Hayattaki Yerimiz, Mukadderat!

Bahadır Baruter 1963 doğumlu çok yönlü bir sanatçıdır. Kariyerine 1990’da Pişmiş Kelle dergisinde karikatürist olarak başladı. Sonrasında Limon, Avanak Avni dergilerinde de karikatürleri yer aldı. Leman dergisinin kurulmasıyla Fatih Solmaz ile beraber tam 12 yıl Lombak isimli karikatür sayfasını çizdi. 1996’da ise Selçuk Erdem ile L-Manyak dergisini çıkarmaya başladılar. 2001’de Lombak isminde bağımsız bir dergi çıkardı, bu derginin ek sayısı olarak ise Kemik dergisini yayınlamaya başladılar. Penguen dergisinin kurucularındandır ve hala Penguen’de çizmeye devam etmektedir. Bahadır Baruter’in karikatürist kimliğinin yanında aynı zaman ressam ve illüstratör kimliği de bulunmaktadır. İllüstrasyonlarındaki karakterlerin üç boyuta dönüşümü şeklinde yorumlanabilen ‘Mukadderat’ isimli heykel sergisine 2015’te Contemporary’de yer vermiştir. Son olarak Contemporary serigisinin devamı niteliğinde olan 24 Aralık 2015-23 Ocak 2015 tarihleri arasında X-ist’te sergilenen Bahadır Baruter’in insana  kendi fanusunu sorgulatan heykel sergisi; Mukadderat sanatseverlerle buluştu. Bahadır Baruter, epoksi ana maddesinden oluşan fanus içindeki insanlarıyla bizlere kariyer, başarı, para peşinde koşarken nasılda bir fanusun içinde çaresizce sıkışıp kaldığımızı gösteriyor. Karakterlerinin beyaz rengi bize kefeni çağrıştırırken, her birinin muntazam bir şekilde tasarlanmış olan elleri ve duruşları hala fanustan çıkmak için bir umutlarının olduklarını hissettiriyor. Karakterlerin çoğu doğmamış bir bebeğin yüz ifadesini andırırken fanusta yüzüyor hissini aldığımız tasarımlar insanın özünü, yani anne karnındaki halimizi bize hatırlatıyor. Biz hangi fanuslarda dua ediyoruz, hangi fanusta görmüyor, duymuyor, bilmiyoruz? Sergiden birkaç eserin yüzümüze gerçekleri çarpmasına izin verelim, fanuslarımızı kırabilmemiz umuduyla…

bahadir-baruter-mukadderat-1

bahadir-baruter-1

bahadir-baruter-2

bahadir-baruter-3

bahadir-baruter-4

bahadir-baruter-5

Bahadır Baruter’in ‘Mukadderat’ konusuna bakış açısına ‘kendi sözleriyle’ açıklık getirelim:

Camlarını kırmazsan, hiç çıkamazsın bu sırça mezardan.
Başımıza gelen her şey mukadderat.
Şimdi sen de gözlerini kapat ve benimle birlikte kendini bu buz gibi ateşe at.
Hiç gerçekleşmeyecek dualarla kurduğum bir dünyanın içinde yapayalnız yanıyorum. Gözlerimi tamamen kapattım,  hayali tanrılara tapıyorum.
Doğmuşluğumda doğmamışlık; olmuşluğumda olmamışlık…
Hırslardan ve korkulardan ilmek ilmek örülmüş bembeyaz bir kefenin içine doğuyorum.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Doğan Güneşin Ülkesi : Japonya

Uzak doğunun incisi ve dünyanın teknoloji merkezi olan Japonya M.Ö 660 yılında başlayan tarihiyle günümüzün en eski medeniyetleri arasındadır. Bu köklü...

Kapat