Duvarın Öte Yanından İstanbul’a : Hedwig ve Angry Inch

“Hanımlar beyler
İşte Hedwig o duvar gibidir
Sizi böler ve aranıza dikilir
Doğu’yla batı gibi
Özgürlüğü köleleri
Kadınları erkekleri
Aktifleri pasifleri
Deneyip de yıkabilirsiniz
Yalnız denemeden önce ona kulak vermelisiniz”

Tarih 13 Ağustos 1961. II. Dünya Savaşı’nı savaşını kaybeden Almanya’nın başkenti Berlin, işgal kuvvetlerince ikiye bölünür. Batılı işgal kuvvetleri Sovyetler’e karşı Almanya’yı tekrar inşaya girişirler ve komünizme karşı durmayı amaçlarlar. Sovyetler de bu girişime karşı Doğu Almanya’da yeni bir rejim kurmaya karar verirler. Bunun üzerine Berlin’in orta yerine, ülkeyi ikiye bölen bir duvar örülür. Utanç Duvarı’nın doğusunda sıkışan insanlar, ekonomisi sosyalizme dayanan, siyasi yönetimi otoriter olan Doğu Almanya’dan Batı’ya kaçmak için neredeyse her şeylerini feda edebilecek bir hale gelirler.
Aynı sene, “duvarın öte yanında”, karanlık ve kasvetli Doğu Berlin’de çok güzel bir çocuk dünyaya gelir. Annesi Berlinli katı bir komünist, babasıysa bir Amerikan askeridir. Küçük yaşta babasının istismarına uğrayan Hansel, annesinin babasını evden uzaklaştırması üzerine komünist Berlin’in katı rejiminde annesiyle birlikte yaşamaya başlar. Bütün vaktini, evlerinin hem mutfak hem yaşam alanı olarak kullandıkları küçücük odasında bir fırının içine koyduğu radyoda, çok sevdiği rock yıldızlarını dinleyerek, gazeteden kestiği fotoğraflarına bakarak ve kendine bir günlük tutarak geçirir. David Bowie, Lou Reed ve Iggy Pop gibi müzisyenler, Hansel’in Doğu Berlin’deki karanlık dünyasını renklendirirler. Hansel büyüdükçe dünyası da gökkuşağının tonlarına bürünür ve cinsel kimliğini kendi kafasında yorumlamaya başlar. Bir gün yıkıntılar arasında güneşlenirken, bir Amerikan subayıyla tanışır ve subay ona âşık olur. Hansel onunla birlikte Amerika’ya gitmek ister, fakat evlenmeden böyle bir şey yapması, cinsiyet ameliyatı geçirmeden de bir erkekle evlenmesi olanaksızdır. Bunun üzerine, çocuğunu bu cehennemden kurtarmak isteyen annesi onu berbat bir Doğu Berlin kliniğine götürür ve ona kendi pasaportunu verir. Artık Hansel, Hedwig olmuştur ve kadınla erkek, esaret ve özgürlük arasında, bacaklarının arasında bir inçlik çıkıntısıyla kalakalmıştır. Üstelik bin bir hayalle gittiği Kansas’ta, eşi onu tam Utanç Duvarı’nın yıkıldığı gün terk edip gitmiştir.

Duvarin-Ote-Yanindan-Istanbula-Hedwig-ve-Angry-Inch-1

Hedwig dilini bile kırık dökük bildiği yabancı bir diyarda tek başına kalmıştır. Çokça istismara uğradığı, çokça yorulduğu birçok işe girip çıkmıştır. Fakat askeri bir bölgede çocuk bakıcılığı yaptığı bir dönem, bir generalin oğlu olan kendine güvensiz, yalnız ergen Tommy ile yakınlaşırlar. Tommy ona platonik bir aşkla vurulur, Hedwig de onu aşkın yanı sıra hayatla ve müzikle tanıştırır. Hedwig asker eşleriyle kurduğu uyduruk müzisyenlerden oluşan grubu için yaptığı besteleri Tommy ile de paylaşır. Ve yıllar sonrasının büyük megastarı Tommy Gnosis, Hedwig’den aldığı müzikal destekle bir yıldız gibi parlar. Elbette Hedwig’i ardında bırakarak.
Hedwig and the Angry Inch, Amerikalı oyuncu, yönetmen ve yazar John Cameron Mitchell tarafından yazılmış bir müzikaldir. Oyun önce off-Broadway sahnelenir ve kendine sıkı bir kitle oluşturur. Çünkü oyun, Mitchell’ın deyimiyle, “trans” kavramının New York’ta tuhaf bir sözcük olarak algılandığı, punk rock’ın da Broadway’in yakınından geçemediği bir dönemde adeta bomba etkisi yaratmıştır.
Daha sonra Broadway’de, aralarında Michael C. Hall ve Neil Patrick Harris gibi isimler de olan birçok ünlü, başarılı ve yetenekli oyuncu tarafından canlandırılan Hedwig, 2001’de Mitchell tarafından çekilen filmiyle hem tiyatro hem de sinema dünyasının unutulmaz karakterlerinden biri haline gelir. John Cameron Mitchell’ın harikulade performansı ona bir Altın Küre adaylığı getirir. Ayrıca Neil Patrick Harris de tiyatro sahnesinde aynı roldeki performansıyla bir Tony ödülünü kucaklar.

