Gorki’nin Bir İsimken Bir Simge Haline Gelen Karakteri ‘ANA’

Bana öyle kitaplar ver ki okuyanların rahatlarını kaçırsın. İnsanların kafasını gıcıklasın. Sizin için kitap yazanlara söyle, köylüler için de yazsınlar. Köylere bir kaynar su gibi dökülecek olan bu kitapları okuduktan sonra köylüler hiç ses çıkarmadan, hiç duraklamadan ölüme doğru yürüsünler… Ölümü ölümle onarmalıyız! İnsanları yükseltmek, ilerletmek için ölmek lazım… Binlerce insan yok olmalı ki milyonlarcası var olsun. Ölüm bir şey değil, çok kolay. Yeter ki ötekiler yaşasın, bellerini doğrultsun…

Ana da işte öyle bir kitaptır. Okuyunca huzur kaçıran farklı bilinç durumlarınızı uyandıran…

Aleksey Maksimoviç Peşkov, yani Maksim Gorki. Rusça’da acı anlamına gelen “Gorki” takma adını doğumundan itibaren tüm yaşamı boyunca katlanmak zorunda olduğu acılarla onlarla savaşarak bütünleştiği için almıştır. Döneminin önemli sosyalizm savunucularındandır. Rusya devriminden sonra ise döneminin en önemli yazarlarından biri haline gelecektir Gorki.

Ana romanına gelecek olursak bir olay örgüsünden çok konuşmalar ve mücadeleler sizi etkileyecektir. Baş karakterlerden olan Nilovna zorba kocasının ölümüyle oğlu Pavelle baş başa kalır ve bundan sonrası ise tamamen farklı bir kapıya açılır, insanları düşünmeye, vicdan muhasebesi yapmaya sürükleyen bir kapıya. Evde oturan endişeli Nilovna gidecek yerine ANA gelecektir. Dönemin ruhunu, dramını ve kapalı kapılar ardında neler döndüğünü iyice idrak edecek Nilovna, oğlunun iç dünyasını keşfetmekle kalmayıp büyük bir davanın karşısında bulacaktır kendini: İşçilerin…

Yeri gelecek oğlunun dava arkadaşlarıyla kalacak, onlarla toplantılar düzenleyecek yeri gelecek bildiri dağıtacaktır… Kitap her beynin ne kadar ezilmiş ne kadar hor görülmüş ve bilgisiz  olsa da evrileceğini ve bir yolunu bulup aydınlanacağını geç yaşta okuma öğrenerek korkusuz bir şekilde dimdik duracak olan Nilovna yani Ana ile gözler önüne seriyor…

Çarlık Rusya’sının işçilere yaptığı zulmü, işkenceyi anlatan kitap; mücadeleyi, yılmamayı ve korkmamayı baş karaktere gösterirken aslında hepimize birer mesaj vermektedir. Kitaptan bazı kesitler ise şöyledir:

 

’’Bunun nasıl olduğunu ben de fark etmedim. Küçükken herkesten korkardım, büyüdükçe bu korku nefrete dönüştü. Herkesten farklı farklı, birçoğundan bilmediğim nedenlerle nefret ediyordum, bu kadar basitti. Şimdi ise hepsi gözüme çok farklı görünmeye başladılar. Şimdi sanki onlara acıyor gibiyim. Ne olduğunu tam anlayamıyorum, ama içinde yüzdüğümüz pislikten hepsinin sorumlu olamayacağını anladıktan sonra yüreğim yumuşadı…” Pavel içinden gelen bir sesi dinlermiş gibi sustu, sonra düşünceli düşünceli, “İşte bu, adaletin soluğu!’’ diye ekledi.

Dediğimiz gibi kitapta daha çok konuşmalar büyük yer tutmaktadır. Gorki bu yüzden de çok eleştirilmiştir çünkü eleştirmenlere göre kitapta nasıl iyi devrimci olunur şeklinde subjektif düşünceler barındırdığını ileri sürmüşlerdir Gorki’nin…

 

’’Açlık, orada insanların ruhunu kemirmiş, insanları insanlıktan çıkarmıştır. Orada köylülerin yaşadığı hayata yaşamak denemez, onlar çaresiz bir sefalet içinde çürüyüp giden bir sürü yaratıklardır. Hükümet​, onların başında bir koruyucu değil, sanki fazla bir lokma ekmeğe göz diken bir yığın karga… Öyle bir lokma görünce, kimin elinde görürse koparıp alıyor. Üstelik o zavallının sırtına da bir tokat atıyor…’’

 

Ayrıca kitap sert eleştiriler de barındırmaktadır. Kimi yerlerde ise ağır ifadeler kullanılmaktadır.

 

Biz bu dünyada salt karnını doyurmaya gelmiş bir sürü yaratık olarak mı kalacağız?

Kirli ellerle ruhunuza dokunulduğunu duymak işkence görmekten daha acı, daha korkunçtur.

“Hayır” dedi. “Bu yalnızca benim şarkım değil. Benim gibi binlerce insan bu şarkıyı tekrarlayıp dururlar. Evet, onlarda böyle birer canlı dramın destanları gibidirler ve bilmezler ki yaşadıkları sefil hayat, halk için bir ibret ve kurtuluştur. Ne kadar insan vardır ki çalışmaktan sakat kalmış, hapislerde açlıktan geberip gitmiş de ağzından bir acı şikayet bile çıkmamıştır. Bağırmalıyız arkadaşlar… Bağırmalıyız! Başka çare yok…

 

Herkes kendine yakın olanları sever, büyük kalplere göre uzak olanlar da yakındır der Gorki.

Kitapta da dediği gibi asıl kıymetli olan uzaktakilerdir, anında bulabilecekleriniz  değil ve o uzaktakiler yakındakilerden daha yakındır. Bazen göz görmez ama tüm benliğinizle hissedersiniz, belki de kıymetleri daha fazla bilinsin diye uzaktadırlar…

 

“Aslında insanlar kötü olmaktan çok budaladırlar. Sadece yakınlarındaki, hemen ulaşabilecekleri şeyleri fark ederler. Oysa uzaktakiler, yakındakilerden çok daha değerlidir. Hayat daha farklı, daha rahat; insanlar daha zeki olsalardı bu herkes için iyi olurdu ama bunun mümkün olabilmesi için şimdiki rahatlarını feda etmeleri gerekir”

 

Kitabın belki de en çok sosyal medyada gördüğünüz en can alıcı cümlesi ve o döneme adeta meydan okuyan, insanı en çok düşünmeye sevk eden ve o dönem için en ağır cümle ise Pavel’in ağzından dökülüyor:

 

”İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne. İşte asıl cinayet bu… Utanılacak bir cinayet… Bir takım silahlar çıkartıyorlar, insanları öldürüyorlar ve bunu yapanlara devlet diyorlar. Evlerine, sosyal statülerine ve paralarına hiçbir zarar gelmesin diye garip insanları harcıyorlar. Anlıyorsun beni değil mi anne? Halkın ruhunu kurutuyorlar ve hiç bir şey anlamaz hale getiriyorlar.”

 

Okumadan geçmeyin:

Dönüştürebildiklerimizden Misiniz?

 

Berna Sakman

Psikolojik Danışman
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Beyoğlu Sineması Yenilenen Salonuyla Tekrar Açıldı!

Kısa bir süre önce kapanmanın eşiğinden dönen Beyoğlu Sineması, 28 yıllık salonunu yeniledi. Sinemanın ortaklarından Cem Altınsaray, Midwood Istanbul Film Studio...

Kapat