“Haksızlığa Tahammülü Olmayan Bir Sanatçıyım” Şükran Moral – Röportaj

Heteroseksist düzenin hüküm sürdüğü bir dünyada, yapmış olduğunuz avantgarde işlerle tanıdı insanlar sizi. Bugüne kadar hakkınızda pek çok şey söylendi. Şükran Moral’ı bir de sizden dinleyelim. Kimdir Şükran Moral?

Sanatçıyım,  haksızlığa tahammülü olmayan bir sanatçı.

Bir performansınız genelevinde gerçekleşmişti. Ancak “Amemus” adlı çalışmanız daha çok ses getirdi. Hâlbuki cinselliğin satılabilir bir durum olması daha rahatsız edicidir. Amemus’un bu denli tepki almasını neye bağlıyorsunuz? 

Bu konuda çok düşündüm. Konu cidden inanılmaz noktalara götürdü beni. Kadının cinselliğinden rahatsız oluyorlar, hele bir de eşcinsel ilişkiden hem korkuyorlar hem de nefret ediyorlar. İktidar kadın üzerinden ürettiği eril söylemlede iktidarda kalıyor.  Bu konuyu “ahlak” bekçiliğine oturtarak, oy verenlerine böylelikle teminat vermiş oluyor. Ey kadın senin bedenin ve ruhun bize ait, biz yani toplum, aile ne diyorsa onu yapacaksın. İktidar vajina bekçisi, kadının her türlü hakkı, yaşamı elinde.

Bunun dışına çıkan her şey erkin müdahalesini gerektiriyor. Özgürlük söylemleri ailenin sahte bakireliğini bozabilir, sahte beyazlığını, sahte masumiyetini bozar.

 amemusşÜKRAN-MORAL-amemus

Çalışmalarınıza seyirciyide dâhil ediyorsunuz.  İzleyicilerden gelen tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yerine göre değişir. Son Diyarbakır’da yaptığım Balkon performansı videosunu izlerken tepkiler beni çok eğlendirdi. Fakat performansı yaparken biri müdahalede bulundu. O nedenle 15 dk. İçerisinde bitirmek zorunda kaldım.

şükran-moral-balkon

Performansınızı gerçekleştirdiğiniz genelevin kapısında  “Çağdaş Sanat Müzesi” yazıyordu.  Bu başlık günümüz müzelerine bir gönderme niteliğinde miydi?

Aslında bu yer değiştirme performanslarını hep yaptım. Müzelerde bir yerde satış yeri, tıpkı genelevler gibi. Kara ve sert bir mizah. Satış olan her yer her şey metaya dönüşüyor.

şükran-moral-bordello

Çağdaş sanat olarak değerlendirilen günümüz sanatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Soru o kadar geniş ki. Günümüz sanatının yeterince kavranıldığını sanmıyorum.

Marina Abramoviç, çalışmalarında tabanca, mermi, jilet gibi nesneleri kullandı. Sizde Gezi Parkı’nda gerçekleştirdiğiniz performansınızda jilet kullandınız. Acı çeken bir bedenin temsiliyeti nedir?

Gina Pane ‘yide ekleyin yoksa eksik olur. Ruhun o kadar acı çekiyor ki acıyı duymak ve ruhunun acısını hissetmemek için vücudunu kesiyorsun.

fft16_mf1634988 (1)

Her şeyden önemlisi bedeniniz bir sanat nesnesi haline dönüşüyor. Çoğunlukla arzu nesnesi olarak bakılan kadın bedeni, çalışmalarınızda ayrı bir yere taşınıyor. Bu anlamda gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınızda bedenin önemi nedir?

Günümüzde objeleşmiş bedenin dışında, sanatımla bedenime anlam yüklüyorum. Beden değil sergilenen konsept.

Bir performansınızda kendinizi Hz. İsa gibi çarmıha gerdiniz. Ancak İsa’ya göre, daha kendinden emin ve cesur görünen bir beden karşımızdaydı. Bu, din ve kadın arasındaki bağlantıya bir gönderme miydi?

 Evet, İsa figürü acı çeken acı çektireni affeden bir figür. Benim çarmıhtaki halim meydan okuyor, lanetliyor bakanı. Din ile kadın arasında kuvvetli bağlantı, bir kadın sanatçının kendisini çarmıha koymasıyla başlar zaten.

ŞÜKRAN-MORAL

Çıplaklık her zaman rahatsız edicidir. Paris’teki Orsay Müzesi’nde sergilenen Gustave Courbet’nin ünlü “Dünyanın Kökeni” tablosunun önünde,  Deborah de Robertis bir performans gerçekleştirmek istemişti. Bu aynı zamanda tablonun canlanmasıydı. Müzede sergilenen resme karşı bu kadar mütevazı olunurken, performansa gelen aşırı tepkinin nedeni sizce neydi?

Tablo temsil ediyor. Performans temsil edenin kendisi. Toplum Paris’te bile ikiyüzlü.

Performanslarınızda, erkekleri ötekileştirdiğiniz söyleniyor.  Bu anlamda, kadına bakış açısını ironik bir üslupla erkeğe yüklediğinizi düşünüyorum. Toplumsal cinsiyet modellerinin yarattığı kalıpçı yargıların ve baskılardan kurtulmanın yolu nedir?

Ah canım! Kıyamam bu erkeklere ben ya. Performansta bile ötekileşmek istemiyorlar. Bak buna çok güldüm. Hahahaha gösterdiğim sadece erk dili erkek değil.

 ŞÜKRAN-MORAL-ÜÇLÜ-EVLİLİK

Sanat, kelime olarak kendi içinde çok büyük bir kavramı barındırıyor. Sizce sanatın gelmiş olduğu son durum nedir ve sanatın asıl amacı ne olmalıdır, ya da gerçekten bir amaç gütmeli midir?

Amacım var sanat yapayım olmaz bence. Sanat yaratmanın süreci bizi şekillendiren bir ilişki. Anlamı zamanla değişti tabi ki dinin devletin direkt emrinde değil.

 Son olarak bizleri şaşırtmaya devam eden Şükran Moral hangi çalışmalarla karşımızda olacak?

Şu an 30 Ekim’de Bergen Kode Muzesi’nde kişisel sergime hazırlanıyorum. Şu ana kadar yaptığım en büyük sergim olacak. İşlerimin çoğu bir arada daha önce hiç sergilenmedi.

ŞÜKRAN-MORALhamam-ŞÜKRAN-MORAL_Çocuk_Gelin__ŞÜKkran_MoralSukran-Moral-Ayna-2014şükran-moral-gezi

şükran-moral

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

1 Comment

  1. gromsky

    30 Ağustos 2015 at 22:19

    ben sanatçının egosal tatmininden başka bir şey görmüyorum.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Belçika’da 70 Yıldır Tarihe Tanıklık Eden Trafik

‘Revolution’ dizisini izleyenler için bu kareler yabancı değil. Tek fark, bu fotoğraflar bir kurguya veya bir sete ait değil, tamamen...

Kapat