İskoçya Dosyası: Lochness, Glencoe ve Highlander

İskoçya gezimize Glasgow ve Edinburgh’tan sonra hız kesmeden devam ediyoruz. 3. günümüzde bizi bekleyen zengin bir gezi rotamız olduğu için derhal harekete geçiyoruz.

Lochness, Glencoe ve Highlander: Nessie, Nessie Var mi Senin Gibisi?

Bu sabah saatler 7’yi gösterirken minibüste yerimizi almıştık. Önümüzde uzun bir yol var. İskoçya’nın zengin doğasını keşfe çıkıyoruz. Rehberimiz Clyde rotamız hakkında ufak bir özet geçerek yolculuğumuzu başlattı. Önce Glencoe’yu ziyaret edeceğiz. Oradan Highlanders’a doğru giderek ünlü Üç Kız Kardeş Dağlarını ve Harry Potter’ın son filmi Ölüm Yadigârları ile James Bond, Skyfall çekimlerinin yapıldığı yerleri ziyaret edeceğiz. Öğleden sonra Lochness’e varmış olacağız ve iki saatlik bir tekne turuna çıkacağız. Ünlü Lochness canavarı Nessie’nin bu gün kendisini göstermesini umuyoruz.

Locness 1-Av Kulubesi

Glencoe’ya çıkmadan önce Clyde bir av kulübünün önünde ihtiyaç molası için durdu. Biz biraz çayın, yükseklere çıktıkça soğuyan havaya birebir olacağına karar verip kendimize iki büyük kupa çay söyledik. Çaylarımızı getiren garsonun üzerinde ekoseli İskoç eteği vardı. Bu geleneğin nereden geldiğini sormak için tam zamanı diye düşündük. Simon- neden etek giydiğini sormadan önce adını öğrendik- bunun İskoç av kültürüyle ilgisi olduğunu söyledi. Eskiden erkekler uzun boyun atkıları taktığını zamanla bu atkıların bel hizasına gelip etek gibi durduğundan bahsetti. Aslında İskoçların etek giydiğini düşünerek yanıldığımızı söyledi. Bu kıyafetin asıl adının “Kilt” olduğunu belirtti. Bu durumda biraz mahcup olduk. Giydikleri geleneksel kıyafetin etek olduğunu kastederek cinsiyetçi bir yaklaşımda bulunmuştuk. Simon kendimizi kötü hissetmemizi söyledi çünkü İngiltere Kralı II. George bile Kilti etek sanıp yasaklamıştı. Aslında bu noktadan sonra Kilt giymek, İskoç erkekleri için önemli bir hale gelmişti. İngilizler tarafından asimilasyona uğramamak için her daim kültürlerine sahip çıkan İskoçlar, Kilt giymeyi milli mesele haline getirip bu geleneklerini tüm yasaklara ya da eleştirilere rağmen devam ettirmişlerdi. “Kısacası” dedi “Bu inadımız sonunda dünya çapında etek giyen erkekler ülkesi olarak bizi tanınır hale getirdi.” Clyde’ın çağrısıyla Simon’a teşekkür edip av kulübesinden ayrıldık.

Locness 2-Av Kulubesi

40 dakikalık bir tırmanışın ardından Glencoe’ya vardık. Burası küçük bir İskoç kasabasıydı ve aslında kanlı tarihi dışında oldukça sade ve sıradandı. Ancak İskoç tarihinde kara bir leke olarak kalan Glencoe Katliamı her daim buraya gelen ziyaretçilere hatırlatılıyordu. 13 Şubat 1692 günü dönemin kral ve kraliçesine bağlılık yeminleri geciktirdiler diye 38 kişinin katledildiği MacDonald Klanını anlatırken Clyde gürül gürül akan bir şelalenin önünde yavaşladı. “Buraya MacDonalds’ın Gözyaşları diyorlar.” dedi.

