Dünyanın En Ünlü Dört Bale Gösterisi ve Anlattıkları Hikayeler

Sizde Fındıkkıran, Kuğu Gölü, Uyuyan Güzel, Jizel (Giselle) gibi ünlü bale gösterilerinin adlarını mutlaka duymuşsunuzdur, peki anlattıkları hikayelerden haberiniz var mı? Yazının devamında dünyanın en ünlü bale gösterileri sıralamasında ilk dörtte yer alan bu eserlerin konuları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz !

 KUĞU GÖLÜ BALESİ

Prens Siegfried, bir gün göl kenarında avlanırken gölde yüzen kuğuları görür. Kuğuların arasından çıkan ve başında bir taç bulunan kuğu, ona prenses Odette (Beyaz Kuğu) olduğunu ve büyücü Rothbart’ın ona ve arkadaşlarına büyü yaparak kuğu şekline soktuğunu söyler. Kızlar geceyarısı insana, sabaha karşı yeniden kuğuya dönüşmektedir. Yüzdükleri göl de arkalarından ağlayan sevdiklerinin gözyaşları ile oluşmuştur. Büyünün bozulması için bir erkeğin kızlardan birisine aşık olup, aşkını ilan etmesi gerekmektedir.

Prens, Odette’nin yüzünü gördüğü an zaten ona aşık olmuştur, onu yanında götürmek ister ama Odette göle geri döner. Ertesi gün 21.yaş günü onuruna verilen baloda Prens, balodaki kızlardan birini eş olarak seçmek zorundadır. Baloya kılık değiştirerek girmiş büyücü Rothbart yanında Odette’in yüzünü kullanan kızı Odile (Siyah Kuğu) ile gelmiştir.

Prens, Odile’in Odette olduğunu sanıp onu sevdiğine dair yemin eder. Buna tanık olan Odette ihanete uğradığını düşünür, ölmek ister. Fakat prens durumu farkeder ve bağışlanmak için göle gider. Odette’e yalvarıp aşkını kabul ettirir. Bu sırada büyücü Rothbart gelir ve prense kızıyla evlenmek için ettiği yemini hatırlatır. Prens, Odette’den ayrılacağına, sevgilisi ile ölmeyi tercih edeceğini söyler ve iki sevgilinin fedakarlığı büyüyü bozar. Büyücü ölür; kuğular insana dönüşür; Prens Siegfried ile Prenses Odette birbirine kavuşur. (Sonraki versiyonlarda farklı sonlar yazılmıştır; Prens, Odile’le evlenmektense, ölmeyi tercih edeceğini söyledikten sonra Odette’in elinden tutup, göle atlar ve boğulurlar. Büyü bozulur, kuğular insana dönüşürler ve kötü büyücü ile kızını da suya atarlar. Onlar da boğulur. Fakat kızlar daha sonra Odette ve Prens’in Kuğu Gölü’nün üzerinde Cennet’e doğru yükselen ruhlarını görür.)

FINDIKKIRAN BALESİ

Eser ‘Fındıkkıran ve Fareler Kralı’ adındaki bir çocuk hikayesinden ilham alınarak yazılmıştır. İlk sahnede Stahlbaum ailesi evinde bir yılbaşı partisi vermektedir. Çocukları Clara ve Fritz ile büyük bir yılbaşı ağacının altında dostlarıyla eğlenirler. Biranda gizemli Vaftiz Baba Drosselmeyer çocuklar için bir çuval dolusu oyuncakla ortaya çıkar. En güzel oyuncağı Clara’ya hediye eder. Bu bir Fındıkkıran’dır. Fritz Clara’yı kıskanır ve oyuncağı kırar ama Drosselmeyer onu tamir eder. Parti sona ermiştir. Herkes yatmaya gider ancak Clara, Fındıkkıran’a bir kez daha bakmak için ağacın altına gelir. Kollarında Fındıkkıranla beraber uyuya kalır. Gece yarısı yaklaşırken garip şeyler olmaya başlar. Clara, fare sesleri duyarak uyanır. Oda, bir fare ordusuyla dolmuştur başlarında da Fareler Kralı vardır. Clara kaçmaya çalışır, dev fareler yolunu keser. Fakat aynı zamanda odadaki oyuncaklar da canlanmıştır. Fındıkkıran’ın komutasında kurşun askerler ile Fareler Kralı’nın ordusu savaşır. Fareler Kralı galip gelmektedir ki Clara ayakkabısını Fareler Kralı’nın başına atarak onu öldürür ve komutanlarının öldüğünü gören diğer fareler odayı terkeder. Savaşı kazanan Fındıkkıran, Clara’ya ayakkabısını geri getirir ve bir prense dönüştürür. Beraber başka diyarlara yolculuk etmeye başlarlar, yaptıkları savaştan bahsederler. En sonda ise Clara rüyadan uyanır ve kendisini Fındıkkıran’a sarılmış bir şekilde yılbaşı ağacının altında bulur.

