İkinci Yeni’nin Aykırı Abisi: Aşka Aşık Bir Adamın Öyküsü

…Yalnızlığın misillemesi…

…Meraklı bir maceraperest…

…İllegal bir yabancı…

…Her yerimizi alan bir mavilik…

…Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvay…

…Kara parçalarının sürgün abisi…

…Sağduyuyu aşmış şiirlerin tilkisi…

…Türkçe içinde gezdirilmiş gül kokusu…

Onu anlatmak istesek böyle yüzlerce tamlama yazabiliriz. Ama o, anlatımları aşan, aykırı ruhlu bir adam.

Belki biz de, Edip Cansever gibi aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya, azınlığa tutkunuzdur ve ondan sevmişizdir bu kadar Cemal’i kim bilir.

İkinci-Yeninin-Aykiri-Abisi-Aska-asik-Bir-Adam-oykusu-1

1931’de Erzincan’da doğan Cemalettin Seber, Hüseyin ve Gülbeyaz’ın kar tanesidir. Çocukluğunun ilk yıllarını Erzincan’da geçirmiş, Dersim İsyanı sonrası ailesiyle birlikte Bilecik’e sürgün edilmiş ve küçük yaşta göçebe hayatla tanışmıştır. Annesi henüz 23 yaşındayken sürgün sonrası vefat edince, ardından

“Annem çok küçükken öldü.
beni öp, sonra doğur beni.”

diye yazacaktır.

Babasından gizlice girdiği parasız yatılı sınavını kazanarak, Haydarpaşa Lisesine girmiş, bu okulun ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümünü bitirmiştir.

Yaşadığı onca güçlüğe rağmen eğitim hayatını tamamlayan Cemal, zümrüdüanka narasıyla, oradan oraya uçan aykırı bir edebiyat kuşudur. Edebiyatla olan derin bağının yanı sıra müfettişlik, darphane müdürlüğü, danışmanlık, redaktörlük ve çevirmenlik gibi birçok işle de uğraşmıştır.

Türk edebiyatının kalender ruhlu şairi Cemal Süreya’nın ilk şiiri “Şarkısı Beyaz” Mülkiye dergisinde 8 Ocak 1953’te yayımlanmıştır.

Ben olanca kuvvetimle
Halatlara asılıyorum nafile
Ben ayrı düşmüşüm bir kere
Ayrı düşmüşüm insanlardan.
Bu yıldız tutmaz mavilikte
   Ne deniz ne köpük kar eder bana.

dizeleriyle bizi dünyaya bağlayan bu diri ruhlu adamın yazacak daha çok şiiri vardır. Yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisinin ardından, birçok yayın organında şiir ve yazıları yayımlanmıştır.

Hayatının en büyük parçalarından biri şüphesiz ki edebiyattır. Ancak yazınını ona özgü kılan şey sevdasıdır. Sevdaya olan tutkusu, onu sınır tanımaz bir aşığa çevirmiş, birçok kadına âşık olmuş ve kadınlar tarafından da bolca sevilmiştir. Annesini kaybettikten sonra derinden sarsılan Cemal, onun gibi düğmelerini dikecek bir kadın arayışı içine girerek birçok kadınla evlenmiştir.

İkinci-Yeninin-Aykiri-Abisi-Aska-asik-Bir-Adam-oykusu-2

İlk evliliğini ortaokuldan sınıf arkadaşı olan Seniha Nemli ile yapmıştır. 1954 yılında okuldan mezun olmuş ve bundan bir yıl sonra çiftin Ayçe adında bir kızları olmuştur. Ancak bir süre sonra evlilikleri son bulmuştur.

Cemal Süreya 1967 yılında ise “Bayan Nihayet” olarak tanımladığı Zuhal Tekkanat ile evlenir. Üç sene sonra bu evlilikten Memo Emrah adında bir oğlu olur.

İkinci-Yeninin-Aykiri-Abisi-Aska-asik-Bir-Adam-oykusu-3

…Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki…

Ancak bu satırları yazdığı Bayan Nihayet ile olan evliliği de bir süre sonra bitmiştir.

Bu iki evliliğin ardından Cemal, Güngör Demiray ile tanışıp evlenmiştir. Bu evlilik de uzun soluklu olmamış ve bir yıl sonra hüsranla sonuçlanmıştır. Bir daldan diğerine, maceraperest bir atlı edasıyla koşan şiirlerin efendisi, bu evliliğin ardından Zuhal Hanım ile bir araya gelse de ilişki tekrar ayrılıkla sonlanmıştır.

