‘Gurur ve Önyargı’ Sadece Bir Aşk Romanı mıdır?

Jane Austen hala en çok okunan İngiliz kadın yazarlarından bir tanesidir. Şüphesiz ki en çok okunan ve bilinen romanı ise ‘Gurur ve Önyargıdır. Çoğumuz okur okumaz kitabın aşk hikâyesi olduğunu düşünürüz. Sadece aşk mıdır okuduğumuz? Umutsuz aşıkların birbirine kavuştuğu, en umulmadık anlarda karşılaştığı bu roman bir aşktan ötesini bizlere sunuyor. Her ne kadar, okuyucuyu kendine bağlayan konu aşk olsa dahi Jane Austen büyük bir ustalıkla 19. yüzyıl İngiltere’sine ve sosyal yapısına ayna tutuyor.

Gurur-ve-On-Yargi-Sadece-Bir-Ask-Romani-Midir-1

Elizabeth Bennet’in yaşamış olduğu imkânsız aşk, bizlere o dönemde bir sınıf ayrımı olduğunu gösterir. Öyle ki aşık olduğu Bay Darcy oldukça zengin ve köklü bir aileden gelirken, Elizabeth orta sınıf bir ailenin kızıdır. Çoğu zaman Elizabeth’in ve diğer kız kardeşlerinin diğer üst sınıf kadınlar tarafından ‘cahil’, ‘kaba’, ‘hoyrat’ olarak nitelendirildiğine şahit oluruz. Daha önemlisi Elizabeth’in ablası, Jane ile evlenmek isteyen Bay Bingley ise bu sevdasından vazgeçmek zorunda kalır çünkü Jane ve ailesi onun ait olduğu üst sınıfın bir parçası değildir. Austen, her şeyden önce kendini okutmak istemiş ve bu isteğini okuyucuya romantik hikâyeler vererek gerçekleştirmiş. İlk bakışta sadece zengin kız fakir oğlan aşkı olarak nitelendirilebilecek bu roman, gerçekte toplumdaki sınıflaşmaya tavır almış ve okuyucunun da sınıflaşmaya karşı öfke duymasını sağlamıştır. Öyle ya kim istemez başkarakterleri mutlu olsun? Zaman zaman, Austen alaycı bir tavırla anlatmıştır. Üst sınıf olarak görülen kimselerin toplumun diğer kesimlerine yukarıdan bakmasını. Elizabeth Bennet, Austen’ın takındığı alaycı tavrın bir eseridir. Keskin zekâya sahip Elizabeth, kendisine yukardan bakan kimseyi umursamayarak, bu karakterler ile dalga geçmiş, hiçbir zaman aklından geçeni konuşmaktan çekinmemiştir.

Gurur-ve-On-Yargi-Sadece-Bir-Ask-Romani-Midir-2

Oldukça romantik bir hikâyenin altına gizlenmiş bir başka konu ise dönemin kadınlarının yaşamış oldukları hayat. Elizabeth ve annesi iki ayrı kadın tipini temsil eder. Elizabeth; okuyan, alabildiği sınırlı eğitimle yetinmeyip kendini geliştiren, toplumun kısıtlamalarına kulak asmadan istediğini söyleyebilen, özgür bir birey olmaya çalışır. Öte yandan, Elizabeth’in annesi basit düşünce yapısına sahip, toplum ve sınırlamalarına boyun eğen, tek gayesi kızlarının evlenmesi olan bir kadındır. O dönemde kadının yeri, aldığı eğitim rolü keskin çizgilerle belirlenmiştir. İyi bir evlilik yapmak dışında hayatta başka hiç çareleri yoktur. İşte tam olarak bu sebeple başkahramanımız, Elizabeth geleneksel kadın rolüne bürünmeyerek başkaldırış olarak değerlendirilebilir. Sonuçta Elizabeth de iyi bir evlilik yapar fakat kendisi bu evliliği aşık olduğu için yapar. Sosyal statüsünün ve hayatının değişeceği gerçeği onun için çok önemli olmayan bir kavramdır.

Sadece bir aşk romanı değildir Austen’ın romanı. Günümüzde hala en çok kitaplar arasında yer alabilmesinin, filmlerinin, dizilerinin olmasının tek sebebi içindeki aşk hikâyesinin aslında sadece bir aşk hikâyesi olmayışıdır. Austen bizlere yaşadığı dönemi anlatır alaycı ses tonuyla. Açık açık eleştirilmese bile konular, bizler okuyucu olarak üzerimize düşeni kolaylıkla anlar, dönemin olumsuzluklarını eleştirir, hoş görmeyiz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Zamana Meydan Okuyan Bir Yazar: Frances Burney

İngiliz Edebiyatı’nın güzide yazarlarından olan Frances Burney, 13 Haziran 1752’de doğmuştur. Örgün öğretime gidemeyip kendi kendini eğiten Burney, 10 yaşında...

Kapat