Glasgow gezimizden sonra hız kesmeden Edinburgh gezisi için yollara döküldük.

2.GÜN

 EDINBURGH: KORKU TURİZMİ

Bu sabah kahvaltı için bir gün önce güzel kokuların yükseldiği pastanelerden kruvasan aldık. İlginç bir şekilde sabah taze çıkan hamur işlerini öğleden sonra çıkanlara göre daha hesaplı. Yanında kan portakalı ve ahududu karışımı meyve suyunu tavsiye ediyorlar.

Edinburgh 1

Paketlerimizi kaptığımız gibi Viktorya İstasyonu’na yöneldik. Saat 10 trenini yakaladık ve dönüş saatimizi şimdilik kestiremediğimizden açık bilet aldık. Yani son sefer 23.00’e kadar istediğimiz her trenle dönüş hakkına sahip olduk. Glasgow’dan Edinburgh’a geçmek yerine günübirlik gitmeyi tercih ediyoruz çünkü Glasgow hem daha hesaplı hem de İskoçya’nın başka önemli yerlerine daha yakın. Ayrıca Edinburgh İskoçya’nın başkenti olmasına rağmen büyük bir şehir değil. Bir gün tüm şehri gezmek için yeterli oluyor.

Bir saat sonra Edinburgh Waverley İstasyonu’na vardık. İstasyondan çıktıktan hemen sonra City Sightseeing otobüslerini görüyorsunuz. Bir gün önce Glasgow’da birçok yeri görmemizi sağlayan bu otobüslere tekrar binmeye karar verdik. Glasgow’da kullandığımız bileti gösterince %20 indirimli olarak Edinburgh City Sightseeing biletlerimizi almış olduk. Otobüs yolculuğumuza büyük şair Sir Walter Scott’a adanmış anıtının önünden başladık. En ünlü eserinin dün gezdiğimiz Kelvingrove Parkı hakkında yazdığı Lady of the Lake şiiri olan bu edebiyatçı Edinburgh’un yetiştirdiği en önemli insanlardan bir tanesi.

Edinburgh 2-Walter Scott

Şairin gotik diline referans eden Viktorya Dönemi’nin mimari anlayışıyla yapılan bu anıta bakmaya doyamadık. Bu sırada kulaklıklarımızdan geçtiğimiz bazı sokaklarla ilgili hayalet hikayeleri dinlemeye başladık. O kadar çok örneği peş peşe anlatıyorlardı ki yakalamakta zorluk çekiyorduk. En sonunda bütün hikayeleri aynı zamanda deneyimlememiz için üç turistik yer söylediler; Edinburgh Dungeon, City of Death ve Mary King’s Close. Bu hayalet hikayeleri bizi o kadar çok etkilemişti ki hala iddia edildiği gibi perili olup olmadığını kendi gözümüzle görmek istedik.

