Eren Çevik

Adım Eren Çevik, 22 Eylül 1989 doğumluyum. Şuan İstanbul’da yaşıyorum. Lise Mezunuyum. 2005 yılında, Beyoğlu sokaklarında sabahın erken saatlerinde, ıssızlıkta işine gitmeye çalışan insanları ve o anları kalıcı hale nasıl getirebilirim sorusunun cevabını arıyordum.  Bu sorulara cevap bulma adına, öncelikle dayımın ufak bir kompakt fotoğraf makinesini aldım ve ilk çekimlerime başladım.

Fotoğraf çekerken öncelikli esin kaynağım iklimlerdir. İklimin, yani doğanın insanı dönüştürmesi bende derin etkiler yaratır. Özellikle kış bu anlamda beni derinden etkileyen bir mevsim. Ürkütücü bir güzelliğe sahip oluşu,  kendisini dünyanın hâkimi sanan insanı çaresiz bırakması… Kısacası bu sessiz gücüyle beni fazlasıyla etkiliyor.  Bir de insanın inşa ettiği binalar arasında git gide büyüdüğünü sanması, fakat aslında kendi duvarları içinde kaybolma hali fotoğraflarımda etkilendiğim öğeler.

Çalışacağım konuyu önceden belirlemiyorum. Ancak her zaman hayatın karşıma çıkarabileceği anlara hazırlıklıyımdır. Bir tür keşkeleri önleme hamlesi olarak görülebilir bu,  fotoğraf makinem daima yanımdadır. İmkânım oldukça geziyorum özellikle Doğu Anadolu’ya ve dünyanın kuzey doğusunda daha görülmeyen coğrafyalara özel bir ilgim var. En son Ağrı’daydım mesela…

Benim dönüm noktam, profesyonel fotoğraf makinesi aldığımda gerçekleşti. Profesyonel bir fotoğraf makinesiyle almak istediğim görüntüyü, daha hızlı ve istediğim gibi aldım. Bu beni başka bir noktaya getirdi

İnsanların, hayattaki başka bir takım canlıların yaşam içindeki hallerine bakmayı ve bunu fotoğraflamayı seviyorum. Söylemekten imtina ettiğim cümleleri, fotoğraf yoluyla başka insanlara iletebilmek beni rahatlatan da bir durum. Ve tabi geleceğe dair bir şeyler bırakma arzum da var.  İnsanlar yalnızca ürettikleriyle sonsuza dek var olabilirler. Ben şimdilik fotoğrafla bunu yapmaya çalışıyorum. Gelecekte başka alanlarda, yeni şeyler üretir miyim bilmiyorum, ama bu üzerinde önemle durduğum bir konu.  Fotoğrafçılıkta ilham aldığım kişiler yok. Ancak müzik daima beni etkilemiştir.

Mutlaka Bakınız  Eda Güngör

Hayata dair bir mottom yok, ama genel olarak insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüğün; kendine sınırlar koymak olduğunu düşünür ve buna göre hareket ederim.  Benim için öncelikli olan, Daha çok gezmek daha çok görmektir…

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Behçet Çelik’in Kaleminden Yeni Öyküler Okurlarla Buluşuyor!

'Gün Ortasında Arzu' adlı kitabıyla 2008 Yılında Sait Faik Hikaye Armağanı'na layık görülen başarılı hikayeci Behçet Çelik, yeni kitabı 'Yolun...

Kapat