“HAYAT; KENDİSİNİ ALT EDENİNDİR.” FRİEDRİCH NIETZCHE

  Ama önce sen kendini inşa etmelisin,
dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla
(Böyle Buyurdu Zerdüşt)

 

 On dokuzuncu yüzyılın en iddialı düşünürlerinden Friedrich Nietzche…

Yaşadığı toplumun değerlerinin iyi bir yaşama engel olduğunu fark eden ve her şeyi dönüştürme mücadelesi veren bir düşünür.

15 Ekim 1844’te dindar bir ailede doğdu. Çok başarılı bir öğrencilik dönemi geçirdiği ve öğretmenlerini etkilediği için yirmili yaşların ortalarında küçük Basel Üniversitesi’nde Klasik Filoloji Profesörü olarak görevlendirildi. Akademik kariyerinin yükselişe geçtiği bir dönemde besteci Richard Wagner ile yakın dost oldu. 1870’de Almanya’nın Fransa’ya açtığı savaşta Nietzche sıhhiyeci olarak hizmet verdi. Basel’de birkaç yıl ders verdikten sonra 1879’da üniversitenin ödediği ufak bir emekli aylığı ile emekliye ayrıldı. Emeklilik döneminde zamanının çoğunu İtalya’da ve İsviçre’de, daha çok küçük köylerde, yalnız yaşayarak geçirdi. Belli bir süre evliliği ve aile yaşamını düşünen Nietzche kadınlar ile olan ilişkilerinde kendini sürekli ihanete uğramış hissettiğinden bu düşünceyi gerçekleştiremedi. Kendisinin gerçekleştiremediği, ulaşamadığı ama arzuladığı şeylerin varlığını reddetmedi ve bütün yaşamı boyunca evliliğin güzel olabileceğine inandı.

Nietzche iyi bir sağlığı, iyi bir yaşamın merkezi olarak görmesine rağmen sık sık hastalandı.

Kitapların arasında kaybolup gittiği, yalnız, sakin ve küçük mekânlara ait yaşamının aksine, eylem içerisinde geçen bir yaşamın daha değerli olabileceğine inandı. Modern düşünce dünyasının önemli bir figürü olmasına sebep olan bir dizi bir kitap yazan Nietzche, kendi döneminde pek az kişinin dikkatini çekti. Bu dikkatsizlik ve ilgisizlik Nietzche’yi derinden yaraladı. Fakat Nietzche kendisine ait olan düşünceleri geliştirmekten vazgeçmedi. İnanılmaz bir enerji ve üretkenlikle çalışmalarına devam etti.

1889’da Torino’da Bizzet’nin Carmen eserinin performansını dinlemek için operaya gittiği bir anda faytoncu tarafından dövülen bir at gördü. Bağırarak ata doğru koştu: “Anlıyorum, anlıyorum!” dedi, ardından bayıldı ve kaldığı hana geri götürüldü.

Yaşamın geri kalanında ciddi sıkıntılar ve yoğun sanrılar içerisinde yaşadı. Sevmediği ve güvenmediği ablasının yanında yaşamak üzere Almanya’ya geri gönderildi. Ablasıyla kocası, Nietzche’nin en açık niyetini bile çarpıtarak Alman milliyetçiliğinin yüceltilmesiyle uyumlu hale gelecek şekilde düzenledi. Oysa Nietzche kendini tamamen bireylerin gücünü ve bilgeliğini düzenlemeye adamıştı. ‘Tüm değerlerin yeninden değerlendirilmesinin yolunu açmak için mücadele eden Nietzche, 1900 yılının Ağustos ayında geçirdiği kalp krizi sebebiyle yaşama veda etti.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bahar ve Şiir Festivali Başlıyor!

Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Beşiktaş Uluslararası Bahar ve Şiir Festivali; şiir ve müziği baharın yeşillikleriyle buluşturuyor. Beşiktaş belediyesi tarafından düzenlenen,...

Kapat