray inşa edilir. Bundan önceki tüm saraylarda ihtiyaç duyuldukça bir bölüm, bir köşk eklenirken; Dolmabahçe’de bir mimari plan vardır ve saray bir kerede inşa edilmiştir. Harem’i, Muayede ya da Bayramlaşma Bölümü ve Selamlık kısmı ile bir büyük saray olarak.

h10

Dolmabahçe Sarayı Selamlık Dairesi

Yanında Veliaht Köşkleri, camisi, bugün İnönü Stadyumunun olduğu arazide bir zamanlar Gazhanesi ve Tiyatrosu olan bu saray, bugün yalnızca milli saraylara bağlı Dolmabahçe Sarayı’nı barındırmaz; Resim Müzesi’ni, Saray Koleksiyonları Müzesi’ni, Milli Saraylar Sanat Galerisini, Milli Saraylar Arşivini de içinde barındırır.

h11

Bunlardan Resim Müzesi, çok erken tarihte, 1937 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle, Resim ve Heykel Müzesi adıyla, Veliaht Dairesi’nde açılmış; ancak uzun yıllar boş ve bakımsız kalmıştı. Müze 2014 yılında Resim Müzesi olarak yeniden düzenlendi.

h12

Resim Müzesi (Veliaht Dairesi)

Manzaraya nazır yüksek katları, tavan süslemeleri, etkileyici tabloları ile Resim Müzesi, Türk resim tarihine ışık tutan kıymetli bir arşiv aslında. Saray ressamlarından oryantalist ressamlara, Halife Abdülmecid Efendi’den Ayvazovski’ye,  Hoca Ali Rıza’dan, Şevket Dağ’a, Fausto Zonaro’dan Osman Hamdi Bey’e sayısız ünlü ismin pek çok güzel tablosunu görmek bugünlerde mümkün.

h13

Dolmabahçe Sarayı’na dönecek olursak, güzel bahçeleri, havuzları, süslemeleri ile Avrupa saraylarını andıran; lüksün, zarafetin, ihtişamın göstergesi olarak kabul edilen bir Tanzimat dönemi sarayıdır. Selamlık bölümündeki şaşaa Harem’de kısmen sadeleşir. Dolmabahçe adeta gerilemeye başlayan bir devletin gösteriş hamlesi gibidir.

h14

Saray Bahçeleri

 Osmanlı’nın Dolmabahçe’den çıkışı ise yakın mesafelere olmuş. İlk önce bugün İstanbul’un lüks otellerinden olan, 1863’te yapılan ama padişah Abdülaziz’in yaptırıp da, ilk gününde kayıp düştüğü için uğursuz saydığı Çırağan Sarayı gelir. Sarayın gerçekten de pek iyi bir talihi olmamıştır. V. Murad tahttan indirilip 28 yıl burada hapis hayatı yaşamış, 1910 yılında saray içindeki kıymetli eşyalarla yanmış, otel olarak ayağa kalkması için de tam 82 yıl beklenmiştir.

h15Eski Çırağan Sarayı

Adını “mum” demek olan çerağ ve her tarafta mumların yakıldığı ışıl ışıl Çerağan Sefalarından alan bu saray, artık yeni hüviyeti ile hala Boğaziçi’nin en gözde yerinde.

h16Sonra Boğaz’ın bir de karşı kıyılarını denemek isteyen Osmanlı, Beylerbeyi Sarayı’nı inşa ettirir. Ama yazlık saray olarak kullanılan Beylerbeyi, daha çok devletin konuklarını ağırlayan bir misafirhane görünümünde kalır. II. Abdülhamid’in sürgün hayatı da bu sarayda geçmiştir. Bugün padişahın elinden çıkma marangozluk eserlerini hala sarayda görmek mümkün.

h17Ayrıca setli bahçeleri, her ne kadar Boğaziçi Köprüsü’nün yapılışında çokça arazi kaybetse ve zarar görse de, hala muhteşem bir görüntü sergiler; özellikle de köprünün üstündeyseniz. Sarayın bir de Boğaziçi mehtaplarına özgü kameriyeleri, deniz köşkleri vardır.

h18

Deniz Köşkü (Kameriye)

Ve nihayet Abdülhamid’le özdeşleşmiş olan; klasik Osmanlı saray mimarisine bir geri dönüş olarak, tek parça Avrupai saraylardan uzak, geniş bahçe içine dağılmış birimleri ile son Osmanlı sarayı yapılmıştır: Yıldız.

h19

Bugün Çırağan Sarayı ve Yıldız Sarayı dış bahçelerinin birleştirilmeleri ile belediyenin halka açtığı Yıldız Korusunu gezebilir, içinde Cumhuriyetin ilk yıllarında lüks bir kumarhane olan Yıldız Sarayı’nın Merasim Dairesini, yani Şale Kasrı’nı ziyaret edebilir, Yıldız Porselen Fabrikasını ve sosyal tesis olarak hizmet veren diğer köşkleri görebilirsiniz.

H20  h21

                                 Şale Kasrı

Ancak Yıldız Sarayı’nın kendisini görmek isterseniz, ya belediyenin Şehir Müzesi’ni ya da Harem daireleri dahil pek çok birimi hala kapalı olan Kültür Bakanlığa bağlı Yıldız Sarayı Müzesi’ni ziyaret etmek durumundasınız. Bu iki müze dışında, etraflarındaki vakıf ve dernek binaları, Yıldız Teknik Üniversitesi birimleri, Milli İstihbarat Teşkilatınca kullanılan yapılar da aslında bir zamanlar saraya aitmiş.

h22Yıldız Teknik Üniversitesinin kullanımındaki Çukur Saray

Osmanlı’nın saray mimarisinin izlerini tam anlamıyla görmek isterseniz bu büyük saraylar dışında sayısız kasır ve köşkü gezmek gerektiğini de unutmayın. İstanbul’da Küçüksu, Aynalıkavak, Ihlamur, Maslak, Beykoz kasırları ve pek çok başka şehirdeki Hünkar ve Av Köşkleri gibi…

Hülya Utkuluer

Marmara Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldum. Cumhuriyet dönemi müzeleri hakkında bir yüksek lisans tezi hazırladım. Şu an bir müzede (Cumhurbaşkanlığı Celal Bayar Müzesi) müdür yardımcısıyım ve ayrıca tarih doktorası yapıyorum. Seyahat etmek, okumak, yazmak, yeni tatlar denemek, fotoğraf çekmek ve müzeler ilgi alanlarım arasında.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Her Şehre Bilim, Kültür ve Sanat Parkları Açılmalı!

Eskişehir’de, Sazova Parkı diye bilinen yaklaşık 400 bin metrekare alan üzerine kurulan ve aslında kurulmaya devam eden Bilim, Kültür ve...

Kapat