Son olarak Birsen Sağanak ile evlenen Cemal bu evlilik sırasında emekli olmuş ve sigara alışkanlığından kurtulmuştur. Sigaradan uzaklaşmayı başarmış olsa da, alkolle arasına bir türlü mesafe koyamamıştır. Oğlu Memo ile yaşadığı sorunların ardından 9 Ocak 1990’da hayata veda etmiştir.

Bu evliliklerinin dışında edebiyata kuşlar konduran bir kadınla, Tomris Uyar ile tanışmış ve en güzel şiirlerini de bu dönemde yazmıştır. Tanıştıktan bir süre sonra ikisi de evliliklerini sonlandırmıştır. Bu verimli çağı sonuna kadar değerlendirip Türk edebiyatına birçok yazın kazandırmışlardır.

İkinci-Yeninin-Aykiri-Abisi-Aska-asik-Bir-Adam-oykusu-4

Yinelenen bir arzuyla uğraşlarına devam etmiş ve dünyada birçok dile çevrilen Küçük Prens kitabının çevirisini üstlenmişlerdir. Gerçeğin mayasının gözle görülemeyeceği bize öğreten bu güzel çift, bir süre sonra ayrılmış olsa da, geriye birbirinden değerli yapıtlar bırakarak ölümsüzleşmeyi başarmışlardır.

İkinci-Yeninin-Aykiri-Abisi-Aska-asik-Bir-Adam-oykusu-5

Tomris büyük bir aşktır Cemal için. Öyle kuvvetli bir duygu karmasıdır ki yaşadıkları, büyük bir kavganın ardından, mektupların hepsini yırtmış ve beraber gittikleri yerlere bir daha hiç gitmemiştir.

Ne küçük yaşta sürgün edilmesi, ne annesini kaybetmesi, ne üvey annesinden gördüğü şiddet, ne de bu toprakların ona takındığı zalim tavır, onu memleketine, insanlarına küstürmeyi başaramamıştır.

O Türk edebiyatının sevda temsilcisi, aşkın tarifsiz yüzünü anlaşılabilir kılan bir saat gibidir adeta. Ya sevdaya hasret kalmıştır ya da sevdayı teğet geçmiştir.

Olağanüstü bir okur, sıkı bir Fenerbahçe taraftarı, gamlı bir sevda kuşudur Süreya. Bekli de “Hayat kısa, kuşlar uçuyor” derken kendisini kastetmiştir.

Bir telefon numarasını aklından tutup tutamayacağına dair girdiği iddiada, soyadındaki ikinci y harfini kaybedecek kadar da rekabetçi ve sözünün eridir.

Ardı ardına sıralasak buradan köye yol olur derler ya, Cemal’in şiirleri de öyledir işte. Sıralasak, bu ülkenin dağlarına, köylerine doğru sefere çıkar her mısrası.

İkinci-Yeninin-Aykiri-Abisi-Aska-asik-Bir-Adam-oykusu-6

Aşk, Güzelleme, Kanto, Ülke, Üstü Kalsın, Uçurumda Açan, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Mutsuzlukla Gülümseyerek ve daha niceleri.

Hazır şiirlerinden bahsetmişken söylemeden geçmeyelim. Hakan Gerçek, bu güzel Cemal Süreya şiirlerini seslendirerek harika bir projeye imza atmış, dinlemek isteyenleri davet ediyoruz:

Arkadaşı Ülkü Tamer onun için şöyle yazmıştır:

Tanrı
Bin birinci gece şairi yarattı,
Bin ikinci gece Cemal’i,
Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı,
Başa döndü sonra,
Kadını yeniden yarattı.

Sanırım en sevilen şiirlerinden biridir,  güvercin kanadı Üvercinka. Bu şiir merhemidir, sevda yarası açılmış yüreklerin. O halde hep beraber iyileşelim:

ÜVERCİNKA
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Burada senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Metin Altıok’un Yayımlanmış Son Yazısı: İnsan Kirlenmesi

‘‘bir sahaf kitabındaki nem ve küften elime geçen inanılmaz sevinci birilerine geçirememekten gelişti bende bu bireysellik bilinci.’’ O cehalet dolu...

Kapat