Fotoğrafla Görünenin Ötesine Geçmek / Klavdij Sluban

Fotoğraf gerçeği yansıtmasından ziyade, yarattığı sürreal pathosla (duygusal olanın)  görünenin ötesine geçer. Bu yaratım sürecinde; yıllardır çatışa durduğu resim sanatıyla, aynı görsel etkide buluşur. Klavdij Sluban, ürettiği çalışmalarıyla fotoğrafın doğasına plastik sanatları da dâhil eden bir sanatçı.  Onun fotoğraflarına sinen karanlık-barok etkili sürreal yapı, derin bir sessizliğin içerisinde edebi bir metne dönüşür.

“Benzersiz bir görsel dil, fotoğraf kimliğini geliştirir.”

Fransız fotoğrafçı, karanlık görüntülerin üzerine işlediği sert ışığı ilahi bir atmosfer içerisinde verir. Genelde çıktığı uzun yolculukların ürünü olan fotoğraflarda,  hareketi yakalama adına hızlı pozlama devreye girer. Sluban;  Moğolistan, Rusya, Asya ve Çin gibi kalabalık ülkeleri arşınlamasına rağmen fotoğraflarındaki sessizlik göze çarpar.

Kendinizi, benliğiniz içinde kaybettiğinizde bulabilirsiniz. Sükunet, varışın yüceltilmesi değil, yolculuğun sonu olan Mesih anının zarafet halidir.”

Fransız fotoğrafçı,  sanatsal çekimlerinin yanı sıra, hapishanelerdeki çocuk tutukluların da daima yanında oldu. Çocuk hapishanelerine yaptığı ziyarette, sadece fotoğraf çekmekle kalmadı. Fotoğraf ile ilgili seminerler düzenledi; onlara kameralar verdi ve fotoğraf çekmelerine imkân tanıdı.

“Hapisteyken hapishanenin neye benzediğini göstermiyorum. Hapse girdiğimi gösteriyorum. Asla onların [çocuklar] neden hapiste olduklarını sorgulamıyorum. Fotoğraf yoluyla onlara hapishanede yardım ediyorum.”

Klavdij Sluban   Anglo-American Edebiyatı’nda yüksek lisans yapmasıyla birlikte, fotoğrafın içerisine edebi nitelikler yükledi. Georges Fèvre’nin rehberliğinde siyah beyaz baskının inceliklerini öğrendi ve bunu ustalıkla fotoğraflarına işledi. Oluşturduğu açıyla, konusuna daima mesafeli yaklaştı. Tanıdık yerlerin, kapalı alanların ve zorlu ufukların sorunlarını ortaya koydu. Ve bunu yaparak, hem bilincimizin hem de duygularımızın içselleştirilmesiyle, güçlendirilmiş bir sınırlamanın, kırılmalarını yansıttı.

“Edebiyat zengin ve fotoğraf zayıf. İlginç olan, fakir bir şeyi aldığınızda zenginleştirmek için ona yatırım yapmanız gerektiğidir. Yaratma, içimizde taşıdığımız her şeye şekil vermektir. Ben edebiyattan yaratıldım. Beni besliyor, ilham veriyor. Okuduğumda resmi görüyorum, fotoğrafı görüyorum.”

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Eda Güngör

Adım Eda Güngör, 1987 Bulgaristan doğumluyum. İstanbul’da yaşıyorum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesi Heykel bölümünden mezunum. Okulun son dönemlerinde illüstrasyona...

Kapat