Fosforlu Cevriye’nin Gölgesinde Suat Derviş

Kimdir peki Suat Derviş? Gerçek adı Hatice Saadet Baraner olan Suat Derviş, 1903 yılında İstanbul Moda’da dünyaya gelir. Suat Derviş, Osmanlının ünlü ailelerinden olan, Avrupa’ya giden altı kişilik ilk öğrenci grubunda yer alan Darülfünun’un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa’nın torunu ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi hocalarından Doktor İsmail Derviş’in kızıdır. Derviş’in anne tarafından kökleri saraya uzanmaktadır. Yazarımızın annesi Abdülmecid’in mabeyncilerinden Kamil Bey’in kızı Hesna Hanımdır. Suat Derviş’in ailesi devrine göre ilerici olması; yazarın yaşamında önemli yeri bulunmaktadır. Bu durum eğitimine de yansımıştır. İyi eğitim görmüş ve işçi sınıfının yanında yer almış. Burjuva bir Osmanlı çocuğu olarak başladığı hayatına solcu, toplumsal gerçekçi bir yazar, bir aydın olarak devam etmeye çalışmış, bu çabasını da son nefesine kadar sürdürmüştür.

 

Reşat Fuat Baraner - Suat Derviş

Reşat Fuat Baraner – Suat Derviş

Suat Derviş dört kez evlenir. Reşat Fuat Baraner’le yaptığı evliliği hayatında büyük bir öneme sahiptir. Bu evlilik yazarın sol görüşünü iyice pekiştirir. Eşi Reşat Fuat Baraner Türkiye Komünist Partisinin genel sekteredir. Siyasi Görüşlerinden ötürü eşi Baraner’le birlikte tutukluluk dönemi de yaşayan Derviş, sekiz aya mahkûm edildi. Tüm koşullara rağmen bir sözünde söyle söyleri; Ben Reşat Fuat Baraner’in eşi değil, işçi sınıfın savaş yolunda yürüyen Suat Dervişiyim. Ben Suat Derviş’im kimsenin karısı olarak yâd edilemem. Feminizmin savunucusu olan Suat Derviş, Türkiye feminist hareketlenmesindeki katkıları büyüktür. Suat Derviş, 1940 da eşi Baraner’le birlikte yirmi altı sayı çıkarabildiği, “Yeni Edebiyat” isimli toplumcu gerçekçi akımın ilk organlarından olan sanat ve fikir dergisi çıkarmışlardır. Dergi de öyküle, fıkralar yanı sıra toplumcu görüşle ve eleştiri yazıları da bulunmaktadır. Sosyalist Yeni Edebiyat dergisi, Orhan Kemal, A.Kadir, Mehmet Seyda, İlhan Tarus, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu.

 

suat-dervis-kitap

Suat Derviş ilk gazeteci kimliğiyle ön plana çıkıyor. Avrupa’ya muhabir olarak giden ilk kadın gazetecimizdir. Lozan Konferansı’nı izleyen gazetecilerdendir. Aynı zamanda, Türkiye’deki ilk basın sendikasının kurucularından ve ilk başkanıdır.

Yazarlık yolunu komşusu ve çocukluk arkadaşı olan Nazım Hikmet açmıştır. Derviş, 13 yaşında yazdığı “Hezeyan”  adlı şiirini kendisinden habersiz Alemdar adlı gazetede yayınlatmasıyla başlamıştır. 16 yaşında ilk romanı “Kara Kitap” yazmıştır.  Edebi yönünden, Marksist görüşü benimsemesinden; “antifaşist” değerlerine rol oynadığı söylenebilir. “Eşitlik” ve “Özgürlük” kavramı çocuk yıllarında beri ilgilendiği yazarımızın ilk romanı Kara Kitap’tan anlaşılabilir. Suat Derviş’in feminist onu beslemiş ve yazılarına yansımıştır. Eselerinde; ilk yıllar kadın kahramanlar üzerine anlatan, bireysel, aşklara yer veren, kadının toplumsal konumu, cinsiyete bağlı eşitlik ve özgürlük istemini irdelemiştir. Sonraki yıllar da ise eserlerinde “toplumcu gerçekçi” bir çizgiyi yaklaştırarak sınıfsal meselelerin düzenine problemlerine adaletsizliğine yer vermiş.  Devrimci Kadınlar Birliğinin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi savunucusudur. Günlük bir gazetede ilk kez bir kadın sayfası hazırlamıştır Derviş. Kitapları yabancı dillere çevrilen ilk yazarlardan olması, Fransa’da “Ankara Mahpusu” adıyla yayılan ilk Türk romanı olan eseri, Fransa’da çok. Makaleler, fıkralar, çocuk masalları, radyo piyesleri, skeçleri, tiyatro oyunları yazar, çeviriler yapar.

