İlk Gençliğimizin İlk İsyanı: Ümit Yaşar Oğuzcan

Doğdu Ümit Yaşar

Yaşadı Ümit Yaşar

Öldü Ümit Yaşar

İlahi Ümit Yaşar

Acının, ayrılığın, aşkın, kavuşamayan aşıkların şairi; ölümün ve intiharın soğuk yüzünü şiir severlerin damarlarına enjekte eden depresif ve melankolik bir şair; Ümit Yaşar Oğuzcan. Mektup yazıp, kendi adresine postalayan ve bir süre sonra posta kutusuna gelen mektubun çok uzaklardaki sevdiğinden geldiğine inanarak sevinen yalnız şair. 22 Ağustos 1926 tarihinde Tarsus’ta merhaba demiş dünyaya. Otuz yıllık hizmet süresini doldurana değin İş Bankası’nda bankacı olarak çalışmış. Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevindeyken, 1977 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrılmış. Ardından İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi açmış.

Bankacılık kariyerinin yanında şiire gönül veren yalnız adam, şiire 1940 yılında Yedigün şairleri arasında başlamıştır. 33 şiir, 4 düz yazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser olmak üzere toplam 50 kitaba imzasını atmıştır. Bunlara ek olarak; şarkı sözleri, şiir plakları ve yergileriyle de tanınır. Günümüzde hala popüler şairler arasındadır. Özellikle genç aşıkların aşk acılarına merhem olmuştur şiirleri. Aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde yoğunlaştırdığı şiirini, oğlu Vedat’ın intiharı üzerine; hayatın boşluğu, ölüm ve acı derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltmiştir.

Ümit Yaşar için melankolik dedik ama bu melankoli üst seviyede bir melankoliydi. Öyle ki, defalarca intihar girişiminde bulunmuş ancak başarısız olmuştur. Fakat oğlu Vedat, 17 yaşında Galata Kulesi’nden atlayarak intihar ettiğinde ilk seferde başarılı olmuştur. İntihar etmeden önce bıraktığı notta “intihar öyle değil böyle edilir” diye yazdığı rivayet edilir.

Ben acılar denizinde boğulmuşum

İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını

Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni

Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

 

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime

Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını

Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle

Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

 

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma

Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek

Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

 

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa

Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse

Yılların içimde bıraktıklarını…

Yukarıda okumuş olduğunuz “Acılar Denizi” başlıklı şiiri, Ümit Yaşar’ın acı yüklü bir şilep gibi olduğunun en güzel kanıtlarından biridir. Sanki acılar doğduğu gün tenine işlemeye başlamış gibi, o da şiirine işlemiştir acıyı. Umudunu kaybetmiş hatta hiç umudu olmamış bir adam olarak karşımıza çıkar şiirlerinde, Ümit Yaşar Oğuzcan.

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,

Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın,

Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;

Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.

Münir Nurettin Selçuk’un bestesi ve sesiyle rakı masalarında yerini alan “Beni Kör Kuyular” başlıklı Ümit Yaşar şiiri de ayrılık acılarını gönüllerin en kuytu köşesinde canlandıran şiirlerden biridir. İki kişi çıkılan yollarda bir anda yalnız kalmayı ve o yollarda tek başına kaybolmayı, kendini bile kaybetmeyi “beni bensiz bıraktın” dizesiyle öyle bir anlatmıştır ki bu şiir, kendini aramayı vazgeçersin. Yani, Ümit Yaşar kendi melankolikliğini bir anda size de bulaştırır. Kendinizi yok yere mutsuz ve umutsuz hissedersiniz.

Sadrazam efendimizin kavuğu

Halkın derdini dinler her sabah mabeyinde

El pençe divan durup ağlaşırlar

Fukara Aliler

Hasanlar, Hüseyinler…

On binler

Yirmi binler

Yüz binler…

Velhasıl mabeyinde her sabah

Halk inler

Kavuk dinler.

Ümit Yaşar deyince aklınıza sadece  depresif ve melankolik aşk şiirleri gelmesin, şairin bir de yergicilik yönü vardır. Yukarda okuduğunuz “Sadrazamın Kavuğu” başlıklı şiir, şairin taşlamalarından biridir. Ümit Yaşar Oğuzcan kendi yergiciliği için şöyle diyor; Benim yergiciliğimin en önemli özelliği, körü körüne bir partiyi ya da bir ideolojiyi tutmayışım ve bu nedenle hiciv oklarımı özgürce atışımdır. 28 yıllık yergicilik yaşamımda ne polis ne yargıç karşısına çıktım… Ve tüm yazdıklarımı günü gününe, sıcağı sıcağına yayınladım çeşitli gazetelerde, dergilerde, kitaplarımda… Ve ben, hiciv şairi Ümit Yaşar; bugün yaşıyorsam, bu önsözü yazıyorsam, bu kitabı yayınlıyorsam, öldürülmemişsem; bu da yaşadığım çağın onuru ve yıllardır hicvettiğim devlet adamlarının yüz akıdır. Bundan şiir adına, memleketim adına övünç duyuyorum.”

umit-yasar-oguzcan (2)

Sonuç olarak söylemek istiyorum ki; sanıldığı gibi sadece liseli aşıkların şairi değildir, Ümit Yaşar. Aşk, özlem, ayrılık ve ölüm temalı şiirlerinin yanında yazdığı hiciv şiirleri de çok değerlidir. Genç okuyucular tarafından rağbet görüyor olmasının nedeni Ümit Yaşar’ın şiirlerindeki duygu yükünün en iyi gençken anlaşılabileceğinden dolayı olabilir. Unutmayın;  en güzel aşklar, en çok sevmeler, en çok üzülmeler lisede yaşadıklarımızdır. Çünkü, ancak o yaşta hissedersiniz duyguları en derin şekilde. Eğer hiçbir Ümit Yaşar şiiri okumadıysanız, hiç aşık olmadınız demektir.

Yazımı Ümit Yaşar’ın yıllarca özlemini duyduğu son nefesin mutluluğuna ulaştığı şiiriyle bitirmek istiyorum. Tarih 4 Kasım 1984, Ümit Yaşar Oğuzcan sevgili oğlu Vedat’ına kavuştu…

SON MEKTUP

Ölürsem şaşırma

Ölebilirim

Ölürsem ağlama

Yine gelirim

Ölürsem seslenme

Uyuyacağım

Ölürsem üzülme

Yaşayacağım

Ölürsem bekleme

Geri dönemem

Ölürsem ölme

Sensiz edemem

Bünyamin Özcan

Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, İngilizce Öğretmeni. Edebiyat seven, fotoğraf çeken, doğa ile içi çe olmayı seven bir Sanat Karavanı yazarı. Amatör olarak tiyatro ve pantomim ile uğraşmışlığı var. Dolayısıyla tiyatro oyunları izleyip, eleştirmeyi sever. Hayatın anlamını kitaplarda aramaya devam ediyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bir Dizi Tuhaf ve Rahatsız Edici Heykel: ”Character Heads”

Franz Xaver Messerschmidt, aydınlanma döneminin en etkileyici heykeltıraşlarından biridir. 1770’de kişisel bir sorun nedeniyle sanatçının hem çalışma hem de yaşam...

Kapat