HARBİ HAYALET, SAĞLAM GARİBAN, İNCELİKLİ HAYTA : METİN KAÇAN

Kayseri’nin İncesu ilçesinde doğan Metin Kaçan, henüz altı aylıkken ailesiyle birlikte İstanbul’a gelir. Yazın hayatına Kasımpaşa Lisesi’ni ikinci sınıfta bırakıp mizah dergilerinde başlar. İlk yazısı Gırgır dergisinde yayımlanan Kaçan, edebiyat dünyasında Jak Labon ve Andante takma isimleriyle bilinirdi.

Maddi dünyanın hızına kapılan, uyuyan, uyutulan, sorgulamayan, düşünmeyen gitgide bedenden gölgelere dönüştürülen ya da dönüşen insanların kaybolduğu bir mekânda kendini arayan Metin Kaçan’ın derdi büyük ve sancılı. İçinde bulunduğu ortamı kurtarmaya hevesli ve inançlı. Çağının büyük hastalığının teşhisini koymuş : ” ahlaki çöküntünün, sosyal zehirlenmenin, ruhsal zedelenmenin adı bağımsızlık ya da özgürlüktü.” ve bu durumu ” havaya kalkan, boşlukta tokuşan kadehler sayesinde, ikiz bir bebek gibi sarılan sigaralar yüzünden bu yatay geçişleri kimse fark etmiyordu. ”

Fındık Sekiz isimli romanında İslam’ı ve tasavvufu sembolik ve incelikli bir dille ele alan Metin Kaçan, kitapta Meto karakteri üzerinden kendi hayatını da anlatmıştır aslında. Meto da bulunduğu ortamı anlamlandırmaya çalışıp, bataklıkta çırpınıp” sade bir çığlık” olarak sessiz çoğunluğun hakkını vermek için savaşır. Çevresindeki insanları “Bir şeyler yaşayalım, mutlu olalım, yiyelim, içelim eğlenelim!” ortak felsefeleridir. Ne Stalin, ne Hitler, ne de Lenin ya da ne Sosyalizm ne Faşizm umurlarında bile değildir. Onlar Lut Kavminin günümüzdeki versiyonları, helak edilen bir neslin son temsilcileri; nefislerinin emrinden başka hiçbir olaya tatlı bakmayan yaratıklar. Emmare’nin peşinden giden, sadece onun için yaşayan sürüngenler, insanlık mertebesine ulaşmak için tek bir kitap, tek bir sure, tek bir ayet bilmeyen beyinsizler, şeytanın yoldan çıkarttığı “entelektüel” grup” diyerek tanımlar. O zamanki İstanbul’u Beyoğlu çerçevesinde değerlendirip “Allah’a inanmayan, kuldan utanmayan bir kavim” olduğunu söyler. Kendine de dünyanın en zor işlerinden birini vermiş : “yıldızı sönmüş, etleri buruşmuş bu tiplerin alnını secdeye koyduracak, hayatlarında yeni bir ufuk açacaktı.” Kelimelere sığdırabildiği felsefi derinliğiyle kulaklarımıza fısıldadı aslında bu işin raconunu. Bazıları anladı bazıları anladığını sandı. Fındık Sekiz’de hayatının şüphesiz en büyük derdini, şanssızlığını, kırgınlığını da anlatmış. Meto da tecavüz suçlamasıyla içeri girmiş. Mahkemeler mahkemeleri kovalamış ve 8 ay içeride kalmıştır. “Hapsedilen bedendi; ruh değil” diyerek hayatına canavar romancı damgasını yapıştıran medyaya karşı romanında “atılan iftiraların bedelini herkese, her dudağa ödetecek; atardamarlar nerede, hangi konumda, ne şekilde olursa olsun mutlaka kesilecek.” demiştir ancak yine de en büyük sancıyı ve sıkıntıyı kendi çekmiştir. Yediği damganın büyüklüğünden ve etkisinden mahkemece suçsuz bulunsa da bir dönem medya yüzünden sıyrılamamış ve yazın hayatına parça parça devam edebilmiştir.

metin-kacan-2

Fındık Sekiz’de Meto bir ara bir ressamla karşılaşır ve ona devranın nerede döndüğünü sorar. Ressam ” Karagümrük” cevabını verir. Abisi Hasan Kaçan’dan öğrendiğimize göre Metin Kaçan’da abisiyle birlikte Karagümrük’te bulunan Cerrahi Tekkesi’ne gidermiş. Başına gelen korkunç iftiradan sonra maneviyatı daha da güçlenmiş. Hatta abisi Hasan Kaçan’ın anlattığına göre bazen neredeyse bir buçuk saat Hz. Muhammed’den başlayıp bildiği bütün sahabelere dua edermiş.

