“Her Kim ki Silah Yapar, O, Yalnızca Savaşı Hazırlar “ Goethe

goethe

Ve insanoğlu acılarla boğularak sustuğunda,

Bir tanrı itti beni çektiğim acıları anlatmaya.

Sanatçılarla, tanrılarla, titanlarla sorunu olan bir yazardır Johan Wolfgang Von Goethe. Sömürüye, inancın akla hükmetmesine ve vicdanını kaybetmiş insana, söylenir durur şiirlerinde.

Yoktur şu gökyüzünün altında

Siz Tanrılardan yoksul olanı!

Büyüklüğünüzün acınası besinleridir

Aldığınız kurbanlar

Ve duaların solukları

Ve ölürdünüz açlıktan

Eğer umut peşinde olmasaydılar

Delilerle çocuklar.

(Promethus)

goethe-şiirler

Goethe’nin “Yarat Ey Sanatçı” adlı kitabı; şiirlere ve Roma ağıtlarına ve Doğu’ya ses eden Hafız’ın şarabına meyleder. Yazarın şiirlerinde; aşk, hüzün ve haykırış hâkimdir. Özelikle bazı şiirleri, Shakespeare’inin aşk söylemlerini çağrıştırır.

Söyle yüreğim, nedir bu halin?

Nedir bunca telaşa düşündüren seni?

Bu yabancı yaşam, senin için pek yeni!

Karşımdaki çehren sanki seslere boğuldu.

Siliniverdi daha önce sevdiklerin,

Siliniverdi huzurun ve gayretin-

Söyle, bütün bunlar nasıl oldu?

    ( Yeni aşk, yeni yaşam)

 Goethe-şiirler

Goethe’nin şiirlerinde kiliseler ve tanrı ile aracı görevi yürüten din adamlarına daima bir eleştiri vardır. Bireyin dini yaşama özgürlüğü, kendini temsilci olarak görenlerin elinden alınmalıdır.

Camları resimlenmiş pencerelerdir şiirler!

Pazar yerinden kilisenin içine bakıldığında,

Karanlık ve kasvetlidir her yer;

Zaten hep öyle görünür bağnaz rahipler,

Böyle olunca, asık suratlıdırlar.

Ve asık suratlı kalırlar yaşamları boyunca,

                             (Şiirler)

Sanatın ve sanatçının, birer tüketim nesnesi haline geldiği günümüzü görmüş olacak ki Goethe, eleştirisini bu defa bizlere yöneltir.

 

Şimdi, yaşlı bir üstat olup çıktım diye,

Caddelerde ve sokaklarda çağırıyorlar adımı

Ve satın alabiliyorlar suratımı,

Pipoların ve fincanların üstünde.

Ama hep uzak kalıyor güzel çocuklar;

Ey gençliğin düşleri! O altın çağlar!

          (Dünya hali)

 

Goethe-şiirler

İnsanın egoları, kendisiyle bitmeyen savaşı da yer bulur dizelerde.

 

İnsan erişmek istemez en büyük olana,

Kıskançlığı sadece kendi gibi olanlara yöneliktir;

Kıskançların en kötüsü ise dünyada,

Herkesi kendisiyle eşit bilendir.

            (Eşitlik)

Doğu divanına dair de şiirler yazan yazar, Hafız’dan oldukça etkilenmiştir. Din vurgusu kadar, şarabın din ile bağlantısı ve coşkusu da işlenmiştir.

Kuran edebi midir?

Sormam bunu!

Kuran, yaratılmış mıdır?

Bilmem bunu!

Kitapların kitabı olduğuna ise

Müslüman olduğum için inanırım.

Ama şarabın edebiyetine gelince,

Kuşku duymam bundan bir an bile;

Veya bir şiir değildir belki de,

Şarabın meleklerce üretildiği.

Ne olursa olsun, içen kişi,

Farklı bakar artık tanrının yüzüne.

         (Sâkiâme: Meyhaneler Kitabı)

 

goethe-şiirler

Goethe’nin, Roma ağıtları ise adeta birer Grek destanıdır. Zaten ‘Bir başka İlyada’ olabileceğini söyleyen çevirmen, haksız değildir.  Ancak yazar; savaşa, silah tüccarlarına ve savunucularına dizeleriyle meydan okur. Bilir ki bu dünyada kazanacak tek şey, aşktır!

Her kim ki silah yapar,

O, yalnızca savaşı hazırlar bekleyemez silahlardan

Bir arpın ezgilerini

   (Akhilleus- Birinci Şarkı

 

Tek başına bir dünyasın gerçi, ey Roma: ama ne var ki aşksız

Ne dünya, bu dünya olurdu. Ne de Roma, bu Roma.

   (Roma ağıtları)

 

goethe-şiirler

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Mesa-Verde
Kayalara Oyulmuş Şehirler

İnsanoğlu olarak tarihin her döneminde şimdi olduğu gibi apartmanlarda, rezidanslarda, toplu konutlarda, yaşam alanlarında yaşamıyorduk. Başımızı sokabileceğimiz bir eve sahip...

Kapat