“Her geçen yıl sahip olduklarım azaldı ve her geçen yıl daha mutlu bir adam oldum.” | Meredith Eberhart

Bu sözler 75 yaşında olan ve 15 yıldır durmaksızın yürüyen bir adama ait. Yaklaşık 15 yıl önce yalnızca fiziksel olarak yürümeye başlayan Meredith Eberhart, yürüyerek geçen yıllar içinde yürüyüşünü dışarıdan içeri yöneltmiş. Bağdan bahçeden, uzun yollardan geçen adımları ruhuna doğru ilerlemiş. Meredith, 61 yaşındayken başladığı yolculukta adım adım kendini ve hayatı keşfetmeye başlamış.

ABD’de yaşayan Meredith, evli ve iki çocuk babası. Uzun yıllar görme bozukluğu alanında çalışmış ve 1993 yılında emekli olmuş. Emekli olduktan sonra Florida’daki evini bırakıp Georgia’da bir arazi satın alarak orada tek başına yaşamaya başlamış. Bu dönemde eşiyle de yollarını ayıran Meredith, sonraki beş yıl hakkında pek bir şey hatırlamadığını fakat çok zor ve karanlık bir dönemden geçtiğini anlatıyor.

Her karanlık dönemin kendi içinde doğurmaya hazırlandığı gerçek bir aydınlık bulunur. Meredith o dönemlerde henüz bunun farkında olmadan yürümeye başlamış. Yaşadığı alanda sürekli yürüyen Meredith, bir zaman sonra yürümeyi sistemli hale getirmiş ve tren istasyonları arasında yürümeye başlamış. Zamanını yürüyerek geçiren Meredith, 1998 yılında hayatının kararını alarak uzun bir yürüyüşe çıkmış. Florida’dan Kuzey’e, vahşi doğanın kucağından geçerek ilerleyen Meredith, attığı her adımla içindeki kapılara biraz daha yaklaşmış. Yürümüş, yürümüş ve yürümüş… Meredith sadece yürümüş. Bir amaç, bir sebep, bir zorunluluk aramadan. Bir telaşa düşmeden, bekleyeni ve beklettiği olmadan.

Uzun yürüyüşün ardından (9 ayın sonunda) eve döndüğünde bambaşka bir insan olduğunu fark etmiş. İçindeki kapılara tek tek ulaşan ve tozlarını alıp, her bir anahtarı uygun kilitle buluşturan Meredith, çıktığı yolculuktan kim olduğunu öğrenerek dönmüş. Saçlarını uzatmaya başlayan, duş almayı bırakan Meredith, uzun yıllardır evinde tuttuğu kitapları tek tek yakmış. Ve 61 yıl sonra kavuştuğu kendine yeni bir isim vermiş.

Yaşadığı değişim ve dönüşümle beraber maddiyata daha az ihtiyaç duyduğunu fark eden Meredith, evini ve diğer pek çok mal varlığını 2003 yılında ayrıldığı eşine bırakmış. Yürüyüşünün tohumlarını ektiği ilk yer olan Georgia’daki araziyi de çocuklarının üzerine geçirmiş. Meredith o zamandan bu zamana bir sırt çantasıyla beraber durmadan yürüyor.

Meredith, sahip olduğu şeyler azaldıkça mutluluğunun arttığını söylüyor. Aslında Meredith doğadaki şu gerçeği fark ediyor: ‘Hiçbir şey sana ait değil. Kendin dışında hiçbir şeye sahip olamazsın. Ne sevdiklerin, ne evin, ne araban, ne kıyafetlerin… Senin zannetsen de senin senden başka hiçbir şeyin yok.’ Bu fikir sürekli sahip olmaya odaklanmış modern insana başta ürkütücü gelse de biraz irdeledikçe nasıl da hafiflik veren bir ‘nokta’ya değindiği fark edilebiliyor. ‘Varoluşun özü’ne. ‘Yalnızlığın sonsuzluğu’na. Ve ‘kabullenişin güzelliği’ne.

Yürümek çoğu zaman yalnızca fiziksel bir eylem olarak kalmaz. Öyle başlasa da doğanın dengesinde de olduğu gibi sürekli bir değişim ve dönüşümü beraberinde getirir. Atılan her bir adım bir diğerini tetikler. İnsan bir süre sonra durdurulamaz olduğunu hisseder. Ve düşünceler, yürünen yoldan, ayaklardan, ağaçlardan bambaşka dönemeçlere sapar. Her bir dönemeçte farklı aynalar ve kapılarla karşılaşılır. Yürümenin ve durmamanın verdiği cesaret aynalardan yansır ve her bir yansımada kişi kendine dair bir şey daha keşfeder. Bir keşfeder bir kapı açılır, bir ayna çıkar bir kapı daha… Yol uzatılmak istenen yere kadar uzatılır, kişi kendine ulaşana kadar yürümeye devam eder. Belki de sonsuza kadar hiç durmadan yürür… Hayat ki her anı yeni bir keşfediş değil midir? İnsan tam olarak bulduğundan nasıl emin olabilir?

İşte Meredith de kendine doğru yürüyenlerden biri. 15 yıldır yürüyor ve yürümeye devam ediyor…

Sahip olduklarından, daha doğrusu ‘sahip olmaktan vazgeçen’ Meredith, bu durumu şu sözlerle açıklıyor:

 

”Her geçen yıl sahip olduklarım azaldı ve her geçen yıl daha mutlu bir adam oldum. Hiçbir şeyim olmayınca ne olacağını merak ediyordum. Böyle geldik, böyle gidiyoruz. Sanırım sadece buna biraz daha erkenden hazırlık yapıyorum.”

Saniye Kaya

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi – Arkeoloji.
Sanat Karavanı Genel Yayın Yönetmeni.

2 Comments

  1. Semih Lütfü

    11 Ağustos 2017 at 21:04

    Söyleceklerimi unutmadan yazmaya çabalıyorum. İnsanlığın bugün geldiği kör noktada sahip olmamayı seçen insanlar emperyalizmin ve siyonizmin çanlarına ot tıkayacaklar. Düşünmesi ve hayal etmesi bile keyif verdi bana. 57 yaşımdayım çocuklarım çok küçükler . Buna rağmen bende başarabilirim diye düşünüyorum. Öncelikle bağımlılıklarımdan arınmak gerek. Bu şu aşamada çok çok yüksek seviyede İRADE gerektiriyor. Ben kahramanımızı kutluyorum iradesinden ötürü. Yemeğin adı yaşamsa bu malzemeleri kullanarak değişik çok değişik şekilde pişirerek yuvrulan bu insana ve yaşamına saygı da duyuyorum. Bu yorum daha da uzayacak. Tren yolculuğum bitti. Ara veriyorum.

  2. Saniye Kaya

    17 Ağustos 2017 at 16:10

    Ne güzel bir yorum olmuş, teşekkür ederiz 🙂

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
15. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali Başlıyor!

15. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali; 11-18 Mart İstanbul, Fransız Kültür Merkezinde başlayacak. İstanbul'un ardından Adana, Bodrum, Çanakkale, Giresun,...

Kapat