Hieronymus Bosch’un Yeryüzü Zevkleri Bahçesi Aslında Ne Anlatır?

Son yazımda, Gombrich’in makalesinden yola çıkarak Nicolas POUSSIN’in Orion’unu anlatmıştım. Bu yazımda ise, Gombrich’in bir başka makalesinde bahsetmiş olduğu oldukça dikkat çekici bir konuyu yazımın içeriği haline getirmek istedim. Önceki yazımı okumamış olanlar için “E. H. Gombrich: Resimde Anlam Sorunu” adlı kitabın öneminden kısaca bahsetmek istiyorum. Prof. Dr. Uşun TÜKEL, Gombrich’in birbirinden değerli dört adet makalesini dilimize kazandırarak 1995 senesinde “E. H. Gombrich: Resimde Anlam Sorunu” adlı bir kitap hazırlamıştır. Gombrich ülkemizde daha çok “Sanatın Öyküsü” adlı kitabıyla bilinse de makalelerinin yer aldığı “E. H. Gombrich: ”Resimde Anlam Sorunu” adlı kitap da gerek sanat tarihi öğrencileri gerekse sanat tarihine ilgi duyanlar tarafından mutlaka okunmalıdır.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-1

Mutlaka bir yerlerde karşınıza çıkmış olduğunu düşündüğüm Bosch’un bu eseri hakkında internet üzerinde de birçok yazı okuduğumu söylemem gerekir. Gombrich’in “Hieronymus Bosch’un Yeryüzü Zevkleri Bahçesi” hakkındaki makalesiyle tanışıncaya dek, bu konu hakkında yazılmış tüm yazıları okur ve ortak bir paydada birleştirip anlam çıkarmaya çalışırdım, fakat birçoğu aklıma yatmazdı. Hatta yakın bir zamanda, triptychonun sağ kanadında yer alan bölümündeki figürlerin popolarında yazılı olan notaların cehennem müziği olduğu iddia edilen bir yazı bile okuduğumu itiraf etmeliyim. “E. H Gombrich: Resimde Anlam Sorunu” adlı kitaba bağlı kalarak yazmış olduğum bu yazıyı okuduktan sonra, eminim konu hakkında okuduğunuz veya okuyacağınız öteki yazıların gerçekliğine şüpheyle bakacaksınız.

Bosch’un “Yeryüzü Zevkleri Bahçesi” olarak bilinen eseri triptychondur. Yani bir orta kısım ile iki yanındaki açılır kapanır, orta kısma göre daha dar, panolardan oluşan üç kanatlı altar panosudur. Açılır kapanır olan yan kanatların arka yüzlerinde de panolar bulunmaktadır.

Bosch’un “Yeryüzü Zevkleri Bahçesi” adlı eserinden ilk olarak, 1517-1518 yıllarındaki Almanya-Hollanda-Fransa-İtalya gezisi sırasında günlük tutan Antonio Beatis bahsetmiştir. Beatis, Bosch’un eserini anlatırken gördüklerini tanımlamanın imkansız olduğunu söyler ve en önemlisi de bu triptychondan “panolar” diye bahseder. (Ki bu tanıma yazının ilerleyen satırlarında da değineceğim.) Gördüklerini tanımlamanın imkansızlığından bahseden Beatis’in, Bosch’un eserinden bahsettiğini gezi günlüğünde bulunan şu tanımlamalardan anlamaktayız:

 1- ‘Denizlerin, gökyüzünün, orman ve düzlüklerin içinde beyaz ve siyahi kadın erkek figürlerinin yer aldığı manzara’ tanımında altar panosunun orta kısmında oynaşan insanlardan bahsetmektedir.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-2

2- ‘Her türden kuş ve hayvanın doğaya son derece sadık bir biçimde betimlenmiş olduğu…’ tanımında da altar panosundaki kuşların göz alıcılığı ve insanlarla iyi ilişkiler içerisinde olmalarından bahsedilmektedir.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-3

3- ‘Deniz kabuğundan taşanlar’ tanımında ise orta panodaki iki figürden bahsedilmektedir.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-4

4- ‘Turna dışkılayanlar’ tanımında Beatis, sağ panodaki “anal düşlem”den bahsetmektedir.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-5

