“Her Şey Çürümeye Yüz tutmuş, İnsanlar Bile, Sanat Bile”

Umarım ki pek yakında, gün gelsin ki kendimi bir okyanus adasının ormanlarında gömeyim, haz, huzur ve sanatla yaşayabileyim. Avrupa’daki o para mücadelesinden uzakta, yeni bir ailenin mensubu olarak. Tahiti’inin o güzelim tropik gecelerinde, çevremdeki gizemli varlıkların sevgi dolu ahengine ritim tutan kalp atışlarımın o tatlı tatlı homurdanan müziğini dinleyebileyim. Para sorunundan uzakta, sonunda özgürleşmiş olarak sevebilmek, şarkı söyleyebilmek ve ölmek mümkün olacak.

Paul-Gauguin

Tropikleri atölye yapacağım kendime. Cebimdeki parayla, Uluslararası Sergi’de gördüğümüz evlere benzer bir ev alabiliyorum… Ben kararımı verdim. Yakında Okyanusya’da küçük bir ada olan Tahiti’ye gideceğim. Orada yaşamın maddi gereksinimlerinin para olmadan da karşılanabiliyor. Geçmişin tüm talihsizliklerini unutmak, başkalarının gözünün yargısıyla kazanacağım zaferlerden uzakta özgürce resim yapabilmek, orada ölebilmek, burada unutulmak istiyorum. Çocuklarımda gelebilse, benimle olabilse tümüyle kopmuş olurdun buralardan. Avrupa’da gelecek nesiller için korkunç bir çağın suyu kaynamaya başladı: altın krallığının.

Style-of-Paul-Gauguin1

Her şey çürümeye yüz tutmuş, insanlar bile, sanat bile. Orada, sonsuz bir yaz göğünün altında, olağan üstü bereketli topraklar üzerinde, Tahitililerin yemek yiye bilmek için elini toprağa uzatabilmeleri yetiyor, ayrıca çalışmaları gerekmiyor. Avrupa’da insanlar soğuk ve açlık içinde bitmez tükenmez bir çalışma ve sıkıntısıyla mücadele verirken, Tahitililer, Okyanusya’nın bilinmeyen o cennet adasında yaşayan mutlu insanlar, hayatın yalnızca hoş taraflarını biliyor. Onlar için yaşamak, şarkı söylemek ve sevmekten ibaret.

 Paul-Gauguin-Les-Mas-d'Arles-Huile-sur

Hayatımı bir düzeme koyduktan sonra, bütün o sanatsal kıskançlıklardan ve ucuz ticaretten uzakta başyapıtlar üretmeye adayabileceğim kendimi. Sanatta zamanın dörtte üçü ruhun durumunu düşünmekle geçer, o halde büyük ve kalıcı işler yapabilmek için insan kendine iyi bakmalıdır. Nereden geliyoruz? Neyiz? Nereye gidiyoruz?

 

(Post-Empresyonist  ressam Paul Gauguin’in mektuplarında kesitler)

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Şangay’da Graffiti Esintisi

Şangay’a ilk geldiğimde gezip gördüğüm yerler arasında isteyerek, bilerek kaybolduğum ve hala da kendimi sabahın erken saatlerinde “yeni ne var...

Kapat