İdam Edilen Edebi Kişilikler

Düşünceleriyle, eserleriyle dikkat çekmiş; yıllara meydan okumuş birçok yazar var şüphesiz. Ancak kimi olağan üstü yaşamıyla dikkatleri üzerine çekerken kimileri de çarptırıldıkları ölüm cezalarıyla tarihe geçmiştir.

THOMAS MORE

İdam-Edilen-Edebi-Kisilikler-thomas-more

Thomas More, (7 Şubat 1478 – 6 Temmuz 1535) İngiliz yazar, devlet adamı ve hukukçu. Yaşamında önde gelen bir hümanist bilgin ünvanına kavuşup birçok kamu görevi üstlendi. Eseri ‘Ütopya’ ile edebiyatta yeni bir nesil yarattı. 1516’da yazdığı Ütopya’da ideal hayali bir ada ülkenin siyasi sistemini tarif ediyordu. More’un Kral Henry VIII’in İngiliz kilisesinin başına geçme niyetine ilke olarak karşı çıkması, kendi siyasi kariyerinin sonunu hazırlayıp hain olarak idam edilmesine sebep oldu. Ölümünden 400 yıl sonra, 1935’te Papa Pius XI tarafından aziz ilan edildi.

NEF’İ

İdam-Edilen-Edebi-Kisilikler-Nefi

 17.yüzyıl Divan şairidir. Divan edebiyatının en büyük hiciv şairidir. İstanbul’da iyi bir öğrenim görmüş, bazı memurluklarda bulunmuştur. IV. Murat döneminde sanatının ve ününün zirvesine ulaşmıştır. Padişahlara ve devrin ileri gelenlerine yazdığı kasidelerle, ayrıca hicivleriyle tanınmıştır. Padişahın, hiciv yazmasını yasaklamasına rağmen Sadrazam Bayram Paşa’yı hicvetmesi sonucu öldürülür. Sağlam bir üslubu, ağır bir dili, cesur bir söyleyişi vardır. Ölçüsüz bir şairdir övdüğünü göklere çıkarır, yerdiğini ise yerin dibine geçirir. Babasına bile hiciv yazmıştır. Hicivleri bazen yumuşak takılmalar şeklindedir; kimi zaman ise oldukça ağır, hatta küfürlüdür. Hiciv türündeki şiirlerini “Siham-ı Kaza” adlı yapıtında toplamıştır.

Bize kâfir demiş müfdi efendi
Tutalım ben diyem ana müselman
Vardıkta yarın rûz-ı cezaya
İkimiz de çıkarız anda yalan
Nef’î

ABDULHALÛK UYGUR

İdam-Edilen-Edebi-Kisilikler-Abdulhaluk-Uygur

Abdulhalûk Uygur, daha küçük yaşlarından itibaren ailesinin yanında dini ilimleri ve Arapça, Farsça öğrenir. Abdulhalûk, daha sonra Turfan şehrinde, Çin eğitim veren okulda Çince öğrenir. Burada Çin edebiyatının klasik eserlerinden “Su Boyida” (Su Boyunda) ve “Kizil Ravaktiki Çüş” (Kızıl Çadırdaki Rüya) gibi romanları okur, Sun Yat-sen (孙逸仙, Sūn Yìxiān) ve Lu Sin (鲁迅; Lǔ Xùn) gibi Çinli yazarların eserleriyle tanışır.

1923 yılında birkaç genç arkadaşıyla beraber Sovyetler Birliği’ne giderek burada üç yıl boyunca eğitim ve öğretim görür. Şair, orada Tolstoy, Maksim Gorki, Michail Jurjewitsch Lermontow gibi ünlü Sovyet şair ve yazarlarının eserlerini okur. Sovyetlerde üç yıl kalan şair 1926 yılında tekrar vatana dönünce halkının fakirlik, cahillik ve baskı altında olduğunu görmeye dayanamaz. Şair, Uygur halkını fakirlik, cahillik ve baskısı altında tutan güçlerle mücadele etmeye başlar.

Kısa zaman içinde 1927 yılında “Akartiş Birleşmesi” (Medenileştirme Derneği) adı altında eğitim ve öğretim derneğini kurarak okul açar. Onun açmış olduğu bu okulda okuyan gençlerin bir kısmı Sovyetler Birliği’ne giderek, eğitim ve öğretim görüp halkının medeniyet seviyesini yükseltmede önemli rol oynarlar. Abdulhalûk, Çin Gomindañ (中國國民黨; Zhōngguó Guómíndǎng) Partisi (Çin Ulusal Partisi) ile amansızca savaşır ve halkını Gomindañ’a karşı teşkilatlandırarak mücadele etmeye davet eder. Onun bu amansızca mücadelesi karşısında Gomindañ Partisi, çareyi Abdulhalûk Uygur’u ortadan kaldırmakta bulur. 1933 yılında Sheng Shicai (Çince: 盛世才; Shèng Shìcái) Turfan şehrine gelerek şairi ve arkadaşlarını tutuklayarak hapse atar. Şair, hapiste iken 13 Mart 1933 tarihinde idam edilir.