Edinburgh 3

Edinburgh 4

İlk olarak Edinburgh Dungeon’a gittik. ‘Edinburgh’nın Mahzeni’ anlamına gelen bu yer, Edinburgh’un suç tarihiyle sizi buluşturuyordu. Gruplar halinde bazı odalara alındık ve Edinburgh’un suç tarihinin dekorlarla, oyuncularla ve bizimle yeniden canlandırılmasına tanık olduk. Örneğin 16.yüzyılın cadı mahkemelerinden birine katıldık ve ben büyük gri bir şapka taktığım için cadı olduğum gerekçesiyle ölene kadar yakılma cezasına çarptırıldım. Bu noktada beni cezaya çarptıran aktörden Edinburgh’da Orta Çağ zamanında birçok insanın cadı olma şüphesiyle yakıldığına dair bilgi edinmiş olduk. Ancak bizi Edinburgh Dungeon’da Sawney Bean’in anlatıldığı kısım etkiledi. 15. yüzyılda yaşadığı düşünülen efsanevi katil Sawney Bean 1000’den fazla insanın ölümünden sorumlu. Karısıyla birlikte iskoçya’nın Bennane Head denen bölgesinde bir mağarada yaşayan bu adamın ensest ilişkiden doğmuş sekiz erkek, altı kız çocuğu ve on sekiz erkek, on dört kız torunu olduğu söyleniyor. Bu kadar çok insanın öldürmesinin sebebi kendisinin ve ailesinin insan etiyle beslenmesi olduğu düşünülüyor. Efsaneye göre 25 yıl boyunca yaptığı katliamlar, tutsaklarından birisinin kaçması ve İskoç Kralı Altıncı Kral James’e haber vermesiyle son buluyor. Büyük bir ordu onları yakalamak için gönderiliyor ve üç gün boyunca süren çatışmalar sonucunda Sawney Bean ve ailesi ele geçiriliyor. Biz bu bilgileri edinirken mağaraya baskın yapmak üzere olan askerler kılığına sokulduk. Büyük bir kayığa bindirilip mağaraya gönderildik, Sawney Bean’in kızı gibi davranan bir aktör tarafından mağarada tutsak edildik. Bu sırada İskoç askerlerinin mağaraya geldiklerinde nasıl bir manzarayla karşılaştıklarını deneyimlemiş olduk. Dekor da olsa birçok insanın öldürülmüş ve parçalanarak tavandan aşağı yenmek üzere asıldığını görmek içimizi ürpertti. Sawney Bean ve ailesinin nasıl idam edildiğini bir sonraki odada öğrendik. Sawney Bean ailesinin gözü önünde parçalanmış ve geri kalan bütün aile fertleri yakılarak öldürülmüştür. The Hills Have Eyes filminin de bu efsaneden yola çıkılarak çekildiğini belirtmek isteriz.

Edinburgh 6- Sawney Bean

Ancak Edinburgh Dungeon’ın numaraları burada bitmiyordu. Bilindiği üzre Edinburgh Tıp Fakültesi dünyanın önde gelen fakültelerinden biridir.  Bu büyük başarılarının ardında aslında kanlı bir gerçek yattığını öğrenmek çok şaşırtıcıydı. Tıp fakültesi hocaları ve öğrencilerine kadavra sağlayan Burke ve Hare adında iki kişiden bahsedilmekteydi. İlk önce yeni gömülen cesetleri çalan bu iki insan bir süre sonra tıp fakültesindeki insanların kadavraya olan talepleri artıkça insanları gerçekten öldürmeye başlamışlardır. İş yaptıkları herkesle “soru sormak yok” şartı ile çalışmaktadırlar. Genellikle evsiz, akıl hastası, hayat kadını, hizmetçi gibi inşaları öldürmüşlerdir. Son cinayetlerinde geride fazla delil bıraktıkları için yakalanmışlardır. Hare, Burke alehinde tanıklık yaptığı için Burke anında asılmış, Hare, King’s Evidence (King’s Evidence: Ele veren suç ortağının tanıklığı) kanunu emredince gereği sadece tutuklanmıştır.

Edingburgh 7-Burke and hare

Edinburgh’da tanık olabileceğiniz bir diğer şey ise tifo salgınından birçok kişinin öldüğü 17. yüzyıl zamanı. Kanalizasyon sistemi olmadığı için hem insan hem ev atıklarının pencerelerden sokaklara boşaltıldığı yıllar, büyük bir tifo salgını başlar. Halk arasında ‘Siyah Ölüm’ olarak bilinen bu hastalıkta insanlar ishal ve kusmadan aşırı su kaybedip ölürler. Genelde temizliğe dikkat edilmediğinde baş gösterir. Edinburgh zamanında nüfusunun büyük bölümünü kaybettiği bu hastalıktan dolayı acı çekmiştir. ‘Kara Humma’ doktorları şehirde tanınabilmek için karga yüzünü andıran maskelar takmaktadır. Bazen salgın o kadar korkunç noktalara gelir ki insanları şehrin bazı sokaklarına yer altı kanallarına kapatıp ölmelerini beklerler. Biz gezinin bu kısmında Edinburgh’daki salgından habersiz turistler olarak kendimizi Mary King’s Close’da bulduk. Bir süre sonra doktorlar gelip sokağı kapatıp bizi içerde bıraktılar ve biz hastalıktan kıvranan insanların içinde kaldık. Empati kurmak hiç bu kadar zorlayıcı olmamıştı!

