Gulliver’in Gezileri & Anti – Emperyalist ve Anti – Kolonyalist Bakış Açısı

Anglo – İrlandalı yazar ve din adamı Jonathan Swift tarafından 18. yüzyılda yazılan Gulliver’in Gezileri, parodi ve yergi türüne örnek olan bir eserdir. Orjinal ismi “Dünyanın Uzak Diyarlarında Seyahatler – Travels Into Several Remote Nations Of The World –“ olan bu roman, genel olarak “Gulliver’in Gezileri” olarak bilinir. Gulliver’in Gezileri, romanın olay örgüsünde yer alan hayali ülkeler ile İngiliz ve Avrupa toplumunu eleştirmektedir. Yani, Lemuel Gulliver’in ziyaret ettiği hayali ülkelerin her biri eleştiri ve hiciv için birer araçtır. Jonathan Swift bu eserde; politika, uluslararası ilişkiler, matematik ve bilimin kullanım alanları gibi konular hakkında dalga geçerek bir eleştiride bulunmuştur. Bu yüzden, Gulliver’in Gezileri’nin yazıldığı dönemi yansıtan romanlardan biri olduğunu da söyleyebiliriz.

Gulliver’in Gezileri’ne detaylıca değinmeden önce “anti – emperyalizm” ve “anti – kolonyalizm” terimlerinin ne olduğundan kısaca bahsetmekte yarar görüyorum. Emperyalizm; bir ülkenin diğer bir ülke üzerinde hakimiyet ve kontrol kurmasıdır. Bu, o ülkenin içişlerine ve kültürüne müdahale etmeyi dahi içermektedir. Anti – emperyalizm bu sisteme tamamen karşı çıkan bir felsefi düşünce biçimidir. Diğer bir deyişle anti – emperyalizm; müdahaleci bir dış politikaya karşı olan bir düşüncedir. Kolonyalizm de emperyalizm gibi güçlü bir ülkenin diğer bir ülke ya da ülkeleri kontrol etmesidir. Dolayısıyla emperyalizm ve kolonyalizmin aynı amaçlar doğrultusunda hareket eden sistemler olduğunu söylenebilir. Anti – kolonyalizm de emperyalist ve kolonyalist sistemlerin her türlüsüne karşı olan bir düşünce biçimidir.

Aslına bakarsanız; Jonathan Swift, Gulliver’in Gezileri’nde emperyalist tutumlarından dolayı insanlığa olan nefretini anlatır. Bunu yaparken de emperyalizm ve kolonyalizmin ne kadar gereksiz bir düşünce sistemi olduğunu ifade etmeye çalışır. Bu noktada asıl amaç; dönemin İngiltere sömürgeciliğinden kaynaklı olan sosyal ve politik ilişkilerin sonuçlarını eleştirmektir. İngiltere kendi kültürünü, dilini ve dinini sömürgelerine empoze etmiştir. Ancak Lemuel Gulliver birçok ülkeyi ziyaret etmiş olmasına rağmen Gulliver’in Gezileri’nde İngiltere’nin sömürgeciliği gibi bir durumu görmemiz mümkün değildir. Gulliver’in tanıştığı toplumlar (Liliputlular, Laputalılar, Houyhnhmlar ve Brobdignaglılar gibi) İngiltere emperyalizminin neden olduğu sosyal ve politik ilişkilere birer örnektir.

Lemuel Gulliver’in emperyalist bir karakter olmadığı aşikardır. Çünkü Robinson Crusoe’nun Cuma’ya yaptığı gibi kendi kültürünü, dilini ve dinini ziyaret ettiği ülkelere ve tanıştığı insanlara empoze etmemiştir. Örneğin; Liliput’a ya da diğer ülkelere gittiğinde kendi kültürünü ve dilini öğretmek yerine o ülkelerin dilini ve kültürünü öğrenir. Bunun yanında Gulliver, uygar olmayanı uygarlaştırmaya da çalışmamıştır. Örnek olarak; Yahoolar romandaki uygarlaşmamış, vahşi bir toplumdur. Eğer Gulliver onlara bir lider olsaydı ve onlara kendi kültürünü öğreterek uygarlaştırsaydı, kendi gücü ve karı için Yahoolar’ı bir piyon gibi kullanabilirdi. Gulliver Yahoolar’ı uygarlaştırmaya kalkışmamış olmasına rağmen dönemin sömürgeci İngiltere’si böyle bir toplumla karşılaşsa ne yapardı? Bana göre; İngiltere hiç düşünmeden o toplumu değiştirmeye, uygarlaştırmaya ve ardından kendi gücü ve şöhreti için kullanmaya çalışırdı.

gulliverin-gezileri (2)