Gombrich’in anlatımına göre herkese ilginç gelen bu “turna dışkılayanlar” meselesi Bosch’un Albertina’daki bir çiziminde de karşımıza çıkmaktadır. Bu çizimde, bir sepete ya da arı kovanına girmeye çalışan bir adamın poposuna bir başkasını lavtasıyla vurmaya kalkışmaktadır. Adamın poposundan çıkan kuşlar da küçük çocuklar tarafından yakalanmaya çalışılmaktadır.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-6

Bosch’un “Yeryüzü Zevkleri Bahçesi” adlı eserindeki temel izlek yani tema: ‘Dayanıksızlık – Geçicilik – Denge’dir. Gombrich, makalesinde tam da bunlar üzerinde durmaktadır:

Kule benzeri bir yapının su üzerinde hassas bir denge içerisinde olması, sol panoda küre benzeri çatlak bir altlığa oturan sütun, kalabalık içerisinde tek ayağıyla at üzerinde duran figür, nesneleri başlarında tutan figürler, sağ panoda yarısı batmış kayak içerisindeki ağaç ve orta panoda küre üzerinde yer alan insanlardan birinin hareket etmesi veya bir kuşun uçarak uzaklaşması halinde, kürenin üzerinde yer alan fıskiyenin devrileceği hissi esere hakim olan “denge” temasını kanıtlamaktadır.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-7

Kırılgan kabarcıklar, ıstakoz kabukları, cam tüpler, yumurtalar ise kalıcılığı olmayan, geçici nesnelerdir.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-8

1605’te yapıtı tanımlayan İspanyol rahip Sugiença “kokusu kaybolmadan almanın çok zor olduğu” bir meyve olarak düşündüğü çileklerin orta panodaki gösterimini yeryüzü zevklerinin geçiciliğinin simgesel bir betimi saymıştır.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-9

Eser ilk bakıldığında her ne kadar karmaşık, eğlendirici ve düşsel görünse de aslında Bosch’un yapmak istediği bu değildir. Özellikle ana izleklere baktığımızda, kırılganlık-geçicilik ve dengenin bulunduğu yerleri araştırdığımızda eserin etik ve ahlaki ölçüde bir eleştiri barındırdığını yani izleyiciyi ahlaksallaştırmaya yönelik bir amaç içerisinde olduğunu fark edeceğiz.

Ancak anlaşılmıştır ki panonun çözümlenmesi için Bosch’un simgeciliği bilinmelidir ve bu konuda yeterli bilgiye ulaşmak için birçok yola başvurulmuştur. Simyanın gerçek ya da düşsel nitelikli simgesel izgeleri, yıldız falcılığı, halk geleneği, düş kitapları ve gizli sapkınlıklar bilinçaltı sorununu çözmek için zaman zaman gündeme getirildiyse de hiçbiri Bosch’un simgeciliğine ulaşılması için doğru bir yöntem oluşturmamıştır.

Her ne kadar İspanyol rahip Siguença’nın “geçicilik” düşüncesi doğru gibi gözükse de altar panosunun sağ ve sol kapağının kapanmasıyla ortaya çıkan görüntüyle içeride anlatılanlar hiçbir şekilde uyuşmamaktadır.

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-10

Yukarıda da görüldüğü gibi, altar panosunun kapaklarının kapalı halinde ortada sular altında kalmış, aralarda dağlar, ağaçlar ve binaların az da olsa seçilebildiği yeryüzü betimlenmiştir. Suların ulaşamadığı üst kısımlarda kara bulutlar yer almaktadır. Sol üst köşede ise Tanrı bulunmaktadır. Altar panosunun iki kanadında Mezmurlar Kitabı’ndan alınmış tümce yer almaktadır: “O söyledi ve oldu, O emretti ve sabit durdu.” Bu dizeler ilk bakışta altar panosunun kapaklarının kapalı halinde betimlenenlerin “Yaradılış” konusundan ileri geldiğini söylemektedir. Altar panosunun içinde betimlenenler ve dışında betimlenen durum arasında herhangi bir bağdaşma olmamasının dışında dikkat çeken bir diğer nokta ise, yeryüzünün sol kanadında yer alan ışık huzmesidir. Bu ışık huzmesi Bosch’un eserini yaparken bir küre ya da aynadan faydalanması nedeniyle ortaya çıkmış olabilirdi. Fakat bu huzmenin buraya özellikle konulmuş olabileceği düşüncesiyle Eski Ahit’in Tekvin kısmında yer alan dizelere bakmak daha doğru olacaktır. Tekvin’de yer alan dizelerde ise bir daha tufanın olmayacağı anlatılmaktadır. Yani altar panosunun kapaklarının kapalı halinde anlatılan konu “Yaradılış” değil, “Nuh’un Tufanı” dır. Öyleyse buradaki ışık huzmeleri de Nuh ile Tanrı arasındaki bir anlaşmanın görsel bir simgesidir.

