GERÇEĞİN RAHATSIZ EDİCİLİĞİ; REMBRANDT

Neye benzer bir ressam? Saçlarını nasıl tarar? Nasıl tıraş olur? Nasıl güler? Gülerken yüzü mü ışıldar? Yoksa hep asık suratlı mıdır? Nasıl konuşur, nasıl susar? Nasıl öfkelenir? Yüzü mü gerilir? Evde otururken, sokağa çıkarken ne giyinir? Nasıl göründüğünü önemser mi? Aynada kendini inceler mi? Yaşadığı yerde başkasının olmasına tahammül edebilir mi? Gece kaçta uyur? Sabah kaçta uyanır? Kahvaltı sofrasına nasıl oturur? Bacak bacak üstüne mi atar? Yoksa onları bitiştirir mi? Ayakkabılarını nasıl giyer? Sokakta nasıl yürür? Elleri cebinde ıslık çalarak mı yoksa kollarını iki yanda sallayarak mı? Kıvırır mı? Kadınlara yahut erkeklere kur yapar mı? Düşünmeyenlerin arasına karışır mı? Karışırsa yanlarında fazla kalır mı? Nereye gider, kendini nerelerde iyi hisseder? Ne yaparak geçirir koca bir günü? Ama en önemlisi bir ressam bize ne göstermek ister?

 

Rembrandt || İki Daireli Otoportre || 1665 – 1669

Rembrandt || İki Daireli Otoportre || 1665 – 1669

Rembrandt Harmenszoon van Rijn, 1606 yılının 15 Temmuz’unda, Hollanda’nın Leiden kentinde gözlerini açtı. Babası Harmen Gerritz adında varlıklı bir değirmenci ve annesi Van Zuytbrouck adındaki bir fırıncının kızı olan Neeltgen’di. Okul çağına geldiğinde şehrin Latince öğretim yapan okullarından birine girdi fakat derslerde sürekli resim yapması yüzünden sıklıkla ceza aldı. Bu durumun önüne geçemeyen ailesi de 14 yaşında Rembrandt’ı okuldan alarak ressam Jacob İsaaksz van Swanenburch’un yanına gönderdi. Swanenburch’un yanına kaldıktan bir süre sonra Amsterdam’a gitti ve yine bir İtalyan resim sanatının hayranı olan Pieter Lastmann’ın yanında çalışmaya başladı. 1625 yılında Leiden’e geri dönen Rembrandt, özellikle gravür ile uğraştı ve gravürün büyük bir önem kazanmasına katkıda bulundu. Bugün bile gravür sanatı geldiği yeri Rembrandt’a borçludur.

Kuşkusuz Rembrandt hayatının dönümünü 1629’da ayı zamanda matematikçi Christiaan Huygens’in de babası olan, devlet adamı ve şair Constantijn Huygens ile tanışmasıyla yaşadı. Huygens’in Rembrandt’ı keşfetmesiyle, Prens Frederik Hendrik’e 1646’ya kadar tablolar yapmıştır.

Babasının ölümünün ardından 1632’de temelli Amsterdam’a yerleşme kararı alan Rembrandt, orada ‘Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi’ tablosuyla ününe ün kattı.

Rembrandt || Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi || 1632

Rembrandt || Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi || 1632

1634’te evini kiraladığı  Hendrick van Uylenburg’un kuzeni Saskia van Uylenburgh ile evlendi. Saskia, mutlu evlilikleri boyunca birçok tablosunda ona model oldu ve böylece Rembrandt için hüsranla sonuçlanacak olan şatafatlı bir hayat başladı. ‘Samson’un Kör Edilmesi’ ve ‘Susanna Banyoda’ tablolarında, karısı Saskia’yı model olarak kullanmış; aynı yüze, birinde korku ve entrika diğerinde saflık ve masumiyet ifadelerini vemişti. Değişken insan ruhuna, içsel çalkantılara önem veren Rembrandt’ın sanatını anlamak için bu iki tablodan daha iyi örnekler yoktur. Resimlerini anlamamalarına rağmen salt dönemin moda anlayışının o olduğunu düşündükleri için zengin tüccarlar ve soylular Rembrandt’ın eserlerini satın alıyorlardı. Rembrandt, varlıklı bir ailede ve çevrede büyüdüğü için onların ne istediğini iyi biliyor fakat resmine ihanet etmiyor, tüm tablolarında her şeyi olduğu gibi tasvir ediyordu.

Rembrandt || Samson’un Kör Edilmesi || 1636

Rembrandt || Samson’un Kör Edilmesi || 1636

Rembrandt || Susanna Banyoda || 1636

Rembrandt || Susanna Banyoda || 1636

 

Saskia ile çocuklarının doğumlardan kısa süre sonra ölmeleriyle çift üzerinde beliren kasvet en sonunda oğulları Titus ile dağılır gibi olduysa da bir süre sonra ölen karısı Saskia’nın ardından oğlu ile bir başına kaldı. Oğlu büyüdükçe onun bakımını üstlenmesi için eve aldığı dadı Gertje Dircx, yalnız oğluyla değil kendisiyle de ilgilenmeye başladı. Karı koca hayatı yaşamaları çevre tarafından ayıplanmasına karşın ikili ilişkilerine devam etti. İlişkileri süresince Rembrandt, Amsterdam Keskin Nişancılar odasının siparişi üzerine en ünlü eserini yaptı; ‘Gece Nöbeti’. Fakat eser beğenilmedi ve büyük eleştirilere maruz kaldı. Rembrandt’ın başeseri olan bu devasa tablo, geleneğe uymadığı gerekçesiyle tartışmalara neden oldu. Gerçekten de tabloda yalın, tüm gerçekçiliğiyle bir kaos vardı ve tablodaki kargaşanın ortasında ne aradığını düşünmemize neden olan bir kız çocuğu bile görünüyordu. Resim yüzyıllar boyunca insanları rahatsız etmeye devam etti. Müzede sergilenen esere sayısız saldırılarda bulunuldu, asit döküldü, bıçakla kesildi ve defalarca tahrip edilmek istendi.

