İngiliz Edebiyatı’nın Kraliçe Victoria’sı: Elizabeth Barrett Browning

Zamanının olaylarına olan ilgisi, ahlâkî ve duygusal şevki hasebiyle çağdaşları tarafından takdir edilen Elizabeth Barrett Browning, 1806-1861 yılları boyunca İngiltere’nin en tanınmış şairlerinden biri olmuştur. Browning, dönemin normlarına karşı gelerek bizlere çağının ötesinde bir edebî kişilik olduğunu göstermiştir. Eserlerinde kadın şair olmayı vurgulamış ve Viktorya Çağı’nın politik/sosyal olaylarına tepki göstermiştir. Bu durum da çalışmalarını kötü şöhrete maruz bırakmıştır.

Elizabeth döneminin kadınlarından farklı olarak erkek kardeşinin özel hocasından Latince ve Yunanca eğitimi almıştır. Aldığı bu eğitim; tarih, felsefe ve edebiyat hakkında doymak bilmeyen bir iştahla okumasını sağlamıştır.

“Söylediğim gibi bu kitapları bütün kalbimle seviyorum ve seni de…” dediği hayat arkadaşı Robert Browning ile 1846 yılında babasının evlenmesine izin vermediği için gizlice evlenmiştir. Babası affetmediği için Elizabeth, Robert ile İtalya’ya kaçmıştır. Daha sonraları İtalyan milliyetçi politikasıyla yakinen ilgilenecek olan oğulları Pen ile ilgilenmek Elizabeth’e oldukça iyi gelmiştir.

elizabeth-barrett

İlk eserleri romantik hikâye tadında şiirler olsa da, Browning sonraları ilgisini güncel olaylara çevirmiştir. Bu durumun en güzel örneği de 1843 yılında kömür madenlerinde ve fabrikalarda çalışan çocukların maruz kaldığı patlamayla yüzeye çıkan çocuk işçiliği hakkında yazdığı “Çocukların Çığlığı” adlı eseri olmuştur. Browning kalemini sosyal olayları protesto etmek ve bir şeyleri değiştirmek için kullanmaktan hiç çekinmemiştir. “Haç’tan Kaçan Köle” isimli eseriyle de Amerika’da köleliğin kaldırılma akımına katkıda bulunmuştur.

Uzun yıllar boyunca Elizabeth’in en iyi bilindiği eseri Robert Browning’e olan aşkının aşamalarını kayda geçirildiği, 1850 yılında basılan Portekizce çeviri maskesinde sunulan ve 44 tane soneden oluşan “Portekizli Soneler” olmuştur. Fakat Elizabeth aslen, nazım şeklinde olan ve bir kadın şairin büyümesini anlattığı “Aurora Leigh” isimli romanı dikkatleri üzerine toplamıştır. Virginia Woolf bu eser hakkında “Dönemin problemleriyle boğuşan açıkça Viktoryan insanların genel hayat algısı, tümü şiir ateşi tarafından parlatılmış, güçlendirilmiş ve sıkıştırılmış… Aurora Leigh sosyal sorunlara tutkulu bir kadın ve sanatçı olarak çatışmalarıyla, bilgi ve özgürlük isteğiyle, zamanının gerçek kızıdır.”

Elizabeth-Barrett-Brwoning-373x450

Virginia Woolf kendisi hakkında “Elizabeth Barret çizim odasına birden girdiğinde gerçek zekânın ışıltısıyla esinlenmiştir ve ‘işte burası yaşayacağımız ve çalışacağımız yer, bir şair için doğru bir yer.’” diyerek onun edebiyata olan etkisinin yüzyıllarca süreceğini vurgulamıştır.

 

Kaynak:

http://www.theguardian.com

http://www.telegraph.co.uk

http://www.ehlingmedia.com

 

 

 

Merve Akyiğit

Hacettepe Üniversitesi İngiliz Edebiyatı mezunu. KitapMeskeni’nde yazarlık, SabitFikir’de ve Organikİnsan’da çevirmenlik, DedalusKitap’ta editörlük yapıyor.

2 Comments

  1. Bünyamin

    Bünyamin

    25 Mayıs 2015 at 14:53

    Eline sağlık, güzel bir yazı olmuş. Yazıyı görünce hemen 43. sone geldi aklıma. Robert’a olan saf aşkını en iyi anlattığı sonesidir sone 43 🙂

    • Merve Akyiğit

      Merve Akyiğit

      25 Mayıs 2015 at 23:52

      Teşekkürler! 🙂

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bir Bebeğin Gözünden New York

Şimdiye dek New York’u farklı açılardan, çeşitli fotoğraflarla görmüşsünüzdür. Fakat bu görüntüler şimdiye kadar karşılaştıklarınızdan çok farklı! Diego Acosta López...

Kapat