Edinburgh 8- salgın doktoru

Edinburgh Dungeon’dan sonra Mary King’s Close’u ayrıca görmek istedik. Birçok insan burada ölüme terk edildiği için çok fazla hayalet hikayelerinin dolaştığı bir semt burası. Bu olaydan 40 yıl sonra Mary King’s Close taşınan Coltheart ailesinin hikayesi ise en ünlü hayalet hikayelerinde biri. Bir iddiaya göre Thomas Coltheart, Mary King’s Close’a taşındıktan sonra bazı paranormal şeylere tanık olur. Bunların arasında uçan kafalar, çocuk ve hayvan hayaletleri vardır. Ancak onun hikayesini korkunç yapan bütün bu tanıklıklarını anlattıktan sonra Mary King’s Close’daki evinde ölü bulunmasıdır. Bu olaydan sonra kimse orada yaşamak istememiştir ta ki 1980’li yıllarda turizme açılana kadar bu semt ıssızlığını korumuştur. Biz burada herhangi paranormal bir olaya tanıklık etmedik ama birçok acı verici ölümün yaşandığı bu yerde havanın garip bir ağırlığının olduğunu söyleyebiliriz.

Edinburgh 9- mary king's close

Edinburgh 9- mary king's close 2

GHOST FEST 2006 25/01/06 PICTURE BY GARY DOAK tel.+44 (0)7836 255 728 garydoak@blueyonder.co.uk

Aslında bu kadar perili olan bir şehirde anlam veremediğimiz şeylere tanık olmadan dönmek istemedik. Hava kararmaya başlarken yapacağımız ne kaldı diye düşünüyorduk ve aklıma City of Death turu geldi. Şansımızı bir de burada denemek istedik. Aslında bu tur başlamadan önce diğer gezdiğimiz ikisinden farklı bir yapısı olduğunu anladık. Bir kere bilet gişeleri bile yoktu. On sekiz yaş altı kesinlikle katılamıyordu. Rehber olduğu söyleyen bir adam size bilet veriyordu. Önünde durduğu siyah panoya bazı gazete haberleri asılmıştı. Haberlerde genellikle Sir Mackenzie mezarının önünden geçen bazı insanların göremedikleri bir şey tarafından saldırıya uğradıkları anlatılıyordu. Derken rehber konuşmaya başladı. Öncelikle gezi boyunca bütün sorumluluğun bizde olduğunu söyledi. Başımıza gelecek paranormal herhangi bir olaydan göreceğimiz fiziksel ya da ruhsal sıkıntıdan kendilerinin sorumlu olmadıklarını belirtti. Eğer bu noktada fikrini değiştirmek isteyen kimse varsa beş dakika içinde kendilerini göstermelerini rica etti. Bu tura kesinlikle katılmamız gerektiğini tereddüt etmeden kabul ettik. Bu söylenenlerin sadece daha çok ilgi çekmek için yapıldığını düşündük.

Edinburgh 12-city of death 1

Rehberimiz öncelikle bu gezinin Disneyleştirilmiş bir yapısı olmadığını belirtti. Yani göreceğimiz herhangi bir anormalliğin kendileri tarafından yapılmadığının altını çizdi. Turumuza yer altı yerleşkelerinin birinden başladık. Rehberimiz bize içerde ne kadar da elektrik tesisatı kurmaya çalışsalar da her zaman bir problem çıktığını söyledi. İki kişi iki büyük fener verip içerdeki aydınlanmamızı böyle sağladı. Büyük bir mahzene girdik. Aşırı derecede soğuk ve nemli ve ışık olmazsa burnunuzun ucunu göremeyeceğiniz kadar karanlıktı. Rehberimiz buranın aslında kiler olduğunu ancak Edinburgh’da aşırı nüfus artışı olan bir dönemde insanların şehir meclisi tarafında buraya yerleştirildiğini belirtti. Ancak bizimde hissettiğimiz gibi burası bir insanın yaşamasına uygun bir yer değildi. Bir kere karanlıktan dolayı güvenliği sağlamak çok zorlaşıyordu ve cinayet gibi birçok suç işleniyordu, dedi. Bu sırada ayak sesleri duyduk. Çok kalabalık bir grup olmadığımız için ve kimsenin arkada kalmaya cesaret edemeyeceğini düşündüğümüz için donakaldık. Seslere kulak kabarttık ve tekrar duyduk. Ben seslerin yukarıdaki caddeden gelebileceğini söyledim. Ancak rehber üzerimizdeki tavanın yaklaşık 6 metre büyük taş bloklardan oluştuğunu söyledi. Bunu tartışırken bu sefer çocuk sesleri duymaya başladık. Rehber bizi bundan sonra yavaş yavaş dışarı çıkarmaya başladı.

