“Görsel Tarih Yazarı” Ara Güler

Uzun ömrüne değerli işler sığdıran, İstanbul fotoğrafları denince akla ilk gelen, fotoğrafçılığın yüz akı adamlarından biri olan Ara Güler’i yakından tanıyalım.

“1950-60’lardan kalma İstanbul fotoğraflarım olmasa, o eski günler, bugün unutulmuş olacaktı.(…) Eski şehirden hiçbir şey kalmadı. Şehrin estetiği değişti. Uygarlık ileriye gidiyor; ama insanlar güzellik anlayışını kaybetti.”

1928’de sanatın semti diyebileceğimiz İstanbul Beyoğlu semtinde doğmuştur. Yani tam 86 yıllık bir değer Ara Güler. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her dalında çalışmış. Yine aynı yıllarda Muhsin Ertuğrul’un açtığı tiyatro kurslarına devam etmiştir. Neredeyse görsel sanatların tüm dallarıyla ilgilenmiştir. Amacı, rejisör ya da oyun yazarı olmaktır. Sonrasında ise kendi deyimiyle “fotoğraf yazarı” olmuştur.

eski-karakoy-fotografi

“Fotoğraf sanat değil; ama fotoğraf çeken sanatçı olmalı. Çünkü bir fotoğrafta sanatçının bakış açısı, kültürü, eğitimi, algısı yatar.”

“Fotoğrafçı, çok dolu olmalı. Resim, müzik bilecek, tiyatrodan anlayacak, çok okuyacak, anında karar verebilecek, yani çok zeki olacak. Zevkleri çok gelişmiş olacak, kültürlü olacak, insan sevgisiyle dolu olacak. Bunlar varsa fotoğrafçı olur.”

1958’de Paris-Match ve Der Stern dergilerinin de Yakın Doğu muhabirliğini üstlenmiştir. Aynı yıllarda Henri Cartier-Bresson ile tanışarak Paris Magnum Ajansı’na katılmıştır.

1961 yılına kadar Hayat dergisinde fotoğraf bölümü şefi olarak çalışmıştır. 1961’de İngiltere’de yayınlanan Photogrphy Annual, onu dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri olarak tanımlamıştır. Aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği’ne kabul edilmiş ve bu kuruluşun tek Türk üyesi olmuştur. Fotoğraf dünyasının çok önemli yayınlarında fotoğrafları kullanılmış, kendisinden bahsedilmiştir. Almanya ‘da, Paris ‘te çeşitli sergiler açmış; 1962’de Almanya’da, çok az fotoğrafçıya verilen “Master of Leica” ünvanını kazanmıştır.

Bu arada, Bertrand Russell ,Winston Churchill , Arnold Tonybee, Picasso, Salvador Dali gibi birçok kıskanılası ismin de fotoğrafını çekip, röportajlar yaparak tarihe adeta tanıklık etmiştir. Bu röportajlar arasında en ünlüsü, fotoğrafçılara poz vermeyişiyle bilinen Picasso ile yaptığı “Picasso Röportajları”dır.

ara-guler-ve-picasso

Picasso ile anılarından şöyle bahseder:

“Ben kendim uğraşıp uğraşıp görüşememiştim Picasso’yla. Herif yanına adam sokmuyor. Yoksa resim yapamaz. Bizim yayınevi kitabını basacakti. Patron da meyhane arkadaşım, “Beni götürmezsen konuşmam seninle.” dedim. Öyle gittim. Picasso da sevdi beni, “Sen benim bu kadar fotoğrafımı çekiyorsun, ben de senin resmini çizeyim” dedi. Türkiye’de bir adet orijinal Picasso var, o da benim evde.”

 

ara-guler-salvador-dali

Salvador Dali ile anılarından şöyle bahseder:

Deliler grubu vardı Dali’nin etrafında. Çünkü etrafında serseri istiyor Dali. Benim bir kız arkadaşım vardı. Meğer Dali, onun vaftiz babasıymış. Beni aldı, götürdü. Bir gün dedim ki ben senin doğru dürüst resmini çekeceğim. “Peki yarın çekeriz” dedi. Bir gittim, 3 tane Fransız gazeteci. “Dur ben onları salarım şimdi” dedi. Oturttu adamları karşısına, “Söyle bakalım ziftin formülü nedir?” dedi. Üçü de bilemedi tabi. “Hah işte. Ben bastonumu alır, ziftin içine batırır, dışarı çıkarırım 250 bin dolar eder, bunu sen yaparsan deli derler. Şimdi git dediğimden ne anladıysan onu yaz” dedi. “Ben Salvador Dali’yim, sen kimse değilsin” diyordu yani adam.

