”Her İnsan Sanatçıdır” / Joseph Beuys ve Sosyal Heykel Kavramı

“Her insan sanatçıdır. O -kendi özgürlüğü noktasından- ilk elde kazandığı özgürlük deneyimlerinin konumundan -gelecekteki sosyal düzende- total sanatın diğer durumlarını belirlemeyi öğrenir. Kültürel dünyaya (özgürlük), yasalarının oluşturulmasına (demokrasi) ve ekonomi dünyasına (sosyalizm) katılmak ve kararlı olmak. Böylece kendi kendini yönetme ve merkeziyetçilikten uzaklaşma (üç boyutlu heykel) oluşur. Özgür, demokratik sosyalizm.”

Joseph Beuys, kendi iddiası olan sosyal heykel kavramını böyle özetlemektedir. Ona göre; insan, zaten sanat yapabilme imkanı ile doğmuştur. Her insan sanat yapabilir ve bunu estetik kaygılarla oluşturması gerekmez. Hatta Beuys’a göre böyle olmaması da gereklidir. İnsanın öğrenerek ve bilerek kendi hayatını biçimlendirmesi sanatın kendisidir ve hatta insan yaşamının kendisi birer sanattır. Bu sanat, insanın doğmasıyla birlikte oluşur ve yine o insanın ölmesiyle son bulacaktır. Aslında bu demek oluyor ki; sanat, yaşamın kendisidir ve bu nedenle sanat, tıpkı yaşam gibi bir değişim içerisinde sürekliliğini devam ettirmektedir. Beuys bu durumu şöyle betimler; “ Heykellerimin doğası kesin ve bitmiş değildir. Bir çoğunda işlemler sürmektedir; kimyasal reaksiyonlar, mayalanmalar, renk değişiklikleri, çürüme, koruma. Her şey bir değişim durumundadır.”

Beuys’un yapıtları tamamen onun bu düşüncesinin birer ürünüdür. O, eserlerini biçimlendirirken kendine özgü bir dil oluşturmuş, belirli organik materyaller kullanarak üretim biçiminde şamanik bir tavır sergilemiştir. Çalışmaları ise genellikle süreçle birlikte değişime uğramış oluyordu. Beuys, happening ve Fluxus gibi eylemci sanatlar icra etse de, heykel yapmaktan asla vazgeçmedi. Heykellerini, kendini hayattan izole ederek üretmektense; güncel hayatın tam karşısında durarak onu eleştirecek ve onu biçimlendirebilecek potansiyelde üretmeye çabaladı. Kendi üretimleri hakkında Beuys’ un şöyle bir açıklaması vardır: “benim nesnelerim, heykel düşüncesinin ya da genel olarak sanatın dönüştürülmesi için birer uyarıcı olarak görülmelidir. Onlar, heykelin ne olabileceğini ve heykel yapma kavramının nasıl herkesin kullandığı görülmez malzemeler kadar yaygınlaştırılabileceği konusunda düşünceleri tahrik etmelidirler. Düşünen formlar, düşüncelerimizi nasıl biçimlendirdiğimizdir veya konuşan formlar, düşüncelerimizi nasıl sözcükler olarak şekillendirdiğimizdir veya sosyal heykel yaşadığımız dünyayı nasıl biçimlendirdiğimiz ve şekillendirdiğimizdir,”

Okumadan geçmeyin: Bir Anne Figürü Olarak Örümcek Formu ve ‘Maman’ Heykeli!

Ali Kanal
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümü mezunu
Heykel Sanatçısı
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Uluç Özcü

Adım Uluç Özcü, 1977 İstanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Fotoğrafla tanışmam 1997 yılında üniversiteye başladığım ilk sene oldu....

Kapat