İntihar Kulübü’nün Büyük Şair Patronu / Robert L. Stevenson

Define adası, Dr. Jekyll ve Mr. Hyde romanlarının İskoçyalı yazarı ve şair Robert Louis Stevenson hayatının son zamanlarını Samoa’da bir kabilenin şefi ve Tusitala denilen bir hikaye anlatıcısı olarak geçirdi.

Ölmek isteyenlerin, ölmek için uğraşanların ilk uğradığı İntihar Kulübü‘ne hoş geldiniz. Burada her gece üyelerden birisi ölüm yolculuğu için rastgele seçilmektedir. Kelimeleriyle bu kulübün başındaki kişi ise Define Adası ve Dr. Jekyll ve Mr. Hyde adlı romanların yazarı Robert L. Stevenson’dur.

13 Kasım 1850’de dünyayla tanışma fırsatı bulan Stevenson büyük tutkularının ve içini güçlü yakan yaşam ateşinin eseriydi.

O İntihar Kulübü’nün büyük patronu ve en baştaki üyesiydi. Şair, romancı ve gezi yazarıydı. O yaşamının son zamanlarını geçirdiği Samoa’da yerlilerin ”Tusitala / Hikayeci” diye çağırdığı bir hikayeydi.

”Tutkularımın efendisiyim” diyebilecek kadar ileri giden, verem krizleri arasında insan davranışlarının dehlizleri gün ışığına çıkarmak için tüm korkuları ve acılarıyla yüzleşerek ruhlarımıza süzülen kaşifti o.

Serüven romanları görünüşünde ahlak ve psikoloji romanları yazan bir yazardı. Sadece küçük yaştan itibaren karşı çıktığı bencil, vicdansız ve yalancıl burjuva toplumunun uzağında kuralsız ve doğayla iç içe yaşadığında bir parça da olsa huzur bulabilen veya bulmaya çalışan, hukuk mezunu bir yazardı.

Yirmi altı yaşında tanıştığı Fanny Vandegrift Osburne’a aşkla ama daha ötesinde dostlukla bağlanan bir beyefendiydi.

Her gün ve her gece, solunum yollarındaki problemlerin giderek artmasıyla, sağlığının giderek bozulmasıyla intihar kulübüne uğruyor, ölümün rastgele bir seçimle elindeki her şeyi alacağı günü merakla bekliyordu.

Korsanlar, beyefendiler, şairler ve yerlilerin dünyasında şansını tekrar ve tekrar deniyordu; krizlere, yatak döşek yatıp kendinden delice geçtiği yolculuklarla, dayanıklılığı iflas etmişken dahi aldığı risklerle İntihar Kulübü’nün en istekli, en gayretli üyelerinden birisi olduğunu kanıtlamak istiyordu.

Kendisinden on yaş büyük, evli ve çocuklu bir kadına aşık olan ve ailesinin karşı çıkmasına rağmen üç yıl para biriktirip Fanny Vandergrift’in peşinde Amerika’ya giden Stevenson, anavatanı İskoçya’nın tarihini, manzaralarını, insanlarını ve atmosferini yansıtmakta ne kadar başarılı olduysa, tüm bu gezilerini ve daha da önemlisi insanların en derinlerindeki manzaralarını anlatmakta da o derece başarılı olmuştur.

3 Aralık 1894 günü hayatı terk eden Stevenson’un çok iyi bildiği ve öğretmeye çalıştığı gibi; bugün ölmediyseniz üzülmeyin, İntihar Kulübü’nde yarın şanslı olabilirsiniz…

 

 

Ömer Yücedal
Yeditepe Üniversitesi Halkla İliskiler ve Tanitim Bölümü mezunu.
Metin yazarlığı yapıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Kuşların Gözündenmiş Gibi Dünya Şehirleri: AirPano

''Kuş ölür, sen uçuşu hatırla!''  Füruğ Ferruhzad Ziyaret ettiğiniz onca ülkenin, şehrin veya kasabaların ilgi çekici yerlerini fotoğraflarken acaba kaçırdığımız...

Kapat