Locness 3-MacDonalds'ın göz yaşları

Arabadan inip şelalenin yakınındaki köprüye çıktık. İnsanların köprünün demirlerine kilitler astığını gördük. Kilitlerin üzerinde burada katledilen insanlara ağıtlar, sevgi sözcükleri ve dualar kazınmıştı.

Locness 4-MacDonalds'ın göz yaşları

Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen hala bu katliamın kurbanlarını anmaya devam ediyorlardı. “Yeni yetişen nesil için hepsi.” dedi Clyde. “Katliam yapmanın en kötü devlet politikası olduğunu fark etsinler ve buna engel olsunlar diye uğraşıyoruz.” diye de ekledi. Minibüse bindiğimizde katliamın 300. yılına özel İskoç grubu Nazarteh’in Glencoe Massacre adlı şarkısını dinledik. Şarkının sözleri dinleyen insanı bir an için o güne götürüp kralın ve adamların nasıl insanlık dışı bir suç işlediğini insana hatırlatıyordu.

http://www.songaah.com/tr/lyrics/1962-glencoe-massacre.html

Locness 7-Highlands.

Glencoe’dan sonra Highlands’in müthiş manzarasına tanık olduğumuz bir otoyola çıktık. Etrafta birer ikişer çiftlik evleri, dağların eteklerine dağılmış hayvan sürüleri, zirvesi sisten görünmeyen dağlar vardı.

Locness 5-Highlands

Toprağın, yeşilin ve mavinin her rengini görmek mümkündü. Rehberimiz geyik sürülerinin olduğu bir alana direksiyonu kırdı. İlk başta minibüsün içinden onları izleyeceğimizi düşündük çünkü doğal ortamlarından onları korkutup kaçırabiliriz sandık. Öyle olmadı.

Locness 6-Highlands

Clyde arabayı sağa çekti ve elinde bir paket bisküvi ile geyikleri beslemek istiyor muyuz diye sordu. Buradaki insanların doğal yaşama ne kadar uyumlu yaşadıklarını o zaman anladık. Yabani bir geyik, avlanma bölgesi olmasına rağmen bir insandan korkmuyor, elinden yemek yiyebiliyordu. Geyikleri beslerken bazılarının aile olduğunu bile gördük. Yavruların soğuktan titreyen bacaklarını, annelerinin onları karınların altına alarak nasıl ısıttığını izledik. Başlarını sevdik. Rahatsız etmeden geyiklerle özçekim bile yaptık. Clyde öğlen olmadan Lochness’e yetişmemiz gerektiğini söylemese onlarla daha çok vakit geçirirdik.

Lochness’e daha gelmeden birçok gölle karşılaştık. Clyde, İskoçya’nın bir göl cenneti olduğunu aslında İngilizcede Lake anlamına gelen gölün onların Loch olarak telaffuz ettiklerini söyledi. Böylelikle Lochness’in aslında Ness Gölü anlamına geldiğini öğrenmiş olduk. Lochnees’i işaret eden yola girdiğimizde bizi oldukça gelişmiş bir kasaba karşıladı. İskoç kırsalının mimarisine sadık kalınarak yapılmış birçok modern bina vardı. Çeşit çeşit restoranlar caddeler boyunca uzanıyordu. Nessie efsanesi buraya ekonomik açıdan çok yaramıştı. Hazır konusu açılmışken Clyde’a sorduk: Nessie gerçekten var mı?

Locness 8-Nessie.

“Tabi ki var.” dedi Clyde. “Her sene otuzdan fazla tanıklık rapor ediliyor.”

Dijital bir çağda yaşarken bu raporların görsellerle desteklenmesini düşündürücü bulduğumu söylemeliyim. O yüzden Clyde’a: ‘Nessie’nin hiç fotoğrafı var mı?” diye sordum. 1934’te çekilen o ünlü fotoğraftan sonra 2009’da Google Earth sayesinde Nessie olduğunu düşündükleri bir görüntü daha yakalamışlar. İki fotoğrafta de Nessie’nin fiziksel görüntüsü dinozoru çağrıştırıyor. Hem suyun derinliklerinde hem de suyun üzerinde yaşamını sürdürebiliyor. Türünün tek örneği olduğunu söyleyenler de var, Nessie’nin sadece Lochness’te yaşayan bir canlı türü olduğunu da. Çünkü Nessie’nin varlığının rapor edilmesi yedinci yüzyıla dayanıyor.

