Dünyanın Tek Prefabrik Demir Kilisesi : Sveti Stefan Kilisesi

Etimolojiden giriş yapacak olursak bir kilise kutsanması esnasında o kiliseye verilecek adın, bir azizin adı olması zorunluluğu vardır. Ve kilisenin adının kaynağına değindiğimizde karşımıza Stefan Bogoridi çıkıyor. Hristiyan Bulgarların cemaatinin önderlerinden Stefan Bogoridi kendi dillerini kullanarak ayin yapılmasının önemini ısrarla vurgulamıştır ve bunun için de uzun süre boyunca çabalamıştır. Kendi evinin üzerine önce papaz evi inşası için izin alarak arazi üzerinde ahşap bir yapı yapılmasını sağlamıştır. 9 Ekim 1849 yılında, papaz evi olarak işlev gören (küçük kilise olarak da anılan) bu ahşap ibadethane, aynı ayın 23’ünde Arhidyakon Stefan (Aziz Stefan) adı ile takdim edilmiştir. Bu ismin seçilmesinin sebebi, cemaatin öncüsü Stefan Bogoridi’yi çağrıştırması ve onun adının anılmasının sağlanmak istenmesidir.

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-1

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-2

Kilisenin gelişiminden önce, dönem ruhunu anımsatmak istiyoruz. Yapının inşa sürecinden biraz daha öncesine değinirsek eğer 19. yüzyıl öncesinde İstanbul’da yaşayan, Fener Rum Patrikhanesine bağlı olan Bulgar toplulukların azımsanamayacak bir sayıda olduğunu biliyoruz. Her toplulukta olduğu gibi, milliyetçilik etkisinin bir hareketi sonucunda Bulgarlar, patrikhaneye bağlılıklarını bitirerek bağımsız bir Bulgar kilisesi kurmak istemişlerdir. Ve siz de takdir edersiniz ki bu durum yapının inşasında önemli bir faktördür. Fakat dönemin Osmanlı yönetimi, kilisenin yapılmasını istememiştir çünkü milliyetçiliğin gelişmesiyle beraber Fener Rum ile ilişkilerin sarsılmasının durumunun siyasi olarak da zararlarını göz önünde bulundurarak bunun bir tehdit oluşturabileceğini düşünmüştür. Bulgarlar, uzun süren direnişlerin sonrasında inşa onayı almışlardır. Az önce de adını andığımız Stefan Bogoridi’nin sayesinde Rum Ortodoks Patrikhanesinden ayrılan Bulgarlara Sultan Abdülaziz’in 28 Şubat 1870 tarihli fermanıyla “Eksarhlık” müeessesi tahsis edilmiş ve İstanbul’da bir eksarhhane kurulmuştur. (Eksarh, yönetici sıfatıyla görev yapan din adamlarına verilen isimdir ve Eksarhhane de patrikhane görevi gören Bulgar Kilisesi olarak adlandırılabilir.)

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-3

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-4

Fakat ahşap yapının fazla dayanamayacağı düşünüldüğünden, zeminin de büyük bir yapı için uygun olmamasından ötürü bu kilise hafif ve dayanıklı demir bir iskelet üzerine yapılmıştır. Yapının inşa öyküsü “Demir Kilise” olarak anılmasına sebep olan etkenlerden birisidir aslında. Az önce Osmanlı’nın istemeyerek de olsa inşa izni verdiğini söylemiştik. Fakat Osmanlı, koşullu olarak yapının inşasına izin vermiştir. Yapının inşasını mümkün kılmak istemeyen Osmanlı yönetimi, eğer yapı bir ay içinde tamamlanırsa yapının kullanıma açılabileceği koşulunu sunmuştur. Bunun üzerine 1892 yılında Waagner firması tarafından Viyana’da hazırlanan dökme demir yapı iskeleti parçaları Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden İstanbul’a getirilerek, Osmanlı yönetiminin verdiği süre içinde yapının inşası sağlanmıştır ve kilise 1898’de ibadete açılmıştır.İlk prefabrik yapılardan biri olarak dünya mimarlık tarihinde önemli bir yer tutan bu yapının mimari projesi Ermeni mimar Hovsep Aznavour tarafından gerçekleştirilmiştir. Bir dönem tüm dünyada sadece 2 adet olan demir kiliselerden diğeri zamanla yok olduğundan, Sveti Stefan Kilisesi günümüzde dünyadaki tek demir kilise olarak varlığını sürdürmektedir.

