GİTARLA KONUŞAN ADAM: MARK KNOPFLER

Mark Knopfler’ın eşsiz sesini ve büyülü parmaklarıyla dokunduğu gitarının tonlarını, İstanbul’da en son 27 Nisan 2013’te dinlemiştik. Gençliğinde kurduğu okul gruplarıyla, Elvis Presley, Chuck Berry, Chet Atkins, B.B. King şarkılarından etkilenerek müziğe başladı. Henüz 16 yaşında Sue Hercombe ile bir televizyon programında sahneye çıktı. Çok istediği Fiesta Red Fender Stratocaster’ı alamayınca, 50 euroluk Red Hofner V-2 çalmaya başladı. Gazetecilik ve muhabirlik yaptıktan sonra öğretmenliğe yöneldi. Müzikle profesyonel olarak ilgilenmek için işini bıraktığı günlerde arkadaşlarıyla bir evde zaman geçirirken çalabilecekleri tek gitar, sap kısmı kırık ve düşmesin diye ekstra tellerle sağlamlaştırılmış eski bir akustik gitardı. Parmaklarıyla bile zorlasa çalınamayacak kadar kötü durumda olan gitardan çıkardığı sesler için daha sonraları “gitardaki sesimi buldum” demişti ve Knopfler’ı diğer rock müzik gitaristlerden ayıran en önemli özelliklerinden biri de birçok blues ve country müzisyeninin de kullandığı ‘’fingerpicking’’ olarak adlandırılan bu farklı tekniği oldu.

1977’de Pick Withers ve David Knopfler ile birlikte daha sonraları listeleri altüst edecek olan ve ‘’Sultans of Swing’’i de içeren birkaç demo kaydettiler. Sultans of Swing kısa sürede dinleyicileri etkisi altına aldı, listelerde ilk sıraya yükseldi, rock tarihinin en iyi 100 solosundan biri oldu ve Dire Straits’in alamet-i farikası diyebileceğimiz vokal ve gitar arasındaki eşsiz sohbet bu şarkı ile gün yüzüne çıkmış oldu. Şarkının hikayesi de ilginçtir; Ipswich’de terk edilmiş bir pub’da caz müzik yapan bir grup en sonunda ‘’We’re the Sultans of Swing’’ diyerek sahneyi terk eder ve Knopfler’ın alaycı şarkı sözleri, buradan da ilham alarak dinleyiciyle ilk defa buluşur. Önce şarkının müziğinin çok da iyi olduğunu düşünmediğini fakat ilk aldığı Strat’ında çaldığında her şeyin kendisi için değiştiğini söyler Knopfler bir röportajında.

 

‘Making Movies’ albümünde Knopfler, içindeki alaycı çocuğu da yanına alarak, Shakespeare’in ünlü trajedisi Romeo ve Juliet’i öylesine yorumlar ki, bize sadece bu çağdaş ozanı dinleyip ritimlerin içine ustaca sakladığı sözleri kalbimize nakşetmek düşer.

 

 

Dire Straits’in en büyük başarısı beşinci albümleri olan ‘’Brothers in Arms’’ ile birlikte geldi. 30 milyon kopya ile bu albüm müzik tarihinin en çok satan albümlerinden; İngiltere’de ise  Beatles, Oasis, Michael Jackson ve Pink Floyd’dan sonra en çok satan  beşinci albüm oldu. Albümde ‘’Money for Nothing’’, ‘’Walk of Life’’ gibi neşe dolu şarkılar yanında yazılmış en iyi aşk şarkılarından biri olan ‘’Your Latest Trick’’ ve  albüme adını veren ve hüznü notalara sığdıran savaş karşıtı klasik ‘’Brothers in Arms’’ da yer alıyordu. 1993’te  yayımlanan ve konser kayıtlarından oluşan‘’On The Night’’ albümü ise seyircinin her notaya eşliği ile Dire Straits klasiklerine masalsı bir ruh daha veriyordu sanki…

 

 

Dire Straits grubu 1995’te dağıldıktan sonra solo albüm çalışmalarına yönelen müzisyen, bu albümlerin ikincisi olan 2000 çıkışlı ‘’Sailing to Philadelphia’’ ile, bizlere yöneleceği folk rock tarzıyla ilgili ipuçlarını vermişti. Albümle aynı ismi taşıyan şarkıda, Knopfler ünlü Amerikan folk rock şarkıcısı James Taylor ile düet yapar. Jeremiah Dixon ve Mason’ın karşılıklı konuşmalarını da içeren bu şarkı, Amerikalıların ünlü Mason-Dixon sınır çizgisi ve Philadelphia’ya gitmek hakkında bir ikna şarkısıdır. İstanbul konserine, bu albümün giriş şarkısı olan ‘’What It Is’’ ile giriş yapan sanatçı, 2012’de çıkardığı ve doğum yeri olan İskoçya kökenli tınıları, geleneksel folk, country blues melodileriyle harmanladığı 7. solo albümü ‘’Privateering’’ şarkılarını canlı dinleme imkanını bizlere sundu. Albümün yarıdan fazlası blues kökenli şarkılardan oluşuyor ve Knopfler’ın en iyi solo albümlerinden biri olarak kabul ediliyor. Knopfler’ın 2015’te yeni bir albümle, Eric Clapton ve John Mayer ile dünya turuna çıkacağı söylentileri dolaşadursun, bu alçakgönüllü sakin adamın gitarıyla sohbetinin önce dingin, sonra hüzünlü, öfkeli ve her bir sözü ayrı bir hesaplaşmaya sahne olan şaheseri ‘Private Investigations ile yazımı bitiriyorum.

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Turgut Uyar’ın ‘Veys’ Adlı Oyunu Raflardaki Yerini Aldı!

Türk edebiyatının usta isimlerinden Turgut Uyar'ın yaşadığı dönemde yayınlamadığı oyunu 'Veys' yarım asır sonra raflardaki yerini aldı. Günümüzde de popülerliğini...

Kapat