İki Dehanın Farklı Dünyaları: Mozart ve Beethoven

Klasik batı müziğinin en önemli ve en verimli iki büyük dehası… Bir tarafta klasik dönemin dahi çocuğu Mozart, diğer tarafta romantik dönemin öncüsü Beethoven… Peki, Mozart ve Beethoven’ı daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Aslında birbirleri ile çok yakın dönemlerde yaşamış, aynı şehrin havasını solumuş bu iki büyük devrimci de ilk müzik eğitimlerini, kendileri gibi müzisyen olan babalarından almışlardır ve bu iki adamın da büyük birer besteci olmasında babalarının payları oldukça fazladır. Ancak Mozart’a kıyasla Beethoven, eğitim ve aile konusunda biraz daha şanssızdır.

Leopold Mozart, oğlunun ilk müzik yeteneğini 3-4 yaşlarında keşfetmiş ve onun bu dehası sebebiyle vaktini kendi kariyerinden çok, oğlunun müzik eğitimi için harcamıştır. Mozart’ı ve ablasını çok küçük yaşta, uzun yıllar sürecek olan bir Avrupa turnesine çıkarmış ve onları saray çevresine tanıtmıştır. Her ne kadar Mozart bu dönemde baskı altında fazla çalışmış ve çocukluğunu yaşayamamış olsa da, Mozart’ın tanınmış-etkin bir besteci olmasında bu turnelerin etkisi oldukça fazladır.

**Mozart’a “Amadeus” ismi bu turneler sırasında çiçek hastalığını atlatmasının ardından babası tarafından verilmiştir. Anlamı “Tanrı’nın Sevgilisi”dir ve hayatı boyunca Mozart, isim olarak “Wolfgang Amade Mozart”ı kullanmıştır. Gerçek ismi ise “Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart”dır.

mozartin-imzasi

W.A. Mozart’ın İmzası

Beethoven’ın babası ise, Leopold’den çok daha baskıcı, alkolik ve acımasız bir adamdı. Elbette ki Beethoven’in eğitimi ve müzik bilgisi konusunda etkisi olmuştur babasının ancak, Beethoven’ın eğitiminden çok Beethoven’ın yeteneğini kullanıp kendine gelir elde etmeye çalışmıştır. Beethoven’ı döverek piyano çalıştırıp, onu zorla Mozart gibi turnelere çıkarmış fakat bunu Beethoven’ın geleceği için değil, kendi geliri için yapmıştır. Çoğu zaman bu turnelerde oğlunun yaşını küçültüp, onu Mozart gibi genç deha olarak tanıtmaya çalışmıştır. Ancak Beethoven, çocukluğu süresince Mozart kadar ön planda olamayıp “genç bir deha” olarak anılmamıştır. Beethoven, ilerleyen yıllarda kendisini kanıtlayacak ve son yıllarında halk arasında Mozart’tan daha fazla sevilen bir besteci olacaktır. Mozart ise son yıllarında çocukluğundaki ilgiyi göremeyecek, değeri ölümünden sonra fark edilecektir.

**Beethoven’in cenazesine neredeyse bütün halk katılmış ve tabutu taşıyanların en önünde Beethoven’den fazlasıyla etkilenmiş olan besteci Franz Schubert vardır. Mozart’ın cenazesine ise sadece bir kaç dostu ve aile yakınları katılmıştır. Ayrıca sağanak yağış sebebiyle bu kişiler Mozart defnedilirken yanında bulunamamışlardır. Rivayete göre Mozart’ın cesedi, hastalığı ve yoksulluğu sebebiyle bir halk mezarına (toplu mezara) gömülmüş ve bugün bile mezarının yeri saptanamamış, bir gizem olarak kalmıştır.

Bu iki dehanın eğitimlerinde büyük rol oynamış bir başka isim ise, dönemin çok tanınan ve sevilen bestecisi “F. Joseph Haydn”dır. (Haydn hem Mozart’ın hem de Beethoven’ın belli bir dönem hocalığını yapmıştır.) Haydn hem Leopold Mozart’la hem de oğul Mozart’la yakın dostluğu olan bir bestecidir. Döneminde çoğu kişi Mozart’ı eleştirirken (aynı zamanda kıskanırken) Haydn Mozart’a sahip çıkmış ve onun gerçek dehasını babasına yazdığı bir mektup ile dile getirmiştir.

“Tanrı ve dürüst insanlığım üzerine size derim ki, çocuğunuz yüz yüze veya ismiyle tanıdığım en büyük bestekardır. Zevk ve daha önemlisi, bestekarlığın en derin bilgisine sahip…”

Mozart’ta Haydn’a olan hayranlığını- sevgisini, Haydn’a adadığı yaylı kuartetleri ile göstermiştir. (K. 387, K. 421, K. 428, K. 458, K. 464, ve K. 465)

Beethoven ise fazlasıyla saygı duymasına karşın, Haydn’ın eğitimi için çok büyük etkisi olmadığını söylemiştir. Haydn’dan çok Mozart’a hayranlık beslemiş ve Mozart’tan etkilenmiştir. Mozart’la görüşme ve çalışma imkanı bulup bulmadığı kesin olarak bilinmiyor, ancak bir rivayete göre Beethoven Mozart’la bir kez görüşme ve kendisini dinletme fırsatı buluyor ve bu buluşma sonrasında Mozart, Beethoven için övgü dolu sözler söylüyor. Mozart’la çalışmak için Viyana’ya bir kez daha geldiğinde ise Mozart hayata çoktan veda etmiş oluyor.