 

fosforlu-cevriye

 

Ya Fosforlu Cevriye’yi bilmeyen, tanımayan var mı? Evet, kendisi Yeşilçam’ın gözbebeklerinden biridir. Suat Derviş’in en bilinen ve en sevilen romanı öyle ki ünü Suat Derviş’i gölgede bırakmıştır. Fosforlu Cevriye İstanbullu bir sokak çocuğu, bir sokak fahişesidir. Kara sevdalı bu sokak kızı edebiyatımızın halen yaşayan en canlı kahramanlarındandır. Hikâye Beyoğlu karakolunda başlar. Sokakta iş beklerken her zaman olduğu gibi saçlarındaki ıslak pırıltılar yüzünden enselenmiştir polise. Fosforlu lakabı oradan gelir.  Adını bile bilmediği, ağabey diye seslendiği bir kanun kaçağına sevdalı olması her şeyi göze almasına sebep olur. Roman Cevriye gibilerin gerçek aşkı uğruna neleri verebileceğin altını çizer. Suat Derviş İstanbul’unu bir sokak fahişesinin gözünden, son derece akıcı bir dille anlatmayı başarıyor. Fosforlu Cevriye film, tiyatroda sahnelenmiş ve şarkılara ilham olmuştur. Müziği yapılan Fosforlu Cevriye’nin söz ve bestesi Zeki Duygulu, yorumlayan Belkıs Özener.

 

karakolda ayna var ayna var
Kız kolunda damga var
Gözlerinden bellidir Cevriyem
Sende kara sevda var
Morede fosforlum
Sende kara sevda var

Denizlerin kumuyum kumuyum
Balıkların puluyum
Aç koynunu ben geldim Cevriyem
Bende allah kuluyum
Morede fosforlum
Bende allah kuluyum

 

suat-dervis-fosforlu-cevriye

 

 

Son olarak Nazım Hikmet’in Suat Derviş’e olan karşılıksız aşkını ve Suat’ına yazdığı “Gölgesi” adlı şiirini paylaşayım.

 

Nazım Hikmet ile Suat Derviş

Nazım Hikmet ile Suat Derviş

Gölgesi 

Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını;
Bir kere eğemedim bu kadının başını.
Kaç kere sürükledi gururumu ölüme
Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme.
Cevapları öyle heyecansız ki onun,
Kaç kere iman ettim, hiçliğine ruhunun.
Kaç kere hissettim ki, yine bu gece gibi
Güzelliğin önünde, dolup, çarpmalı kalbi
Ne mehtabın aksine yelken açan bir sandal
Ne de ayaklarında kırılan ince bir dal
Onun taştan kalbini sevdaya koşturmuyor.
Bir çiçeğin önünde bir dakika durmuyor…

Dönüyoruz yine biz uzun bir gezintiden
Gönlümün elemini döküyorken ona ben
O bana kendisini gülerek naklediyor
diyor.
Ya bu kadın delidir yahut ben çıldırmışım
Ben ki. Birçok kereler kırılmışım, kırmışım
Ömrümde duymamıştım böyle derin bir acı
Birden onun yüzüne haykırma ihtiyacı
İçimde alev alev tutuştu yangın gibi
Bir dakika kendimin olamadım sahibi
Hiç olmazsa öcümü böyle alırım dedim
Yolda mağrur duran gölgesini çiğnedim.
Nazım Hikmet

 

Hiç kimsenin baş edemediği yaşadığı unutulmuş, belkide unutturulmuş kadın Suat Derviş. Yaşamı boyunca toplumun en alt kesimlerine ve toplumun koşullarına ayna olmuş ve halk için yazmıştır. Hem gazeteci hem de yazarlık yönünü toplum gerçeği için kullanmış, aydınlığın yolunda sapmamış güçlü bir yazar. Döneminin siyasal koşulları ve zamanı ondan yana olmasada yazarımızı yazmaktan alıkoyamamıştır. Devrimcidir. Siyasal baskılar nedeniyle uzaklaşmak zorunda bırakılması unutulmasını kolaylaştırmışsada. İlkleri ve eserleriyle edebiyatın önemli yazarlarındandır. Nazım Hikmet’in adlandırdığı gibi “Başını Eğmeyen Kadın” Suat Derviş.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Küçük Nesnelerle Evde Mini Olimpiyat

  Olimpiyat oyunları eve sığar mı diye düşünmeyin. Sanat ile hayal edilebilecek her şeyi gerçekleştirmek mümkün. Bunun en iyi örneği...

Kapat