 

“Ben fotoğraf sanatçısı değil foto muhabiriyim.”

 

Evet, kendine fotoğraf sanatçısı denmesinden hiç hoşlanmaz; ama yine de iddialı tavırlarını elden bırakmaz.

 

“Ne adamlar var! Bana soruyorlar; ‘Sen ne marka makineyle fotoğraf çekersin?’ diye. Fotoğraf makineyle mi çekilir? Şimdi en iyi, en gelişmiş daktilo bende olsa en büyük yazar ben mi olurum? Roman daktiloyla mı yazılır?
Arkadaş! (gözleriyle kalbini göstererek), fotoğraf burayla, burayla çekilir. Ben Singer dikiş makinesiyle bile fotoğraf çekerim! Şunlara bak. Alıyorlar Leica’yı, Canon’u, Nikon’u ellerine, yola düşüyorlar. Bir köylü mü gördüler. Dur! İki şipşak, tamam… Koyun sürüsü mü gördüler. Dur! İki şipşak, tamam… Çadır mı gördüler. Dur! İki şipşak, tamam… Ben bir çobanın fotoğrafını çekeceksem, onunla oturmalıyım, birlikte yemek yemeliyim, gece çadırında kalmalıyım… Onu tanımalıyım. Fotoğrafını ancak ondan sonra çekebilirim.”

 

“Fotoğraf makinesi bir alettir, fotoğrafı beyin çeker, realitede gördüğün olayın bir netice vereceğini düşündüğün anda basarsın deklanşöre.”

 

Fotoğrafta en önemli etkenin “sihirli boya” olarak nitelendirdiği ışık olduğunu savunmuştur. Şöyle yorumlayabiliriz ki; Işık, onun için adeta bir ressamın uyumlu boya renkleridir. Çıkan fotoğraf da o renk uyumlarıyla oluşturduğu resimdir.

“Makinenin iyisi, hafızanın kuvvetlisi bir yana, doğru ışık yoksa geçmiş olsun. Her şey ışıkla başlar. Işık varsa dikiş makinesiyle bile fotoğraf çekersiniz.”

 

Karaköy

Karaköy

Bugüne kadar çektiği tüm fotoğrafların siyah-beyaz olmasını ise şöyle ifade etmiştir:

“Renkler yanıltıcıdır; bir fotoğrafı daima siyah-beyaz düşünün, o hali ile iyi ise; o iyi bir fotoğraftır.”

 

 

 

 

Ödülleri

  • 1979 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Birincilik Ödülü (foto muhabirliği dalında)
  • 2000 Fransa Legion d’honneur nişanı
  • 2005 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü
  • 2008 İstanbul Fotoğraflarıyla İstanbul Turizm Özel Ödülü
  • 2011 Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü

 

Kitapları

 

  • Eski İstanbul Anıları (Dünya Yayınları, 1994, İstanbul)
  • Bir Devir Böyle Geçti,Kalanlara Selam Olsun (Ana Yayıncılık, 1994, İstanbul)
  • Retrospektif – 50 Yıl Fotojurnalizm (YGS Yayınları, 2004, İstanbul, Bremen)
  • Ara’dan Yetmişyedi Yıl Geçti (Fotografevi Yayınları, 2005, İstanbul)

 

Ara Güler, erken yaşlarda başlayan sanat merakını,  fotoğrafçılık alanında en iyi işlerle sergilemiş; Kazandığı birçok ödül ve sunduğu birçok eseri ile Türkiye’nin önemli isimlerinden olmayı başarmıştır. Dileriz ki daha uzun yıllar parmağı ile deklanşörü birlikteliklerine devam eder.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
1.600 Portre ile Türkiye’nin Yüz Kumbarası

     40 Profesyonel fotoğrafçı ile Türkiye’nin Yüz Kumbarası sergisi, 13 Şubat’ta Fransız Kültür Merkezinde açılıyor.  Sergi, Muammer Yanmaz’ın öncülüğünde...

Kapat