Her Yanda Öyle Bir Tekdüzelik Var Ki İnsanın Gönlü Bunalıyor Sergey Yesenin

Rus edebiyatının önemli Şairleri arasında yer alan Sergey Aleksandrovich Yesenin, 1895 yılında bugün ki adıyla Yesenin olarak bilinen Konstantinovo köyünde dünyaya geldi. Çiftçi bir ailenin çocuğu olan Yesenin, henüz dokuz yaşındayken şiir yazmaya başladı. 17 yaşında redaktör olarak çalıştığı yayın evi tarafından Moskova’ya gönderildi. Bir süre sonra Moskova Devlet Üniversitesinde dışardan öğrenci olarak katıldı ve iki yıla yakın orada çalıştı.

I.Dünya savaşından hemen önce St. Petersburg’a gitti ve Alexander Blok’tan şairlik kariyeri açısından büyük destek aldı.

” Her yanda öyle bir tekdüzelik var ki; insanın gönlü bunalıyor.”

1.Dünya Savaşının patlak verdiği yıllarda askere çağrıldı. O sıralarda Rusya’da büyük etkileri yaşanan Ekim Devriminin daha iyi bir dünya var edeceği inancı onun devrimi desteklemesine neden oldu. 1917 yılında aktris olan Zinaida Raikh ile evlendi. Şiirlerinde Rusya’nın köylerini, doğasını, ölümü, yalnızlığı ve serzenişi işledi.

“Hiçbir zaman böylesine bir özenle

Dinlememiştim akıllı evreni.
Ne güzel olurdu, suların pembeliğine
Devrilmek, şu söğütün dalları gibi.

Ne güzel olurdu, şu ot yığınına
Gülümseyerek, şu ay gibi saman çiğnemek…
Nerdesin, nerdesin ey sessiz sevincim:
Her şeyi sevmek ve hiçbir şey istememek.”

yesenin

Ekim Devrimini desteklemesine rağmen belli bir süre sonra Bolşevizmin kurallarını kritize ederek bunları şiirlerine yansıttı.

“Ben kendimi Ekime feda ederim ama şu bilinsin ki elimde ki altın sazımı asla”

Eylül 1918’de kendi yayınevini kurdu. 1921’in sonuna doğru ressam Gheorghi Yakulov’i ziyaret ettiği sırada, 44 yaşında olan dansçı Isadora Duncan ile tanıştı. 1922 yılında evlendiler. Birlikte Avrupa ve Amerika seyahatleri yaptılar. Yesenin’in içki sorunu; onu otel ve lokanta gibi yerlerde taşkınlık yapmasına sebep oluyordu.

“Kandırmak istemem kendi kendimi
Ama sisli yüreğimde hep bir kaygı var
Bilmiyorum niçin bana: O Yesenin rezili
Bilmiyorum niçin bana : O şarlatan diyorlar”

1923 yılında Duncan’den ayrılıp Moskova’ya döndü. Yesenin’in yaşadığı pek çok olay psikolojisini bozmuştu ve bu yüzden dolayı bir ay akıl hastanesinde kaldı.

“Yoruldum yaşamaktan yurdumda,
İçimde engin kırlara açılma özlemi,
Bırakıp gideceğim kulübemi,
Çekip gideceğim hırsız ve hayta.

Kendime bir barınak arayarak
Gideceğim günün ak pürçeklerinde.
Ve en iyi dostum beni vurmak için
Bileyecek bıçağını çizmesinde.”

Noel için çıktığı hastaneden birkaç gün sonra henüz 30 yaşındayken İngiltere Otelindeki odasında intihar etti. Cesedinin yanında, intiharından bir gün önce bileklerini kesip kendi kanıyla Mayakovski’ye yazdığı veda şiiri bulundu

“Hoşçakal, dostum benim, hoşçakal artık,
Can dostum, seninle dolu göğsüm
Çok önceden belirlenen bu ayrılık
buluşmayı vadediyor ilerde bir gün

Hoşçakal, dostum, el sıkışmadan, konuşmadan
Hüzünlenme ve eğme kaşlarını, mutsuz;
Yeni bir şey değil ölüp gitmek bu yaşamdan,
Ama yaşamak da daha yeni değil kuşkusuz.”

yesenin

Sergey Yesenin, Moskova’nın Vagankovskoye mezarlığına defnedildi. Rusya’nın en popüler şairlerinden birisi olması ve cenazesi için devlet töreni düzenlenmesine rağmen Josef Stalin ve Nikita Khrushchev’in başkanlığı esnasında, eserlerinin büyük bölümü Kremlin tarafından yasaklandı. Nikolay Bukharin’in Yesenin’i eleştirisi, önemli şekilde yasaklamaya katkıda bulundu. Eserleri yeniden ancak 1966’da yayınlandı.

Ayrıca, Can Yücel’in de dizelerinde andığı şairdir Yesenin.

“Bu şehirde ölmek yeni bir şey değil elbet.
San ki yaşamak çok daha büyük bir marifet!”

Şairin vefatından bir yıl sonra onun Vagankovskoye mezarlığındaki mezarı başında bir kadın, bir kağıda kısa bir intihar notu yazdıktan sonra silahını ateşler ve Yesenin’in kabri üstüne serilir. Bu kadın Yesenin’nin dostu ve sekreteri Galina Benislavskaya’ydı. İntihar notunda şu sözler yazılıydı: ”Bu kabirde benim en aziz adamım yatıyor”

 “Dua etmeyi de öğretme bana. Eksik olsun!

Eskiye dönüş hiç yok artık.

Sensin tek dayanağım ve avuntum,
Tek sensin bana betimsiz aydınlık.

Unut, son ver artık tasanı gizlemeye,
Kederlenme benim güç yazgıma.
Öyle sık çıkma yolumu gözlemeye,
Bürünüp eski moda harap urbana.”

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Barselona Çıkışlı Sónar Festivali Mart Ayında Zorlu PSM’de…

ZORLU PSM TÜRKİYE’DE İLK KEZ MÜZİK, TEKNOLOJİ VE YARATICILIĞI BULUŞTURAN SÓNAR ISTANBUL FESTİVALİNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR   24-25 Mart 2017...

Kapat