İşte bu noktada Gombrich’e göre bazı taşlar yerine oturmaktadır. Altar panosunun kapaklarının açık halinde betimlenmiş olan açgözlülük ve sevişme hali insanın günahkarlığının ve buna bağlı olarak da Tanrı’nın bir tufan ile yeryüzünü yol etmesinin kanıtıydı. İşte buna bağlı olarak da altar panosunun kapaklarının iç kısmında sağda ve solda betimlenen cennet-cehennemde, cehennem günahkarlarla dolup taşmaktayken cennette Adem, Havva ve Tanrı günahkar olmayan insanları beklemektedirler. Fakat tufan, yeryüzündeki tüm insanların günahkarlığından dolayı ortaya çıkmış olduğundan cennetteki bekleyiş boşunadır.

Yazının en başında sonradan değineceğimi not ettiğim bir ayrıntı yer almaktaydı. Antonio Beatis gezi günlüğünde eseri anlatan yazısında Bosch’un eserinden triptychon olarak değil de panolar olarak bahsetmişti. Bosch’un eserini bu şekilde tanımlamasının nedeni belki de altarın panolarının daha sonradan değiştirilmiş olmasıydı. Çünkü altarın kapaklarının kapalı hali her ne kadar “Nuh’un Tufanı” konusunu ele alsa da ortada Nuh’un gemisi bulunmamaktaydı. Böyle bir konu ele alındıysa mutlaka ama mutlaka geminin bir yerlerde bulunması gerekirdi. Örneğin Sadeler’in çizimine bakalım:

Hieronymus-Boschun-Yeryuzu-Zevkleri-Bahcesi-Aslinda-Ne-Anlatir-11

Sadeler’in bu çiziminde bir masa başında şehvet içerisindeki insanlar açgözlülüğün vurgulandığı şekliyle yiyecek bir şeyler beklemektedirler. Bilindiği üzere tufandan önce tüm insanlar vejeteryan bir yaşam sürüyordu, kesinlikle hayvan eti yemiyordu. Fakat Sadeler muhtemelen bu bilgiden haberdar değildi ve bu nedenle elinde tavuk bulunan bir tabakla masaya doğru ilerleyen bir kadın figürü resmetmişti. Fakat bu bilgi eksikliğine rağmen resmin sol tarafına Nuh’un gemisini eklemeyi ihmal etmemişti.

Bosch’un altar panosunun kapağında var olması gereken Nuh’un gemisi gösterimi ise Rotterdam’da, Bosch’un atölyesinden çıkan ve gemi betiminin yer aldığı pano olabilirdi. Altar panosunun kapağı ile bu panonun ölçüleri de uymaktadır. Öyleyse altar panosunun iç kısmında yer alan tüm dünyasal zevklerin bulunduğu orta pano, cennet ve cehennem görünümlerinin yer aldığı yan kanatlar yarısı sular altında kalmış yeryüzü betimiyle ilintili değildir. Onun yerinde Nuh’un gemisinin bulunduğu pano, altar panosunun kapaklarının açık hali ve kapalı hali arasında bütünlüğün oluşmasını sağlayacaktır. Tüm bu araştırmalar ışığında Gombrich’e göre Bosch’un eserinin ismi “Yeryüzü Zevkleri Bahçesi” değil “Tufan’ın Verdiği Ders” olmalıdır. Çünkü “Yeryüzü Zevkleri Bahçesi” ismi Gombrich’in araştırmalarından sonra eksik ve yanlış olacak; “Tufan’ın Verdiği Ders” ismi ise altar panosunun içerisinde betimlenenlerin ortaya çıkardığı ahlaksallaştırma durumuyla örtüşmüş olacaktır.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
20 İlginç Taşımacılık Örneği

Küçükken uzun süre karıncalara bakardım. Sürekli ama sürekli bir şeyler taşırlardı. Küçük küçük yiyecek parçaları, ölmüş böcekler, ne olduğunu anlamadığım...

Kapat