Eugene Smith ve Ölüm

1918_1978 yılları arasında yaşayan Amerikalı Basın fotoğrafçısı William Eugene Smith, zor ve tehlikeli koşullarda çektiği fotoğraflarıyla 20.yüzyıl ortalarının en iyi fotoğrafçısı olmuştur. Foto röprtaj’ın en büyük ustalarından biri olan sanatçı, fotoğraflarında işlediği konularla sizleri gerçeklik dünyasına çeker. Özellikle psikolojik etkiler yaratarak sizleri de fotoğrafın konusuna dâhil eder. On beş yaşında ilk fotoğraflarını yerel bir gazete için çeken Smith, 1936 yılında kazandığı bir burs ile Wichita’daki Notre Dame Üniversitesi’ne girmeye hak kazanmış ancak, bir sene sonra okulunu yarıda bırakıp Newyork Institute of Photography’de eğitim alamaya başlamıştır.

Fotoğraflarında genellikle ölümle ilgili temalar işleyen sanatçı, sadece bir kişi üzerinde değil çektiği yerdeki çevre ve insanları da ele alarak fotoğrafta bütünlük oluşturur. Örneğin fotoğrafta, ölmüş biri var ise o kişinin hayatında bulunan ailesi komşuları ve yakınlarını da fotoğrafa yerleştirerek oradaki kişilerin duygularını da seyirciye vermek istemiştir. Çok iyi bir kompozisyon yeteneğine sahip olan sanatçı bulunduğu yerler de aylarca kalarak üzerine çalıştığı insanlarla diyalog geliştirir. Böylece fotoğraflarında daha gerçekçi algılar yakalamak mümkündür. “İnsanların fotoğraflarını çekmek istiyorsanız öncelikle o insanları tanımayı öğreniniz. İnançlarını, tavır ve hareketlerini, hislerini anlamaya çalışınız. Biliniz ki kültürünüz ve meşgul olduğunuz konu hakkındaki bilginiz ne kadar derin olursa, başarı oranınız da o kadar büyük olur. Fotoğrafını çekeceğim insanların, dağların, tepelerin, tabiatla ilgili her şeyin en canlı ve en doğal halinde olmalarını isterim. İnsanlarla konuşurum, doğayla anlaşırım ve sonra şartlar hazır olunca bir tek fotoğraf için 100-200 poz çekmekte tereddüt etmem.” Çok zaman binlerce kilometre yol, aylarca süren çalışmalar sonucunda elde ettiğim fotoğrafları beğenmeyip yırtıp attığım olmuştur. Unutmayınız ki insan hafızası yorulmadan, olayları bir anda kavramak ister. Öyleyse çekilecek fotoğrafta birçok şeyi bir anda anlatabilmek lazım…”

eugene-smith-ölüm

Simtih, birçok fotoğrafında ciddi etkiler yaratabilmek için dramatik ışık oyunlarını ve koyu tonlu baskıları tercih etmiştir.
“foto-hikâye” tarzı anlatımın öncüsü kabul edilen Eugene Smith, 1950’li yıllarda ölüm ve yaşamı betimlediği “İspanyol Köyü” adlı ünlü fotoğrafı için, “İspanya’ya, Franco’nun getirdiği yoksulluk ve korku üzerine bir iş yapmaya gidiyorum. Ümit ediyorum ki bu benim en güçlü hikayem olacak!” diyordu. Fotoğrafa baktığımız adeta yıkılacakmış gibi duran eski bir evin içerisinde yatağa uzanmış bir ölü ve etrafında farklı duygular içerisinde ölüyü izleyen kadınları görmek mümkün. Sanatçı yarattığı kompozisyonlarla ve derin kontrast ile sizleri ölüm duygusunun içerisine çeker. Yine 1975’de gerçekleştirdiği Banyoda yıkanan Tokomo adlı çalışmasında adeta belgesel bir çalışma yaratarak sizi o dünyanın bir parçası haline getirir. Fotoğraf 1960’ların sonunda, halkının çoğu sakat ve cıva zehirlenmesinden yavaş yavaş ölmekte olan Japon balıkçı köyü Minimata halkının temsilidir adeta. Bu fotoğraf hem yarattığı trajedi hem de çekim tekniğiyle sizleri Minimata’nın ortasında hissettirir.

Banyoda-Yıkanan-Tokomo

“Temel düşünceme göre bütün fotoğraflarım birer fiyasko. Bunu kendimi inkâr etmek için veya başka bir amaçla da söylemiyorum. Ne kadar ‘’iyi’’ oldukları yönünde de hüküm veremem. Ama bana kalırsa ‘’Banyoda Yıkanan Tokomo’’ bugüne kadar çektiğim en iyi fotoğraf. Söylemeye çalıştığım da bu anlama geliyor.”

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Çini Ustalığı da UNESCO Kültürel Miras Listesi’ne Eklendi!

Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetlerarası 11. Komite Toplantısı'nda, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi'ne...

Kapat