Mozart-ve-Beethoven-2

Beethoven’ın Mozart’a olan hayranlığını şu sözlerinden anlayabiliriz.

“Hayatım boyunca kendimi Mozart’ın en büyük hayranları arasında gördüm, son nefesime kadar da öyle kalacağım.”

Bu arada, her ne kadar “Romantik Dönem”in öncüsü Beethoven olarak kabul edilse de, her ne kadar Mozart’a tam anlamıyla bir “Klasik Dönem Bestecisi” denilse de, müzik dünyasındaki yenilikçi eserleri ve devrimci kişiliğiyle Mozart, Beethoven’a öncü olmuş ve romantik dönemin gelişmesinde fazlasıyla etkisi olan bir bestecidir. Mozart, söz konusu dönemde konçerto kavramını değiştiren ve ilk gerçek anlamda piyano konçertosunu ve Almanya’da İtalyan meslektaşlarının yoğun eleştiri ve baskısına rağmen ilk Alman operasını yazan bestecidir.

**Beethoven 3. Piyano Konçertosu’nu Mozart’ın 24. Piyano Konçertosu’ndan esinlenerek yazmış ve öğrencisine olan Ries’e “Hiçbir zaman bunun gibisini besteleyemeyeceğiz.” demiştir.

**Aynı şekilde bir romantik dönem bestecisi olan Frederic Chopin de cenazesinde kendi ölüm marşının değil Mozart’ın ölüm ayini “Requiem”in çalınmasını istemiştir.

Bu iki besteciyi kişilik ve karakter bakımından inceleyecek olursak, Beethoven’in devrimci yönünün net bir şekilde Mozart’a göre daha ağır bastığını söyleyebiliriz. Gerek kendi hayatı olsun, gerek insanlara yaklaşımı olsun, Beethoven Mozart’tan çok daha devrimci ve güçlü bir bestecidir. Mozart ise bir takım psikolojik sorunları sebebiyle (Tourette Sendromu gibi) Beethoven’den daha güçsüz bir karakterdir.

**Anlatılanlara göre, Mozart bir gün arası iyi olmadığı Salzburg başpiskoposu ile tartışmış ve bunun üzerine tekmelenerek piskoposluktan atılmıştır. Salzburg’a ve piskoposluğa güzel duygular beslemeyen Mozart, nefretini şu sözlerle dile getirmiştir. “Salzburg’dan biraz, piskoposluktan çok nefret ediyorum. İkisine de sıçayım.” (W.A. Mozart)

Beethoven ise konser vermek amacıyla gittiği sarayda, akşam yemeği için kendisine yer ayırtılmadığını görmesi üzerine konser vermekten vazgeçmiş ve sarayı terk etmiştir. Ayrıca bilindiği gibi “Eroica (Kahramanlık)” adlı 3. senfonisini, Avrupa’ya özgürlük getireceği düşünülen Napolyon’a adamış, ancak kendini imparator olarak ilan etmesinin ardından bu ithafını geri çekmiş ve özgürlükçü-devrimci tavrını net bir şekilde göstermiştir.

Bu iki dehanın yaşam tarzları ve beste stilleri de birbirlerinden oldukça farklıdır.

Mozart fazlasıyla düzensiz, sabahları uyuyan, geceleri yaşayan, alkol ve kumar düşkünlüğü ile bilinen ancak son derece üretken bir bestecidir. Hatta eserlerinin çoğunu bilardo masasının üzerinde yazdığı ve gittiği misafirliklerde bile bir köşeye çekilip beste yaptığı söylenir. Mozart ilhama gerek duymadan, müziği kafasında tamamlayan ve sadece kâğıda yazan, müsvedde dahi kullanmayan bir bestecidir.

Beethoven ise sabahları erken saatte kalkan, yürüyüşünü yapan, kahvesini çekirdeklerini sayarak demleyen ve yemeğini sürekli gittiği belirli yerlerde yiyen bir bestecidir. -Beste yapmadan önce kafasını soğuk suya soktuğu söylenir.- Bestelerini piyano başında deneyerek yazan, yıllar geçtikten sonra da eserlerini çıkarıp yeniden ele alan besteci, Mozart’ın aksine beste yaparken asla alkol kullanmadığı ve ilham bulmak için sık sık doğada yürüyüşlere çıktığı söylenir.

Kaynaklar:

Wolfgang Amadeus Mozart (Olcay Koçak)

Mozart/ Bir Dahinin Sosyolojisi Üzerine (N. Elias)

Mozart (Aydın Büke)

Müzikte Yaratıcının Gücü (Leyla Pamir)

Ege Demir

İzmir İnönü Lisesi Yabancı Dil bölümünden mezun oldum. 5 sene İzmir Dokuz Eylül Devlet Konservatuarı’nda kursiyer olarak, 4 sene de Yaşar Üniversite’sinde (YUSEM) “Üstün Yetenek Bursu” ile piyano- solfej (müzik teorisi ve armoni) eğitim aldım. Bu süre zarfında Gülsin Onay, Kemal Gekic, Edna Golandsky gibi sanatçıların masteclasslarına katıldım, çeşitli konserler verdim ve ulusal bir piyano yarışmasında 1lik elde ettim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Dünyanın En Uzun Yürüyüş Yolları

Trans-Kanada Yolu Kanada‘nın 25. kuruluş yılı olan 1992‘de, American Discovery Trail yolundan daha uzun bir yürüyüş yolu oluşturulmasına karar verildi. Kanada'nın 10 eyaletinden...

Kapat