CICERO

İdam-Edilen-Edebi-Kisilikler-cicero.jpg

 3 Ocak MÖ 106 yılında Arpinum’da doğmuştur. Çocukluğundan itibaren harika bir öğrenci olmuş, eğitime olan tutkusu ve sevgisi ile ünlenmiştir. Yoğun bir hukuk öğrenimi görmüş, daha sonraları ise edebiyat ve felsefeyle daha çok ilgilenmeye başlamıştır. Savaşı hiç sevmezdi, yine de orduya katıldı. Mahkemelere başkanlık yaptı, ünlü ve başarılı bir hukukçu oldu. Daha sonraları ise konsül oldu, daha önce ailesinden hiçbir kimse konsül olmamıştı, yani o bir homo novus idi. MÖ 60 yılında Sezar, ilk Triumvirliği başlattı. MÖ 58 yılında Publius Clodius Pulcher’in koyduğu yasa ve aralarında gelişen sürekli muhalefet yüzünden İtalya’yı bir yıllığına terk etti. MÖ 50’li yıllarda, Cicero popülist Milo’yu Clodius’a karşı destekledi. Sonra 50’li yılların ortasında Clodius Milo’nun gladyatörleri tarafından Via Appia’da öldürüldü. Cicero Milo’yu savundu, bariz kanıtlar yüzünden pek başarılı olduğu söylenemez. Nitekim Milo sürgüne gitti ve uzun bir süre Marsilya’da yaşadı.

MÖ 50 yılında Sezar ile Pompey arasındaki gerilim iyice artmıştı, Cicero bu yıllarda Pompeius’in tarafını tuttu, yine de Caesar’ın düşmanı olmak istemiyor, buna göre daha yumuşak bir politika izliyordu. MÖ 49 yılında Caesar İtalya’yı işgal ettiğinde, Cicero kaçmak zorunda kaldı. Daha sonraları Caesar onun geri dönmesi için ikna etmeye çalışınca, Cicero İtalya’yı terk ederek Selanik’e gitti. MÖ 48 yılında Pompeius taraftarlarıylaydı, bu dönemde onlarla arası açıldı, Ceasar’ın Pharsalus’daki zaferinin ardından Roma’ya geri döndü. Caesar’ın hükümranlığı altında sesini çıkarmadı, yazılarına konsantre olmuştu.

MÖ 45 yılının Şubatında kızı Tullia öldü. Hayatı boyunca bu şoktan kurtulamadı.

MÖ 44 yılında Caesar öldürüldü. Bu dönemde popülaritesi arttı; Senato’nun en güçlü, en sözü geçer adamı haline geldi. Sezar’dan sonra giderek güçlenen Marcus Antonius’yi sevmiyordu. Yine de Marcus Antonius ve Cicero dönemin en güçlü iki adamı olarak diğerlerinden daha öne çıkıyordu. Caesar’ın veliahtı Octavianus İtalya’ya varınca, Cicero Antonius’a karşı onu savunmaya başladı. Sürekli Antonius’u eleştiriyor, Octavianius’u ise övüyordu. Senatus’u da Antonius’a karşı kışkırtmıştı. Cicero’nun ününün doruğuydu bu dönemler. Zamanla Cicero’nun Antonius’a olan kini arttı, kafasındaki plan hem Octavianus hem de Antonius’u aradan çıkarmaktı. Ama bu ikisi Lepidus ile beraber ikinci Triumvirliği kurunca, Cicero’u devlet düşmanı ilân ettiler. Cicero kaçtı, fakat yakalandı. MÖ 43 yılının 7 Aralık günü başı kesilerek idam edildi. Başı Forum Romanum’daki Rostra’da halka teşhir edildi, elleri ise Senato binasının kapısına çivilendi.

OLYMPE DE GOUGES

İdam-Edilen-Edebi-Kisilikler-olympe-de-gouges

Olympe de Gouges (d. 7 Mayıs 1748 – ö. 3 Kasım 1793), Fransız kadın filozof, yazar.

1780’lerde oyun yazarı olarak başladığı kariyerinde siyasi yazılarıyla ünlendi. Fransız Devrimi sırasında çok aktifti. Ölüm cezasının kaldırılması, mahkemelerde halk jürilerinin kurulması, Fransız sömürgelerindeki kölelerin özgürleştirilmesi, gayrı meşru çocukların tanınması, evlat edinilmesi, gelir vergilerinin adaletsizliği, yoksulluk konularında mücadele etti.

Günümüzde daha çok kadın hakları konusundaki öncü görüşleri ile bilinir. Erkeklerin kadınlar üzerindeki tiranlığının tüm eşitsizlik biçimlerinin kaynağı olduğunu düşünmekteydi. Meclisin çıkardığı Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesi`ne cevaben 1791 yılında Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi`ni yayımladı. Fikirleri nedeniyle 3 Kasım 1793’te giyotinle idam edildi.

Eserleri kadın ve insan hakları açısından büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca Fransız Devrimi’nin ve dönemin kadına ve özgür düşünceye bakış açısını anlamak açısından da eserleri farklı bir önem arz eder.

Mehmet Alkaç
İstanbul Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okur. Dedalus Kitap, Aylak Adam Yayınları, Zeplin Kitap, Fabula Kitap ve Dante Kitap için çeşitli dosyaların editörlüğünde görev yapar. Öykü üzerine çalışır.
loading...

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Dünyaca Tanınan, Ödüllü Ama Sahte 14 Fotoğraf ve Fotoğrafçıları

Bakmayı değil, görmeyi bilen adamlar onlar. Tüm dünyayı karelere bölen, çektikleri fotoğraflarla dünyanın görsel hafızasını etkileyen adamlar. “Fotoğraf önce akılda...

Kapat