“İnsan Ne Kadar Devrimci Olursa Olsun Kendi Çağından Kurtulamaz” Braque

Bir dönem Picasso’yla yakın arkadaştım. Kişilik olarak çık farklı insanlardık, ama aynı düşünceleri paylaşıyorduk. Sonradan farklılıklar- örneğin onun İspanyol oluşu benim Fransız oluşum, iyice su yüzüne çıktı. Herkesin bildiği gibi bu gerçekten büyük bir fark anlamına gelir, ama o yıllar bunlar hiç önemli değildi…Montmartre’da yaşıyorduk, her gün buluşuyor, sohbet ediyorduk…Picasso’yla benim o yıllardaki konuşmalarımız, kimselerin anlayamayacağı, kimsenin bir birine kolay kolay açıklamayacağı, anlaşılmaz gibi görünen ama bize mutluluk veren konuşmalardı…Ve bunlar bizimle birlikte son bulacaktı.

Picasso-braque

Birlikte aynı ipe tutunmuş dağcılar gibiydik… İkimiz de çok çalışıyorduk… Müzeler artık ilgimizi çekmez olmuştu. Sergilere giderdik ama insanların sandığı kadar çok değil. Esas olarak kendi içimize kapalıydık.

Geleneksel perspektif beni tatmin etmiyordu. Sonuçta mekanik bir süreç olan bu perspektif biçimi, her şeyi bütün olarak göstermeye yetmiyordu. Bir açıdan başlıyor, o tek bir açıdan kurtulamıyordu. Bu durum, insanın sanki hayatı boyunca bir görüntüyü profilden çizmesi gibi bir şeydi ve bu, sanki insanın tek bir gözü varmış gibi bir yanılgı yaratıyordu… Böyle düşünmeye başlayınca her şey değişti, hem de nasıl değişti!.. Benim özellikle ilgimi çeken-ki Kübizmin ana gelişme hattını oluşturan da budur- bu yeterince bilmediğim yeni mekana somut bir ifade kazandırabilmekti.  Dolasıyla yalnızca manzara ve natürmort yapmaya başladım, çünkü doğada dokunsal, adeta, elle şekillendirilebilir bir mekan vardır sanki. Hatta yazdım da bu türden deneyimlerimi: Bir natürmort dokunamayacağınız kadar uzaklaştığında, artık bir natürmort değildir”… Bu, benim bir şeylere yalnızca bakmakla tatmin olmamamın, dokunarak da hissetmek istememle ilgili arzumun ifadesiydi. Beni güçlü bir biçimde kendine çeken de işte bu mekan arayışıydı ki zaten bu arayışlar en erken Kübist resimlerimin konusuydu. Renk o kadar önemli değildi. Renkle ilgimizi çeken tek şey, ışıktı. Işık ve mekan birbirileriyle bağlantılıdır, öyle değil mi? Dolayısıyla biz ikisini birlikte ele almıştık… İnsanlar da bize soyut ressam dediler!

Braque

Biliyor musunuz, Picasso’yla o kadar yakın arkadaşken bir birimizin resimlerini ayırt etmekte güçlük çekerdik. Sonradan keşiflerimiz derinleştikçe farklılıklar ortaya çıkmaya başladı. Keşif, insanın elinden alınamayacak tek şeydir. O keşifler olmadan önce, Picasso’yla aramızda ki bağı besleyen ortak bir amaçlılık vardı hala. Aslında mesele biraz da yaşla ilgiliydi. Yirmi yaşında önce inşasın zekası gelişmeye başlar. Sonra öteki faktörler işin içine girer. İşte o yüzden o yıllarda o fikir benim için büyük bir anlam taşıyordu. Ressamın kişiliğinin meselenin dışında tutulması gerektiğini, dolayısıyla resimlerin anonim olması gerektiğini düşünüyordum. Resimlerin imzalanmaması gerektiğine karar vermiştim, bir süre için Picasso da aynı şeyi yaptı.  Başka biri benim yaptığımın aynısını yapabilmeye başladıktan sonra benim resimlerimle onların resimleri arasında bir fark kalmadığına inanıyordum, o yüzden imzalamıyordum. Sonra bunun böyle olmadığını fark edince resimlerimi yeniden imzalamaya başladım. Zaten Picasso da imzalamaya başlamıştı. İnsanın kendi kişiliğini belli edecek bazı üslupsal izler bırakmadan kendini ifade edemeyeceğini fark ettim. Yine de insanın o yöne çok fazla kaymaması gerektiğini düşünürüm.

Georges Braque

Kübizme yeni bir düzen dediysem, bu devrimci ya da tepkisel fikirler ortaya koymak için değildir. İnsan ne kadar devrimci olursa olsun kendi çağından kurtulamaz. Bana göre benim resmim hiçbir zaman devrimci olmamıştır.  Başka bir resme yönelmemiştir. Benim doğru yaptığımı, başkasının yanlış yaptığını kanıtlamak gibi bir derdim hiçbir zaman olmamıştır.  Eğer bir tepki varsa ki hayat bunu insana dayatır. O da küçük bir tepkidir. O zamanda bir şeyi kendi çevresinden soyutlayarak tarihsel bir şekilde değerlendirmek çok güçtür. Önemli olan insanın yaptığıyla arasındaki ilişkidir. İyi ola ve bizim için anlam ifade eden budur.

10603407_868491139839144_5943078464233940220_n

Picasso’yla hiç tanışmamış olsaydım. Kübizm Kübizm olur muydu? Sanmıyorum, Picasso’yla tanışmamız hayatımızın bir koşuluydu. Şiir bile yazmışımdır “koşullu” olduğuna dair, hayat daha da öyledir.

Fransız Kübist ressam George Braque 1907’de tanıştığı ressam Picasso ile birlikte Kübizm akımının temellerini oluşturdu. Braque’nin, bu dönemini, sanat olgusunu ve sanatın ilkelerini irdelemekle geçirmiş, düşüncelerini “Gündüz ve Gece, Defterler” ( (Le ]our et la Nuit, Cahiers) adıyla 1952’de yayımlandı. Sanatçıya ,1948 yılında Venedik Bienali’nde resim dalında Büyük Ödül verilmiştir.

 

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

1 Comment

  1. kutay

    01 Ocak 2015 at 23:16

    Ne güzel insanlar geçmiş bu dünyadan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Solo: Kullanıcının Yüz İfadelerine Göre Müzik Çalan Radyo

Uniform, kullanıcısının yüz ifadelerini okuyup analiz eden ve onun ruh haline göre parçalar çalan Solo radyoyu geliştirdi. Yaratıcı stüdyo Uniform’un...

Kapat