Eskiyim, Renksizim, Kimsesizim / Edip Cansever

Ey Ruhi Bey Ruhi Bey! Uzun yollardan, sığ hayallerden, ölülerini gömmekten gelen Ruhi Bey… Benim de bir yanım soğuk, su alıyor ayaklarım, üşüyorum üşüyorum Ruhi Bey.  Ve bir böcek gibi sana geliyorum, ölülerimizi gömmeye… Sahi Ruhi Bey siz nasılsınız ve asıl siz nasılsınız Ruhi Bey?

“Yalnızdım, karışıktım 
Beni tanıyan kimseler yoktu
Hiç yoktu
İçime kapanıktım
Büyük ağaçların altında
Havuzun kırık taşları arasında
Bilmezdim mutluluk nedir
Bilemezdim
Alıp başımı gitmek isterdim
İsterdim ama, kalırdım

Sanki kar yağışlarının ardından
Uzun süren kar yağışlarının ardından
Sevimsiz bir lunaparkta
Kimsesiz bir atlıkarıncaydım.”

Edip Cansever’in “Ben Ruhi Bey Nasılım” adlı kitabı;  Ruhi Beyin yalnızlığını, mutsuzluğunu ve bitmek bilmez sorularını anlatır.  Caddeler, kadınlar, genelevler,  sokak çalgıcıları ve hayatın her anı dizelerde yer alır. Bu yüzdendir ki dizelerde anlatılan hayat bizden bir parça taşır. Tanıdıktır her şey, bir solukta Ruhi Bey’in hayatına dahil oluruz.

“Ve yıllar ve günler ve saatler ayarlandı

Caddeler, İşhanları, kahveler ayarlandı

Meyhaneler, genelevler

Soğuk biralar ayarlandı, soğuk her şey

Ve bütün ilişkiler

Birden yerini aldı.”

 

Yaralıdır Ruhi Bey.  Yarasında bir gül taşır. O gül ki karlar içindedir, soğuktur.

 

 “İçerde ve kar içindeydim

Bir demet gül içindeydim

Güle gömülüydüm

Kana.”

 

Acılarına sorular sorar Ruhi bey. Belki de cevabını hiç bulamayacak sorular.

 

“Ne peki

Yere dökülen bir un sessizliği mi

Göğe bırakılan bir balon sessizliği mi

İşini bitirmiş bir org tamircisinin

Tuşlardan birine dokunacakkenki

Dikkati ve tedirginliği mi?”

 

Yaşadığı yılgınlıklar, acılar güçlü kılmıştır Ruhi Bey’i.  Anılarını bırakıp gitmiştir.

 

“Korkmuyorum artık solmaktan

Solmaktan ve solgunluktan

Gelmişim nerelerden böyle”

Ruhi Bey’in soruları bitmez. Kendiyle olan kavgası sürekli devam eder. Cevap vermez hiçbir soruya. Sanki bir başına kalmış da yalnızlığıyla dövüşür.

“Nasıl olacaksınız Ruhi Bey
Bugün de erkencisiniz Ruhi Bey
Şarapla bira mı içiyorsunuz Ruhi Bey
Böyle sabah sabah Ruhi Bey
Akşam akşam Ruhi Bey
Akşam sabah Ruhi Bey
Cıgara alır mıydınız Ruhi Bey
Yakalım Ruhi Bey, yakalım
Böyle üşümüyor musunuz Ruhi Bey
Benim de ayakkabılarım su alıyor Ruhi Bey
Ne olur ne olmaz
Önümüz kış Ruhi Bey
Ee, daha nasılsınız Ruhi Bey
– İyiyim, iyiyim.”

Kimseye vakti yoktur Ruhi Bey’in, kendine bile. Denilir ki Edip Cansever, yalnız kalabilmek için kendine vakit ayırırmış. Ruhi Bey’in başkalarına hatta kendine dahi vakit bulamayışı yalnız kalabilmek adına mıdır bilinmez.

“Sizinle görüşelim Ruhi Bey
Vaktim yok, vaktim yok
Ruhi Bey, görüşelim
Vaktim yok görüşmeye kimseyle
Ruhi Bey
Kendimle bile, kendimle bile.
(Olmaz ki, kimse kimseyi sevemez
Ama hiç kimse.)”

 

Ya içimizdeki, dışımızdaki ölüleri ne yapacağız? Gömebilecek miyiz onları Ruhi Bey?

“Ölüler ki bir gün gömülür

İçimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler

İnsan yaşıyorken özgürdür

İnsan yaşıyorken özgürdür.” 

Unutturuldu bize her şey Ruhi bey. Tıpkı senin gibi unuttuk. İnan, kendimizi bile…

“Acımayı unuttum

Sevmeyi unuttum

Sevinmeyi unuttum”

 

Sevil Ateş
MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

1 Comment

  1. denizzz

    16 Ocak 2017 at 22:03

    Yine bir eşşiz yorum yine bir yudum alıp tadını tüm vücudunda hatta her bir zerrende hissetmek …we bunları öylesine içten öylesine yalın yapmak senin kalemin Sewilll sadece seninn…ellerine yüreğine sağlık …

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Moskova’nın Galerileri Andıran Metro İstasyonları

Kanadalı fotoğraf sanatçısı David Burdeny uzun uğraşlar sonucu fotoğraflamak istediği “Moskova Metroları” serisiyle karşımızda. Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen...

Kapat