Ayrıca, romanda Laputa diye adlandırılan emperyalist bir ülke ile de karşılaşıyoruz. Kuramcı ve akademisyenlerin yaşadığı uçan bir ada olan Laputa, Balnibarbi adındaki bir adaya zulmetmektedir. Balnibarbi’de bir ayaklanma olduğu zaman Laputa Balnibarbi’nin üzerinde durur ve güneş ışınlarının onlara ulaşmasını engeller. Bu, Laputalılar’ın Balnibarbililer’e uyguladığı bir tür cezalandırmadır ve Laputa’yı güçlü, emperyalist ve kolonyalist bir ülke yapmaktadır. Laputa örneği ile anlatılmak ve verilmek istenen mesaj şu ki; Laputa bir koloniye sahip olan güçlü bir ülke olabilir. Ancak sahip olduğu tüm sistemler mantıksız ve gülünçtür. Aslında bu noktada, Jonathan Swift İngiltere’yi eleştirmektedir. Yani İngiltere’nin kolonilere sahip olduğuna ama politik ve sosyal sistemlerinin mantıksız ve kötü olduğuna atıfta bulunmak istemektedir. Kısaca Laputa, romanda İngiltere’yi temsil eden sembolik bir ülkedir.

Daha önceden de bahsettiğimiz gibi emperyalizm uygar olmayanı uygarlaştırmak anlamını da taşıyordu. Ancak bir toplumu neyin uygar ya da uygarlaşmamış yaptığı tartışılır. Genellikle insanoğlunun yeryüzündeki en uygar tür olduğuna inanılır. Gulliver’in Gezileri’ne baktığımızda Jonathan Swift’in Houynhmnlar’ı atlardan oluşan bir topluluktur. Yani bir hayvan türünden! Buna rağmen romandaki en uygar topluluktur. Jonathan Swift bu bölümde uygarlığı belirleyen kıstasın nasıl belirlendiğini okuyucusuna düşündürmeye çalışmıştır.

gulliverin-gezileri (3)

Gulliver, anlatımında emperyalizm ve kolonyalizm fikrini sorgularken, ziyaret ettiği toprakları İngiltere’ye aitmiş gibi belirtmesi ve bu ziyaretlerini İngiltere adına yaptığını anlatarak bitirmesi ilginçtir. Böylece roman; dış politikanın aslında nasıl olması gerektiği hakkında da öneri vermiştir. Dış politikada  İngiltere’nin tutumu Gulliver’in tutumu gibi olsaydı daha mantıklı ve akla yatkın olabilirdi.

Özet olarak; Jonathan Swift tarafından yazılan Gulliver’in Gezileri, satirik bir eserdir. Çünkü İngiltere ve Avrupa’nın politik ve sosyal uygulamalarını eleştirmektedir. Romanda yer alan en önemli eleştiriler ise emperyalizm ve kolonyalizm üzerinedir. Jonathan Swift İngiltere’nin emperyalist ve kolonyalist uygulamalarını gözlemlemiş ve bunu anti – emperyalist ve  anti – kolonyalist bir karakter olan Lemuel Gulliver aracılığı ile eleştirmiştir. Gulliver’in Gezileri’nin kültürünü, dilini ve dinini empoze eden tüm emperyalist ülke ve topluluklara karşı yazılmış olan bir eleştiri olduğunu söyleyebiliriz. Romanda da gördüğümüz gibi Lemuel Gulliver birçok ülke ve toplum ile karşılamış ancak kendi kültür, dil ve dinini empoze etmekten kaçınarak onların kültürlerini ve dillerini öğrenmiş ve onlarla sıkı dostluklar kurmuştur. Bu da barış ortamı için emperyalizm ve kolonyalizmin ne kadar gereksiz ve anlamsız olduğunun bir kanıtıdır. Buna ek olarak; Gulliver’in Gezileri, Yahoo ve Houyhnhmlar’ı birer eleştiri aracı olarak kullanarak insanoğlunun hayvan türlerinden daha vahşi bir tür olabileceğini de göstermektedir.

Bünyamin Özcan

Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, İngilizce Öğretmeni. Edebiyat seven, fotoğraf çeken, doğa ile içi çe olmayı seven bir Sanat Karavanı yazarı. Amatör olarak tiyatro ve pantomim ile uğraşmışlığı var. Dolayısıyla tiyatro oyunları izleyip, eleştirmeyi sever. Hayatın anlamını kitaplarda aramaya devam ediyor.

1 Comment

  1. Ayşe

    10 Nisan 2017 at 01:08

    Cok güzel anlatilmis. Tebrik ederim

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Beyoğlu Sineması’nda Onur Ünlü Filmi!

Geçtiğimiz günlerde maddi zorluklar nedeniyle kapanacağını duyuran tarihi Beyoğlu Sineması’nın, sinema yazarı Cem Altınsaray öncülüğünde başlatılan projeyle varlığını sürdüreceği açıklanmıştı....

Kapat