Tura devam etmek istemeyip istemediğimize karar vermemiz için bize bir iki dakika verdiler. Çünkü sonraki durağımız Sir MacKenzie mezarlığıydı; nam-ı değer dünya üzerinde bilinen en perili yer. Biraz gergin hissetsek bile devam etmeye karar verdik. Yolda rehberimizi Sir MacKenzie’nin kim olduğundan bahsetti. Sir MacKenzie 17. yüzyılda Edinburgh’da yaşamış bir avukatmış. Görev süresince 18.000’den fazla insanı Greyfriars Kilisesinin yanındaki toplama kampını andıran açık hava hapishanesine attırmıştır. Soğuktan, açlıktan ve hastalıktan birçok kişinin ölmesinden, kalanlarında köle olarak Avustralya’ya satılmasından sorumludur. Yaşadığı dönemde Kanlı MacKenzie olarak da adlandırılmıştır. Ancak kabrinin perili olduğu 1999 yılında yaşanan bir olaydan sonra iddia edilmiştir.

Ediburgh 13-sir mackenzie

1999 kışı evsiz bir adam, soğuk bir gecede kalacak yer aramaktadır. Bu kabrin kubbeye benzeyen yapısının ona sığınak olacağını düşünerek içeri girer. Girdiği yerin önemli bir kişinin mezarı olduğunu fark edince değerli bir şey bulma ümidiyle tabutu açar. Bu sırada üzerinde durduğu yerde bir delik açılır ve mezarın alt katındaki bir odaya düşer. İfadesinde odada hala çürümekte olan cesetler olduğunu söylemiştir. O günden sonra bu kabrin önünden geçen insanlar göremedikleri bir varlık tarafından saldırıya uğradığını iddia eder. 400’den fazla vaka rapor edilince şehir meclisi bir süre Sir MacKenzie kabrine erişimi engeller. Ancak 2000’lerde korku turizmine merak salan insanların baskısıyla ziyarete tekrar açar. Rehberimiz kabrin yakınına geldiğimizde garip bir duyguya kapılırsak uzaklaşabileceğimizi söyledi. Biz sadece çok ağır tuzlu bir koku duyduk. Kabrin içine bakmaya da karar verdik. O zaman koku giderek ağırlaşıp gözlerimizi yaşarttı. Yer altı şehrindeki gibi kafa karıştırıcı bir olayla karşılaşmadık ama kendi adıma epey ürperdiğimi söylemeliyim.

Edinburgh 14- Sir Mackenzie 2

Dönüş trenimizi beklerken bu günü gözden geçirdik. Daha önce deneyimlediğimiz bir geziye çıkmıştık. Edinburgh’ın masalsı yapısının ardında yatan insanlık dışı tarihi dikkat çekici ve öğreticiydi. Şimdileri oldukça modern, sanatsal ve aydın bir şehir olan Edinburgh’un zamanında bir cehennemi andırmasına inanmak şu an çok zor. Yine de dünyanın gizemleriyle ilgili az da olsa bir şeylere tanıklık ettiğimizi düşünüyoruz. Yarın başka bir efsaneyi test etmek için yola çıkacağız. Bekle bizi Nessie, biz geliyoruz.

Bustling nighlife on Princes street Edinburgh at night

Not:

Edinburgh Dungeon: https://www.thedungeons.com/edinburgh/en/

Mary King’s Close: http://www.realmarykingsclose.com/

Sir MacKenzie Kabri:

http://www.edinburghnews.scotsman.com/news/edinburgh-s-most-haunted-mackenzie-poltergeist-1-3590047

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Vivaldi Eserleri Çağdaş Yorumlarıyla “Vivaldianno City of Mirrors” İle İstanbul’a Geliyor!

İtalyan Barok klasik müzik bestecisi Antonio Vivaldi'nin hayatını ve bestelerini içeren 3 boyutlu şov "Vivaldianno City of Mirrors", İstanbul'da sanatseverlerle...

Kapat