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-5

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-6

Yapının tarihi gelişiminden bahsettikten sonra, şimdi de yapının mimari özelliklerine değinelim. Doğu-Batı ekseninde uzanan demir iskeletli yapı üç nefli plan şemasına sahip. Kiliselerin genelde doğu cephesinde, bizim camilerde karşılaştığımız mihrap benzeri dışa taşkın ve bazen dairesel bazen de çokgen bir alan ile karşılaşırız. Bu asıl ibadet alanı, ruhban sınıfın yer aldığı mekân “Apsis” olarak adlandırılır ve Sveti Stefan Kilisesi apsisi içten dairesel, dıştan hafif köşegen bir profile sahiptir. Apsis cephesi, Haliç boyunca uzanan Balat Vapur İskelesi Caddesi’ne bakmaktadır. Ayrıca bu apsis; üzerinde İsa, Meryem ve Aziz tasvirlerinin betimlendiği ikonaların yer aldığı yüksek parapetlerle sınırlandırılarak bir dönem sonrasında tamamen kapatılır ve bunlara da “İkonostasis” adı verilir. Sveti Stefan Kilisesi’nde üzeri altın yaldızlı  ahşap ikonastasis, yapıdaki demirden olmayan tek öğedir.

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-9

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-10

Yapıda nefleri birbirinden ayıran sütunlar da demirdir ve bu sütun başlıkları akantus yaprakları üzerinde barok detaylar içermektedir. Yapıdaki Neo-barok ve Neo-gotik etkiler zaten gözümüze çarpmaktadır. İsterseniz bu etkilerin ne anlama geldiğinden de kısaca bahsedelim.

“Neo” başına geldiği kelimeyi farklı bir anlayışa büründüren bir ektir. Neo-Barok adını verdiğimiz şey, döneminde gelişen asıl Barok sanatın kendinden sonraki dönemlerde gösterdiği etkidir. Buna örnek olarak da Sveti Stefan Kilisesinde çan kulesinin taşıdığı neo-barok etkiden bahsedebiliriz. Ve yine Neo-Gotik olarak adlandırdığımız durum da aynı şekilde asıl döneminde parlayan Gotik sanatın kendinden sonraki dönemlerde bıraktığı etkidir.

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-7

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-8

Yine yapının mimarisinde dönecek olduğumuzda, yapının cephelerindeki pencerelerin ince, uzun ve yarım yuvarlak şeklindeki kemerlerle bölündüğünü görüyoruz. Aynı zamanda “Roze” veya “Gül” olarak da anılabilen yuvarlak pencerelerle tasarım tamamlanmıştır. Girişin ve iki yan nefin üstünde “U” biçiminde bir galeri katı vardır; buraya girişin iki yanında, yan neflerin dibinde yer alan birer merdivenle ulaşılır. Galerinin üst örtüsü çapraz tonoz, orta nefin üst örtüsü ise yarım silindir biçimindeki beşik tonozlardır. Beşik tonozların içi, Rönesans dönemi kiliselerindeki olduğu gibi kare biçimli kaset adı verilen kare süslemelerle kaplıdır.

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-11

Dunyanin-Tek-Prefabrik-Demir-Kilisesi-Sveti-Stefan-Kilisesi-12

Merve Tuncer
Akdeniz Üniversitesi Sanat Tarihi öğrencisi. İtalyan Mimarisi,Modigliani ve Caravaggio tutkunu.

2 Comments

  1. LEVENT TÜRKYILMAZ

    24 Mayıs 2016 at 11:29

    Merhaba,
    Geçtiğimiz ay kiliseyi ziyarete gitmiştim ve tadilatta olduğunu görünce çok üzülmüştüm doğrusu. Şimdi yazınızda edindiğim bilgilerle artık daha donanımlı olarak ziyaret edeceğim. Yine Balat’ta bulunan Kanlı Kilisenin de çok ilginç bir mimarisi var, görülmeye değer bir yapı olduğunu düşünüyorum. https://tr.wikipedia.org/wiki/Kanl%C4%B1_Kilise

  2. zercan

    24 Mart 2017 at 14:59

    Emeğinize sağlık! Teşekkürler.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
BİR RESSAM, BİR ŞAİR, BİR BABA VE KUŞ YUVASI: AŞİYAN

İstanbul’da, Aşiyan’a yalnızca muhteşem bir manzara görmeye, bir müze ziyaretine gitmezsiniz. Geçerken de uğramazsınız. Çünkü daha fazla kıymeti hak eder...

Kapat