İLK HOLİGANİZM VAKASI : NİKA AYAKLANMASI

13 Ocak 532

Tarihin en kanlı isyanı tarihleniyor.

Sultanahmet Meydanı eski zamanlarda At Meydanı yani “Hipodrom” olarak adlandırılırdı. Bu mekan çok önceleri Bizans’ta at yarışlarına ev sahipliği yapar ve yarış günleri koca bir şehrin kalbi burada atardı. Bizans’ın ilk yıllarında at arabaları yarışları günümüzün dergileri kadar önemli idi.Maviler ve Yeşiller olarak iki önemli takım mevcuttu. Bu iki grubun rekabeti çoğu zaman kontrolden çıkar ve çatışmalara dönüşürdü.Maviler muhafazakâr üst sınıfı , Yeşiller ise alt gelirli halkı temsil ediyordu. Bizans halkı için bu takımların bir parçası olmak o kadar önemliydi ki tuttukları takımın renkleri günlük kıyafet seçimlerini bile etkileyen önemli bir unsurdu.

nika-ayaklanmasi-

Dönemin imparatoru Jüstinyen mavi takım taraftarı idi ve bunu her yarışta belki de bir imparator için aşırıya kaçan heyecanı ile belli etmekten hiç kaçınmıyordu.Ayrıca mavi takım taraftarı imparatorluk için bir çok şehir ayaklanmalarında imparatorluk askerleriyle ayaklanmaların bastırılması için birlikte çalışırdı. Bu durum Maviler ile Yeşiller arasındaki rekabeti sportiflikten çıkarmış ve sosyopolitik bir hale getirmişti.

13 Ocak 532’de yarış günü hipodromda onbinler yerini almış , imparator Jüstinyen heyetiyle locasında yarışı izlemeye hazırdı. Yarış başlamış , taraftarlar tezahüratlarla takımlarına destek veriyordu. Ta ki 22. yarış arabası geçene kadar.İşte tam bu sırada “Mavi-Yeşil” sloganları yerini Jüstinyen’e hakaretler ve ‘zafer’ anlamına gelen “Nika ! “ya bırakmıştı. Sükunetini korumaya çalışan Jüstinyen kargaşanın ciddi ve tehlikeli boyutlara gelmesiyle heyetiyle birlikte hipodromu terketti. İmparatorun hipodromu terketmesiyle Mavi ve Yeşil gruplar güçlerini birleştirmiş ve zengin muhitlerini , çarşılarını , Aya İrini ve Aya Sofya dahil olmak üzere zarar ve yağma ile ayaklanmayı çok büyük bir kaos haline getirmiştir. Gözü dönen isyancılar üst sınıfın sağlık merkezi ve hastanesi olan Sampson Hastanesini içinde ki hastalar ile yakmıştır. Şehirde ki bu büyük kaos Anadolu yakasına ciddi bir göçe sebep olmuştur.

Jüstinyen bu ayaklanmanın bastırılamayacağını düşünüp kaçmaya kadar verir ve hazine toplanır , gemiler hazırlanır.Bu sırada ayaklanmanın başından beri sessizliğini koruyan Bizans İmparatorluğunun en hırslı imparatoriçesi olarak bilinen Theodora belki de bu tarihi vakanın bir katliama neden olan ve tarihçi Önder Kaya’nın kaynaklarında geçen bu meşhur konuşmayı yapar ;

        ” Belki kadınların erkekler önünde konuşması korkaklara cesaret vermesi yönünden doğru değildir ama tehlike anında herkes elinden geleni yapmalıdır.Yıllarca başında imparatorluk tacı taşıyan biri , o tacı kaybederken canını da kaybetmelidir.Nasıl olsa dünyaya gelen her kişi ölecektir. Ey imparator ; kaçmak , kurtulmak istiyorsan bunda bir zorluk yoktur ; hazinen var , gemilerin seni bekliyor ama saraydan ayrıldığında yaşamanın anlamını da yitirmiş olacaksın.Ben her zaman Tanrı’ya dua etmişimdir.Üzerimde ki erguvan renkli pelerini aldığında canımı da alsın. Merak etme ! Seninde giydiğin şu erguvan renkli pelerin , gerektiğinde muhteşem bir kefen olur.Şimdi gidebilirsin ama yanında hem olmayacağım.”

     İmparatoriçe Theodora

Ve bu konuşma sonrası imparator kalmaya karar verir. İlk olarak rivayetlere göre Jüstinyen isyan hareketinin başlangıç yeri olan hipodromda eline aldığı İncil ile yemin ederek isyancılara isyanı bitirmeleri halinde onları affedeceği sözünü vermiştir. İsyancılar buna kulak asmamış ve kendi imparatorlarını Hipatius ilan etmişlerdi.Çünkü Hipatius’un kendilerine biat edeceğini düşünüyorlardı.

nika-ayaklanmasi-2

Artık herşey çok açıktı ; kan dökülecek ve isyan bastırılacaktı.

Dönemin en ünlü ve başarılı komutanı Flavius Belisarius ve o günlerde Konstantinopolis’te bulunan Arnavutluk valisi Mundus ile askeri imkanlar alınıp isyancılara karşı saldırıya geçilir ve isyancılar hipodroma kıstırılır.İşte o an tarihin en büyük kıyımlarından biri başlar.

İsyan bastırılır.

30 bin kişi öldürülmüştür ama Filistinli tarihçi Prokopius “Savaşlar Tarihi” adlı kitabında bu rakam 35 bindir demiştir.İsyan bastırılmış ancak ardında yıkık döküp harap bir şehir bırakmıştır.Jüstinyen hemen gerekli faaliyetlere başlar ve bu faaliyetlerin en başında gücünü bir kere daha göstermek için Ayasofya’yı yeniden inşa ettirir.

Bu ayaklanmanın sadece bir yarış anında ateşlenmediği çok açıktır.Jüstinyen’in otoriter ve adaletsiz yönetim anlayışı bu isyanın temelini oluşturur.Hatta ki görüldüğü üzere imparatorluk yanlısı Maviler bile bu anlayış karşısında Yeşiller ile güç birliği yapmıştır.

Nazlı Gürkan

sanat tarihi öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Görsel Deyim Projesi

Görsel Deyim Projesi; deyimlere ve deyim olarak kullanılan atasözlerine, farklı bir bakış açısıyla görsel destekli modern bir yorum getiriyor. Proje;...

Kapat