Düzenle Özgürlük Arasında “Cadı Kazanı”

“Ne olacaksa olacak! Cennetle cehennem sırtımızda dövüşüyor simdi her şey boş artık, her şey boş. Razı ol yazgına! Razı ol! Yazgı buymuş. Fazla bir şey değişmedi aslında. Ne isek yine oyuz, ama simdi soyunduk, çıplağız. Evet, çıplak! Ve rüzgar başlayacak esmeye, Allah’ın buz gibi rüzgarı!”

Dans etmenin yasak olduğu bir ülke düşünün! Toplumsal normların din üzerine inşa edildiği bir kent içerisinde, salem’de yakılan insanlar… Her şey bir cadı kazanı etrafında başlamıştır. Hristiyan inancına mensup olan bir köyde, gecenin bir vakti ateşler yakılmış, kazanlar kaynatılmış ve horalar oynanmıştır. Bunu gören bir grup insan büyüler yapıldığından şüphelenip soluğu Rahip Parris’in evinde almıştır.Bornova-Belediyesi- cadı-kazanı-oyunu

Nitekim bu olayların asıl fitilini çeken kişiler; Parris’in kızı Betty, yeğeni Abigail ve evlerindeki köle Tituba’dır.  Ancak olaylar daha sonra öyle bir hal alacaktır ki Abigail kurtarıcı, köyün birçoğu ise günahkar sayılacaktır. Din adamları ve yargıçları, dini inançlar üzerinden, toplumda baskı kurmuş ve hukuku ele geçirmişlerdir. Artık her şey onların iki dudağı arasındadır. Ve bu akıl almaz olaylarda birçok kişi köy meydanında idam edilecektir.

“Ama hiçbir baskı olmaksızın da toplumsal bir yaşam kurulamaz. Düzenle özgürlük arasında bir denge bulmak zorundayız”

Çok sevdiği karısına rağmen, ölümü göze alan John Proctor ise her şeye rağmen kendi ideallerinden vazgeçmeyen özgür insanın temsilidir. Kişilerin kendi hırsların yenik düşmeleri ve bu yüzünden yaşanan ölümlerin trajik anlatımıdır ‘Cadı Kazanı’.

“Başkasına kötü diyen iyi midir her zaman?”

Yazarın oyununda, konu aldığı olaylar 17. yy.da geçiyormuş gibi görünse de asıl mizah 1950’lerin Amerika’sına olan ironidedir. McCarthy’ döneminde,  birçok yazar ve entelektüelin, komünist partiyle ilişkisi sorulmuş, yargılanmış ve tövbe ettirilmiştir. Tıpkı 17.yy Hristiyan dünyasında yaşanan cadı avı gibi, o dönemde, tek tek muhalif kesimin avına çıkılmıştır. Rusya ile soğuk savaşın yaşandığı bu dönemde, Bertolt Brecht ve Charlie Chaplin gibi yazarlar da nasibini alanlar arasındadır.

Cadı_Kazanı_(The_Crucible)_oyun_afiş

Yazarın kişi ve olaylarında gördüğümüz trajedi, Shakespeare’in yarattığı kişilerden tamamen farklıdır. Shakespeare’de gördüğümüz kral ve soylu zümre, Cadı Kazanı’nda yerini halka bırakmıştır. Arthur Miller’ın  17. yy Avrupa’sında yaşanan olaylardan etkilenerek yazdığı “Cadı Kazanı”  adlı oyunu, dönemimiz içinde bir başyapıt olma özelliğini koruyor.

 

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Pera’da Oryantalizm

Polonya sanatındaki oryantalist eğilimleri, resim, desen, tekstil ve grafik eserlerle gözler önüne seren geniş kapsamlı sergi 18 Ocak 2015 tarihine...

Kapat