Rembrandt || Gece Nöbeti || 1642

Rembrandt || Gece Nöbeti || 1642

Rembradt bu arada dini kişileri gerçek hayatta gördüğü kişileri model alarak tasvir ediyor ve onları bugüne dek çoğu ressamın aksine ilahi bir hava katmadan, insani yönlerini ön plana çıkartarak resmediyordu. Figürlerin yüzlerindeki duygu ve düşünceler yakın bir şekilde anlaşılırdı ve ressam tarafından en dikkat edinilen nokta buydu. Aynı zamanlarda kendisiyle evlenmek isteyen Gertje ile ilişkisini kesti. Karısı Saskia’nın mirasından olacağı için evlilik gibi bir planı yoktu. Fakat yine evine aldığı hizmetçisi Hendrickje ile bir ilişkiye başladı. Rembrandt bu kadına gerçekten âşıktı ve eğer karısı Saskia ölmeden önce vasiyetine evlenmesi durumunda servetinden yararlanamayacağını açıklayan maddeler koymasaydı, onunla evlenebilirdi. Hendrickje’den bir kız çocuğu olduğu dönemde ressamın artık tüm imajı bitmişti. Eskiden semtinden ayrılmayan ve ondan tablolar satın alan zenginler ortalıkta görünmüyordu ve evinin çevresi artık evsizlerle ve ayyaşlarla doluydu. Rembrandt’ın gerçeğe bağlı eserleri, cehaletin gölgesinde kalmıştı. Yine de sevgilisi Hendrickje ona model oluyor ve onu resim yapması konusunda cesaretlendiriyordu. ‘Davud’un Karısı Batşaba’  ile ‘Yıkanan Kadın’ tablolarının yanı sıra ressam sevgilisini ‘Hendrickje Stoffels Flore Kılığında’ isimli eseriyle ölümsüzleştirdi.

davud-un-karisi-batsaba

Rembrandt || Davud’un Karısı Batşaba || 1654

1662′de Amsterdam Manifaturacılar Sendikası Yönetim Kurulu üyelerinin toplu halde resmedilmesi istendi ve böylece ‘Sendika Üyeleri’ isimli tablosu ortaya çıkmış oldu.

Rembrandt || Europe’un Kaçırılışı || 1632

Rembrandt || Europe’un Kaçırılışı || 1632

Rembrandt || Sendika Üyeleri || 1662

Rembrandt || Sendika Üyeleri || 1662

Sendika Üyeleri isimli tablosunda Rembrandt’ın özgünlüğünün yerini daha klasik bir etkiye bıraktığı görülüyor. Fakat yine de bütün figürler hayatın gerçek bir anında yakalanmış gibi.

Rembrandt || İncil Yazarı Matthew ve Melek || 1661

Rembrandt || İncil Yazarı Matthew ve Melek || 1661

Aynı yıl içinde çok sevdiği Hendrickje öldü ve ardından oğlu Titus’un evlendikten kısa süre sonra ölmesiyle hayata küstü. Ayrıca Titus’un karısı da Rembrandt’ın torununu doğurduktan kısa süre sonra hayata gözlerini kapadı. Hayatta tüm sevdiklerini kaybetmiş yaşlı bir adam olan Rembrandt, 4 Ekim 1669 yılında akşam yemeğini yedikten sonra, yaptığı son otoportresinin önünde saatlerce eserini izledi ve yaşlı gözlerle odasına gitti, elindeki mumu söndürdü. Yatağına geçerek uyudu. Bu uykudan bir daha uyanamadı.

Rembrandt || İbrahim ve İshak || 1635

Rembrandt || İbrahim ve İshak || 1635

Rembrandt yaşamının sonlarına doğru küçümsenmiş, eski moda olduğu ileri sürülerek alay edilmiş, eserleri geri gönderilmiş ve unutulmaya mahkûm edilmişti. Işığın ve gölgenin ressamı olan Rembrandt, bu tekniği en usta kullanan sanatçı olmasının yanı sıra portrecilikte devrim yapmış; ruhun insan mimikleriyle belli edilmesinde, hiç görülmemiş bir başarı elde etmişti. Sanatında derin ve dokunaklı bir yankılanma görülen Rembrandt’ın eserlerinde gizemli bir esinle gerçekçiliğin iç içe olduğu görülür.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Yazar Margaret Atwood’un ‘Nam-ı diğer Grace’ Romanı Diziye Uyarlanıyor!

Kanadalı yazar Margaret Atwood’un 'Nam-ı diğer Grace' adlı romanı dizi olarak çekilecek. Dünya edebiyatının önde gelen yazarlarından Margaret Atwood, 'Damızlık Kızın...

Kapat