Göle Kıyısı Olmak Deyişine Yeni Bir Boyut Kazandıran Yarımada: Gölyazı

Bursa-İzmir yolu üzerinde ilgi çekici coğrafi biçimi ile Ulubat Gölü’nde bir yarımada Gölyazı. Roma dönemine kadar uzanan tarihi ile suya kıyısı olan, içinde tarihi kalıntıları, kiliseleri, eski Rum yapılarını barındıran Marmara ve Ege civarındaki pek çok köy ve kasaba gibi Gölyazı da İstanbul’a yakın bir destinasyon olarak, yeni yerler keşfetmeyi sevenleri bekliyor.

golyazi-2

Gölyazı, kuşların göç yolu üzerinde olduğu için pek çok kuşu mevsiminde ağırlarken, göl de su kuşlarına ev sahipliği yapıyor. Şehrin daimi misafirlerinden leylekler, kendilerine öyle güzel evler yapmışlar ki, size yukarıdan bakarlarken, kendinizi burada yabancı hissediyorsunuz. Arabaların üzerlerinde, sokak lambalarında, hatta yolda yürüyen leyleklere bile rastlamak mümkün.

golyazi-3

Ulu çınarları ve servileri ile dikkat çeken Gölyazı’da dışarıdan gördüğünüz manzaranın ihtişamını içeride bulamayacağınızı yine de söylemek isterim. Dışarıdan bakıldığında büyülü bir şehir gibi olan bu yarımada, içine girdiğinizde renksizleşiyor sanki.

golyazi-4

Bunda gölde sandal turu yapmayı iş haline getirmiş olan neredeyse köy halkının tamamının, sizi sürekli sandal turu baskısı ile rahatsız etmesi; her yerde satılan ve Gölyazı ile en ufak ilgisi bulunmayan yapma çiçekten taçları satmaya çalışan yaşlı teyzelerin ısrarı da etkili olsa gerek…

golyazi-5

Gölyazı aslında antik bir kent. Eski adı Apolyont ve bu adı bugün Kızadası’nda kalan Apollon tapınağından alıyor. Kentin surları bugün dağılarak hayatına devam etse de her ara sokakta karşınıza çıkabiliyor. Ayrıca sonraki dönemlerde inşa edilen evlerde bu kalıntıların kullanıldığı da biliniyor. Yine de surlar en çok halkın “delikli taş” dediği yerde gün yüzüne çıkıyor.

golyazi-6

Bugün kültür merkezine çevrilmiş olan kilise, çocukları bağrına basıyor.

golyazi-7

Değirmenin terk edilmiş havası ise aslında süren yenileme çalışmalarından kaynaklanıyor.

golyazi-8

Sit alanı olarak korunan köyde tiyatro, nekropol yani tarihi mezarlık, güzel Rum evi örnekleri ve kısmen günümüze ulaşan manastır da gezilebilir.

golyazi-9

Bana kalırsa Gölyazı kalınacak değil, birkaç saat vakit geçirilecek bir yer ama burada konaklamak isterseniz haftaiçi 150, haftasonu 180 lira fiyatı ile 3 odası bulunan Faik Bey Konağı’nda kalabilirsiniz. Kalmasanız da, rengârenk düzenlenmiş güzel bahçesinde göle bakarak bir çay içmek mümkün.

golyazi-10

Ayrıca meydandaki kahvehaneler de vakit geçirmek için ideal ama biraz daha kalabalık. Bilhassa köyün çevresinde su içinde kalan ağaçlar bir doğa harikası gibi uzanıyor önünüzde.

golyazi-11

Meydanda bir de Ağlayan Çınar’ı göreceksiniz. Her Rum köyünde olduğu gibi Rum kızı ile Türk oğlan arasında geçen acıklı bir aşk hikâyesinin ardından gözyaşı döktüğü söylenen bu çınarın ağlayıp ağlamadığını bilmem ama neredeyse 750 yıllık bir anıt haline gelmiş bu ulu çınar için bile olsa Gölyazı görülmeye değer.

golyazi-12

Hülya Utkuluer

Marmara Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldum. Cumhuriyet dönemi müzeleri hakkında bir yüksek lisans tezi hazırladım. Şu an bir müzede (Cumhurbaşkanlığı Celal Bayar Müzesi) müdür yardımcısıyım ve ayrıca tarih doktorası yapıyorum. Seyahat etmek, okumak, yazmak, yeni tatlar denemek, fotoğraf çekmek ve müzeler ilgi alanlarım arasında.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Umberto Eco’nun Son Seçkisi Türkçede Yayımlandı!

Dünyaca ünlü İtalyan yazar Umberto Eco'nun ölmeden önce hazırladığı son seçki olan kitabı 'Budalalıktan Deliliğe' (Papa Satan Aleppe) Kırmızı Kedi...

Kapat