Fanusun İçinde Bir Kadın / Sylvia Plath

Sylvia Plath.  Yaşamı boyunca sırça fanusundan kurtulamamış taze bir ölü. Aynı zamanda öfkeli, zeki bir şair. Ama her şeyden önce bir kadın. 1932’de Boston’da doğdu. Daima disiplinli, yetenekli ve çalışkan bir öğrenciydi. Küçük yaşta kendisine daima mesafeli olan babasını kaybetti.  Bu ani ölüm maddi sıkıntıları da beraberinde getirdi. Eşinin yokluğunda ise anne Plath çocuklarından daima en iyisini istedi. Bu da Sylvia’nın ruh halinin giderek kötüleşmesine sebep oldu.  Bu ruh hali onu 23 yaşında yüksek dozda uyku hapı alarak intihar etmeye sürükledi.  Babası ile ilişkisinin sorunlu olması şiirlerinde ‘baba’ imgesine fazla yer vermesine neden oldu. ‘Babacığım’ şiirinde babasını acımasız biri olarak gösterdi. Aslında tüm bu öfke babasıyla ilişkisinin yankısı değil onu erken kaybetmenin de bir yankısıydı. İntiharından önce yazdığı ‘Babacığım’ şiirinin son dizeleri artık Sylvia’nın öfkesinde doruk noktasına ulaşmıştı.
‘Baba, baba, seni piç/ Artık seninle işim tamamen bitti.’
Şiirin son dizesinde Sylvia’nın kelimeleri belki de intiharının bir habercisiydi.  ‘Artık seninle işim tamamen bitti’ derken ölmekten bahsetmişti ve bu ölüm babasına olan öfkesini dindirecek tek şeydi.
1956 yılında şair Ted Hughes’la evlendi. İkisinin de şair oluşu ilerleyen zamanlarda büyük rekabeti beraberinde getirdi.

Evliliğinden yaklaşık dört yıl sonra ilk şiir kitabı olan ‘The Colossus’ yayımlandı. Kitapla aynı ismi taşıyan şiirinde babasının heykel gibi soğuk ve yıkık olduğunu dile getirdi.  Bu dönemlerde Sylvia’nın kıskançlıkları evliliğini uçuruma sürükledi. İlk çocuğunun doğumundan sonra da eşiyle boşandı. 1962-1963 yılları Plath için çok zor bir dönemdi. 11 Şubat 1963 yılında ise kafasını fırının içine sokarak intihar etti.
Sırça Fanus isimli tek romanında yaşamını kaleme aldı. Sırça fanus imgesi aslında onun yaşadığı dünyayı kastetmekteydi. Kadınlığını, intiharlar girişimlerini, acı dolu gençliğini doldurduğu koca bir dünya… Zaman ilerledikçe o, fanusun içinde sıkışıp kalıyordu. Fanusun kırılması gerektiğinin farkındaydı ve bu kurtuluşu ölümde arayacaktı. Yani asıl yaşama kavuşacaktı.
Romanında tazelenmek, yenilenmek gibi kavramlara çok sık yer vermiştir. Hatta romanın sonlarına doğru ölüm ve ölümü anımsatan kelimeler daha da artmıştır. Bu kelimelerin artışı kitap bitmeye yaklaştıkça onun da ölümünün yaklaştığı anlamına mı geliyordu?

”Çünkü nerede olursam olayım –bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kafesinde ya da Bangkok’ta- hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.”

 

 

Nazlıcan Kaya
Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Usta Yazarlar Çocuk Kitabı Kahramanı Oldu!

Tefrika Yayınları, geçtiğimiz günlerde Türk edebiyatının usta kalemlerini çocuklarla erken yaşlarda tanıştırmayı amaçladıkları Çocuk Edebiyatı Dizisi’ne altı yeni kitap ekledi....

Kapat