Işık ve Renk: Monet ve Mack

Monet’den bahsetmek kolay bir iş değil. Resimlerine bakmak gerek. İlk resmetmeye başladıklarında Paris sanat otoriteleri tarafından takılan isme göre bir Empresyonist (İzlenimci) Monet. Resimlerinin özensiz ve bitmemiş skeçler olduğuna dair yapılan bir gönderme aslında bu. Adını da 1872’de Monet tarafından resmedilen tablodan alıyor ‘Impression Sunrise’. (İzlenim: Gündoğumu) Zamanında güzel olarak kabul edilen tablolardan farklı olması nedeniyle çok tepki alıyor. Renk ve ışık dışında hiçbir detaya özen gösterilmemiş. Figürler bulanık ama buna rağmen ‘her zaman her yerde var olan’ bir tavrı var. Bundan sonra gelecek bütün empresyonist resimler gibi… Sanki boyaları daha dün kurumuş kadar yeni gözükse de 145 sene önce yapılmış.

Monet’nin istediği şey figürler yerine deneyimleri aktarmak, o zamanı ve mekanı. Bu yüzden detay ışık hareketlerinde ve renklerde.  Bu sayede fırça darbelerinin içinde kendimizi kaybedip birkaç adım geri attığımızda gözlerimizin önünde oluşan kompozisyon tarafından büyülenebileceğimiz resimler çıkıyor karşımıza. Doğa güzel bir şey. Monet aslında bize bunu anlatmaya çalışıyor. Işık ve renk hakkında tutkusu da doğayı her yanıyla aktarabilmesini sağlıyor. Işık ve renk Monet ve empresyonistlerden çok sonra da sanatçıların ilgi odağı olan iki element olmaya devam etmiş.

Mack dediğimiz Modernizm’in öncülerinden olan Heinz Mack. Otto Piene ile birlikte ZERO hareketini başlatmasıyla çoğu sanatçıyı etkilemiş ve genelde ışık, kinetik sanat çalışmaları ile tanınıyor. O da çalışmalarında ışığın ve rengin efektlerine odaklanmış. Tabi çok farklı bir bağlamda. Monet renk ve ışığı bize doğa manzaralarını yaşatmak için kullanırken, Mack deneysel objeleri ve resimleri ile rengin ve ışığın kendisini anlatıyor. Mack’in eserleri duygudan veya kendini ifade etme çabasından yoksun. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaygınlaşan Soyut Dışavurumculuk (Abstract Expressionism) hareketindeki dramaya karşı çıkan ZERO, resimden anlamı ve duyguyu çıkarmayı hedeflemiş. Genelde üç boyutlu alanlarda var olan objelerden ve tekdüze renk paletlerinden oluşan eserlerinde bu hedefe ulaştığını söyleyebiliriz.

Kendinden öncekilere başkaldırmış iki sanatçı aslında, ama yaptıkları şeyler çok farklı. Değişim değil mi, evet değişmiyor. Birlikte, toplumdan uzaklaşmaya cesaret edildiğinde herkesin gidilecek çok farklı yolları olduğunu gösteriyorlar.

 

Okumadan geçmeyin:

En Sürrealist / Joan Miro

 

Bilge Ece Gündoğdu
Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği ve Ekonomi Bölümü Öğrencisi
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Üsluplar Romanı: Beşpeşe

Bugün, 2004 yılında Metis Yayınları’ndan çıkan bir kitaptan bahsetmek istiyoruz size. Türkiye'de daha önce denenmemiş bir tür olan bu kitabın...

Kapat