Duvarin-Ote-Yanindan-Istanbula-Hedwig-ve-Angry-Inch-2

Gelelim bu yazının kaleme alınma amacına.

Daha önce hiç, saplantılı bir şekilde bağlandığınız bir şeyin, bir hayalin, bir etkinliğin gerçekleştiği oldu mu hayatınızda? Eminim olmuştur ve şayet olmuşsa, böyle şeylerin insanı ne kadar derinden etkileyeceğini ve heyecanlandıracağını bilirsiniz. İşte ‘Hedwig and the Angry Inch’ müzikalini dünya gözüyle görmek de benim hayalimdi. Yakın zaman önce John Cameron Mitchell’ın tekrar Broadway’de oynadığı Hedwig’i görme fırsatım olmadığı için hayata küstüğümü hatırlıyorum. Günün birinde Türkiye’de, hatta Türkçe uyarlamasıyla görmekse, pek hayalini bile kuramadığım bir şeydi. “Belki birileri girişir bu işe,” diyordum ama aslında buna ben bile inanmıyordum. “Belki ben girişirim.” diyordum ama kendime bile inanmıyordum. Sonunda birilerinin gerçekten giriştiğini görünce neler hissettiğimi ifade edebilmem çok zor.

Duvarin-Ote-Yanindan-Istanbula-Hedwig-ve-Angry-Inch-3

Ve nihayet Hedwig, bünyesinde çeşitli Broadway ve Off-Broadway eserlere ve daha birçok yapıma yer verecek olan tazecik bir oluşumun, Kazan Dairesi’nin meyvesi olarak bu sene karşımıza çıktı. Yılmaz Sütçü’nün Türkçe’ye çevirip uyarladığı ve Hedwig gibi inanılmaz bir karakteri başarıyla yorumladığı, Barış Arman’ın yönetmenliğini üstlendiği, Ayşe Günyüz’ün Yitzhak karakteriyle karşımıza çıktığı oyun, prömiyerini 16 Nisan günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde yaptı. Tarifsiz bir heyecan ve çok yüksek beklentilerle seyrettiğim oyunun beni hayal kırıklığına uğratmadığını söylemek beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Zira takdir edersiniz ki, çok sevilen ve büyük beklentilerle seyredilen temsillerde hayal kırıklığına uğramak kadar büyük bir korku olamaz.
Öncelikle bir çevirmen olarak, Yılmaz Sütçü’nün, işin çeviri ve uyarlama kısmının altından başarıyla kalkmış olduğunu söyleyebilirim. Başarılı bir performans sanatçısı olarak evvela metni ve oynadığı karakteri çok sevdiği, özellikle şarkıların uyarlanması kısmında çeviri meselesini birçok yönüyle ele aldığı belli oluyor. “Hayır, burası da olmamış,” ya da “Şöyle olsaymış daha iyi olurmuş” dediğim neredeyse hiçbir yer yok. Meselenin performans kısmı ise asıl görülmeye değer kısmı. Oyunun ilk dakikasından itibaren öyle büyük bir enerji patlamasıyla sahneye giriyor ki, ilk parçayla birlikte karşınızda Berlin duvarı gibi bir kadının durduğunu ve sizi çok güzel şeylerin beklediğini anlıyorsunuz. Hedwig size kırık dökük “Almancı” aksanıyla başından geçenleri anlatırken yer yer gülüyor, yer yer ağlıyor ama bir an olsun ondan gözlerinizi alamıyorsunuz. Onun akla hayale sığmayacak “dönüşüm” hikâyesini ve diğer yarısını arayış yolundaki maceralarını, gerek partneri Yitzhak’a, gerek Angry Inch grup üyelerine, gerekse seyircilere takılarak, hep gülümseyerek ve gülümseterek anlatırken kalkıp ona sarılmak istiyorsunuz.

Duvarin-Ote-Yanindan-Istanbula-Hedwig-ve-Angry-Inch-4

Hedwig’in hikâyesini az çok bilenlere ve Hedwig hayranlarına, oyunun Türkçe uyarlamasını mutlaka seyretmelerini tavsiye ederim. Güzel bir müzikal performans ve harika bir oyunculuk seyretmek isteyenler de 23 Mayıs’ta sezonun son temsilinin gerçekleşeceği Trump Towers’ta yerlerini bir an evvel ayırtsınlar. Ayrıca sosyal mecralar vasıtasıyla Kazan Dairesi’nin etkinliklerinin takibinde olsunlar. Benden söylemesi. Zira hâlâ Hedwig’le tanışmamış olanlar çok fazla şey kaybederler.

Sanatla kalın.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Suç ve Ceza Film Festivali “Yoksulluk” Temasıyla Başlıyor!

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından bu yıl 6'ncısı düzenlenecek olan festival, 'yoksulluk' temasıyla başlıyor. Festivalin açılış galası Cemal Reşit Rey'de...

Kapat