Her Şey Aynı Ölçüde Kutsal Ve Aynı Ölçüde Aşağılık Olabilir / Sevgi Soysal

sevgi-soysal

“Her şey özlenebilir. Her şey tutku konusu olabilir. Her şey aynı ölçüde kutsal ve aynı ölçüde aşağılık olabilir. Tutkular çevreye göre değişen şeylerdir. Evli kadınlar toplantısında, en temiz pak aile kadını olmaya özenen aynı kadın, orospuların yanında en orospu olmayı niçin istemesin? Önemli olan istektir, hiçbir istek diğerinden soylu değildir.” (Tante Rosa, 1968.)

Sevgi Yenen olarak dünyaya gelmiş. Sevgi Yenen, Sevgi Nutku, Sevgi Sabuncu ve Sevgi Soysal olarak yaşamış. Sevgi Soysal olarak ölmüş. Kırk yıla çok aşk, dokuz kitap, üç evlilik, iki çocuk, hapishaneye de uğramış renkli bir hayat sığdırmış. Sanki biliyormuş erken gideceğini.

“Eğer ölüm varsa, daha güzel bir hayatın, daha uygar insanların, daha insanca kuracakları bir hayatın gerçeği için vardır. Yoksa ölüm, insanlar arasındaki kavgayı, bir insan ömrü içinde aşamadıkları sevgisizliği, çirkinliği daha kötü bir dünyaya aktarmak için değildir.”

Sevgi Soysal – Hoşgeldin Ölüm

Kanser olduğunu öğrendiğinde o sırada çok küçük olan çocuğunun anılarında yer edinebilmek için bir çare düşünmüş ve onunla birlikte Atatürk Orman Çiftliği’ne giderek, hayvanat bahçesindeki filin yanına girebilmek için izin almış, bir çocuğun, bir filin yanında duran anneyi asla unutmayacağını bilerek harika bir çözüm bulmuştur.

sevgi-soysal-2

Sınıf ve toplumsal cinsiyet meselelerini girift bir şekilde, hem alt metni bol ve derin, hem de anlaşılır ve sade anlatabilen duyarlı ve gerçekçi bir yazar Sevgi Soysal.

Kitaplarında kadını, toplumda ona biçilen rolleri ve bu biçilen roller karşısında maruz kalınan sıkışmışlığı,baskıyı ve çaresizliği, bazen de buna başkaldırışı sade diliyle anlatıyor.

Kadınlığını suç apoletleri gibi değil dik ve ödünsüz taşıyan, politik bilincini duruşa tahvil edebilmiş insanca bir direniş Sevgi Soysal. 12 Mart faşizminin bile “dize” getiremediği, cümlelerinin sonundaki her noktada saklı soru işaretleriyle aklımıza sızıveren, “yanlışını bile boyutlandırabilen” başka bir kalem. Tükenmek ve beklemek arasındaki sarkaçta asılı kalma hakkını ne kendine, ne de okuyucusuna tanımayan bir gözü peklik. Kadın kimliğini patriyarka ve sistem karşısında yeniden ve inatla kurmayı deneyen, kendi gelişim çizgisinde sonrasında “sınıf”la buluşan ve yıkıcı-yıktığı oranda da yapıcı bir gözle 70’li yılların Türkiye’sine bakan, kitaplarında kimi zaman Yenişehir’in tam ortasında devirdiği bir kavak ağacıyla, kimi zaman da baskınların ve sorgulamaların ardından getirdiği Şafak’ıyla ülkenin, sistemin ve en çok da insanın anlatıcısına dönüşen bir değer Sevgi Soysal.

“Bilemezsin evet bilemezsin. Her şeyi bilmediğin gibi öldüğünü de. Onu başkaları, seni gömenler, senin için yas tutanlar bilir ve unutur.”

‘‘Öğrenmekten bile soğumuştuk, birbirimizden nasıl soğumayalım.’’

‘‘Sevgi Soysal’ın beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, kimi zaman da karaya çalan hınzırca bir mizahla yüklü anlatısı pırıltısını ve önemini hâlâ koruyor.’’

İyi ki var olmuşsun Sevgi.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
yazarlarin-calisma-ve-dinlenme-saatleri-kapak
Yazarların Çalışma ve Dinlenme Saatleri

Kimi yazarlar yazmak için gecenin sessizliğini tercih ederken kimileri de bir memur gibi sabah erkenden kalkıp yazmayı tercih ediyor. Kimisi,...

Kapat