Fındık Sekiz’den önce Metin Kaçan’ın adı 1995’te Ağır Roman’la duyulmuştur. Ağır Roman edebiyat çevresinde de büyük yankılar uyandırmış bir yeraltı romanı. Bilinçli bir sosyal hayat eleştirisi yapılmış. Ağır ve ağdalı bir dille sokağın argosunu ve jargonunu kullanarak vücuda geçirmiştir. Belli kişilerin dudaklarından çıkan felsefi dokunuşları şiirsel bir dille sunar. Rum, Ermeni, Süryani ve Romanların bir arada yaşadığı bu çok kültürlü sokakta zarlar hiçbir zaman düşes gelmese de zar sallamaktan hiç vazgeçilmemiş. Ağır Roman’da vücut bulan bu karakterler Fındık Sekiz romanında sorgulanır. Felsefi derinliğe sığmayan karakterler Ağır Roman’la can bulmuş ara sokaklarda, bodrum katlarında, tornacılarda, berber dükkanlarında, cumbalı evlerin nemli odalarında, tenha çıkmazlarda; kevaşelerin, lombakların, covinoların, malbuçların, matizlerin, zorbaların, Salihlerin ama en çok da Arap Sadoların ruhları gezinir.

Maddenin ağırlığını manada, mananın ağırlığını maddede arayan bir sokak. Aslında Ağır Roman madde iken Fındık Sekiz manadır. Biri Metin Kaçan’ın dışıyken biri içi. Biri zahir iken diğeri batındır. İki uç arasında sıkışmış, keşfine susamış Meto ” her şeyi göze alacak kadar cesur; ama , aptal değil!” ve ona “hayatın monoton akışına kendini bırakıp, herkes gibi yaşamak da çok onursuz geliyor.” Fındık Sekiz’de yorgunluğunu kelimelere döktüğünde “intiharın arifesinde, yaşamın şerefesinde” biri olarak aklını çelen ölümü Malibu’yla birlikte Boğaz Köprüsünden kendini bırakmak, yani “lacivertten yeşile, yeşilden kızıla, sonra esmere kaçan renkli sularına, fırtınalı sesine bırakmak.” istese de romanda ölümden vazgeçmiştir. Maalesef gerçek hayatta vazgeçemedi. Ölümü kitaptaki gibi oldu Metin Kaçan’ın. Fotoğraf çekeceğim diye durdurduğu taksiden bir hızla inip kendini boğazın sularına bıraktı.

metin-kacan-yazisi-3

Önceden böyle bir ölümü, Fındık Sekiz’ deki gibi tasarlamış mıdır bilemeyiz, ancak Hasan Kaçan’ın söylediklerine göre planlı bir şey değil. Maneviyatına ters olan bir durum. Taksicinin dediğine göre de bir anlık bir şey. İnsanlığın, ara sokakların, arka sokakların, çıkmaz sokakların, uyuşmuş gençliğin, bitirim delikanlıların, kevaşelerin vicdanı Metin Kaçan’la kayboldu sanki. Cebinde bir miktar para ve cevşenle. Zaman ki ona hastayken.

Belki madde de ağırdır mana da. Belki de hafiflik ikisi arasında kalanlara mahsustur.

Şimdi Metin Kaçan herkesin kulağına gerçek manada ” güzelleşmemiz” dileğiyle hoş bir seda ile fısıldıyor:

“Yapıştır”

1 Comment

  1. ncl

    01 Nisan 2015 at 17:16

    Etkileciyi bir anlatımla etkileyici bir hayat anlatılmış…Başarılı bir yazı olmuş…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bu Onun Serseri Serbest Stili; Tim Burton

25 Ağustos 1958’de Kaliforniya’da doğan Timothy Walter Burton sinemanın en tuhaf adamlarından birisidir. İçine kapanık çocukluk dönemi onu çizimlere, hayal...

Kapat