UYUYAN GÜZEL BALESİ

Kral ve Kraliçe kızları prenses Aurora’nın doğumunu kutlamaktadır. İyilik perileri bu kutlamaya davet edilmiştir fakat kötülük perisi davet edilmemiştir. Buna sinirlenen kötülük perisi saraya gelerek prenses Aurora´nın parmağına bir iğne batırır ve Aurora’nın 16ıncı yaş gününde eline bir iğne batarak öleceğini söyler. Fakat Leylak perisi ortaya çıkarak bu laneti kaldıramasa da değiştirir; Aurora ölmeyecektir, eline bir iğne battığı taktirde yüz yıllık bir uykuya dalacak ve bir prensin öpücüğüyle bu uykudan uyanacaktır. Kral, kızı ölmeyecek olsa da tedbir olarak ülkede iğne bulunduranları ölümle cezalandıracağını ilan eder. Prenses Aurora’nın 16ıncı doğum günü gelmiştir. Bir doğum günü partisi verilmektedir. Fakat bu partiye aniden yaşlı bir kadın gelir ve prensese güller sunar.

Aurora, gülleri ondan alırken parmağına bir diken batar. Bu yaşlı kadın, kılık değiştirmiş kötülük perisidir. Leylak perisi hemen yetişir ve sarayın üzerine bir büyü yapar. Prenses Aurora ile birlikte tüm saray halkı yüzyıllık bir uykuya dalar. İkinci perdede yakışıklı bir prens ormanda avlanmaya çıktığı sırada Leylak Perisi ile karşılaşır. Leylak perisi, prensi Leylak ormanına çağırarak Aurora’nın hayalini gösterir. Aurora’ya aşık olan prens onu bulmak için yola çıkar. Prens, Aurora´yı bir kulede uyurken bulur ve onu öperek uyandırır.

Auora gerçek aşkı bulmuştur. Tüm saray ve Aurora bu lanetten kurtulup uyanırlar. Prens ve Auora evlenir.

JİZEL (GİSELLE) BALESİ

Kalp hastalığı olan Jizel, annesi Berthe ile birlikte üzüm hasatının büyük bir çoşku ve danslarla kutlandığı bir kasabada yaşamaktadır. Kasabada aynı zamanda Hilarion adında Jizel’e aşık olan bir kumarbaz da yaşamaktadır. Bu şenlikler sırasında prenses Bathilde ile evli olan Dük Albrecht de kasabayı ziyarete gelmiştir ve Jizel’e ilk görüşte aşık olur. Dük aralarındaki sınıf farkından dolayı bir köylü kılığına girerek Jizel’e kendini Loys adıyla tanıtır ve karşısındaki evi kiralayarak burda yaşamaya başlar. Hilarion bu durumu çok kıskanmaktadır ve onları ayırmanın bir fırsatını aramaktadır. Bu seneki hasat kutlamaları yaklaşmaktadır ve Jizel burada dans etmek ister fakat annesi bunun kalbini yoracağını söyleyerek istemez. Ona düğün gününe asla yetişemeyen bakire gelinlerin hayaletlerinin mezarlarında, yanlarından geçen erkekleri öldürmek için beklediklerini konu alan ‘Willisler’in Hikayesi’ni anlatır. Bu sırada Dük Albrect’in yalanı karısı Bathilde’nin şehri ziyarete gelmesi ve Hilarion’un ona bir komplo kurması ile ortaya çıkar. Jizel çok üzülür, zayıf kalbi bu üzüntüyü kaldıramaz ve ölür. İkinci perdede, Jizel’in mezarı başında ağlayan Hilarion’u görürüz fakat Jizel’in mezarı Willis hikayesinin geçtiği ormandadır ve efsaneye göre gün batımı ile gündoğumu arasındaki süre içerisinde burada bulunan her adam ölünceye kadar dans ettikleri bir büyü altında kalır. Zamanın farkına varan Hilarion oradan kaçmaya çalışır fakat büyünün etkisi altına girmiştir ve ölür. Bu sırada Jizel’in ruhu mezarından çıkarak bu bakire gelin hayaletlerinin arasına katılır. O sırada oraya gelen Albrecht de büyünün etkisi altına girmiştir fakat Jizel onla karşılıklı dans ederek büyünün etkisini zayıflatır onu kurtarır, birbirlerine aşıktırlar. Onlar dans ederken gün doğar ve Jizel’in hayaleti kaybolur. Albrect tek başına kalmış, kalbi kırık ve utanç doludur. Fakat Jizel ile arasındaki aşk onu kurtarmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Kitapları Yok Ederek, İdeolojileri de Ortadan Kaldıramazsınız!

"Bir zamanlar bir kız varmış. Bu kızın gölgelerde yaşayan bir arkadaşı varmış. Kız ona güneşin tenini nasıl ısıttığını ve temiz...

Kapat