İrlandalı Aziz Columba’nın Lochness kenarında yoldaşlarıyla otururken yerel mezar kazıcısı olan bir adamın gölde yüzerken saldırıya uğradığını anlatan manuskiriler 2012 yılında internette yayınlanmış ve çok ses getirmiş. Bu manuskirilerde Columba Nessie’den su canavarı olarak bahsetmektedir. Columba kendi de suya girip canavara meydan okuduğu, Nessie’nin ona haçını doğrultarak “Daha fazla yaklaşma. İnsanlara dokunma. Hemen git buradan.” deyip canavarı savuşturduğu söylenir.

Locness 9-Nessie.

Ancak kişisel olarak, bu hikayenin sadece o dönemin Katolik misyonerliğinin bir ürünü olabileceğine inanıyorum. Gölün kenarındaki Urquhart Kalesi’nden yükselen demir bir çubuğun “L”şekli alarak gölün üzerinde yer aldığını da belirtmek isterim. Otoriteye karşı çıkanların canavara yem edilmek için buraya asıldığını Clyde, Nessie’nin varlığını kanıtlamak için bize örnek verdi.

(Locness 10-Nessie

Columba’dan sonra birçok olay rapor ediliyor ama bilim dünyasında tartışma yaratan o ünlü fotoğraf 1934 yılında çekilene kadar Nessie’nin ünü İskoçya sınırlarını pek aşamıyor. “Cerrahın Fotoğrafı” adıyla Daily Mail’de yayınlanan bu resmi, Robert Kenneth Wilson çekiyor. Yayınlandığı andan itibaren dünyada büyük bir yankı uyandırıyor ve bilim adamları arasında ciddi tartışmalar başlıyor. Bir grup bilim adamı bu yaratığın varlığı araştırılması gerekiyor diye ısrarcı davranırken, bir grup bilim adamı resmin yeterince net olmadığını ve canavarın boyutlarının bu resimle tamamen anlaşılamayacağını iddia ediyor. Bu çekişme, fotoğrafın çekildiği zaman Lochness kasabasında neler olduğunu araştıran insanlar tarafından biraz durgunlaşıyor: o dönem Lochness’e bir sirk geldiği iddia ediliyor. Bu fotoğrafında sirk hayvanlarından bir filin gölde yıkanırken çekilmiş olabileceği belirtiliyor. Bu sav tam olarak kanıtlanmasa da Nessie’nin varlığı hala şüpheli kalıyor.

(Locness 11-Nessie

2011 yılında Loch Ness cruzları kaptanı George Edwards, Nessie’nin varlığını kanıtlayacak en yakın görüntüyü çekiyor. Ancak Loch Ness araştırmacısı Steve Feltman fotoğraftaki görüntünün National Geographic belgeselinde kullanılan cam yünü topağı olduğunu iddia ediyor. Bu iddiasını kanıtlayacak da iki güçlü kanıt ortaya sunuyor: George Edward bu belgesele katkı sağlamıştı ve fotoğrafı çektiğini iddia ettiğini günün hava durumu ile fotoğraftaki hava durumu birbiriyle uyuşmuyordu. Sonunda Edwards fotoğrafın oynanmış olduğunu itiraf etmiştir, ancak 1986’da çektiği ve National Geographic’e verdiği görüntünün gerçek olduğu konusunda ısrarcı olmuştur.

(Locness 12-Nessie

Dick Raynor adlı bir başka araştırmacı ise Edwards’ın daha önce ona kişisel olarak 1986’da çektiğinin de sahte olduğunu, buna rağmen belgeselcilere resmi kabul ettirdiğini söylediğini iddia etmiştir. Anlayacağınız, ortada Nessie’nin varlığını sadece bilimsel bir çığır açmak için değil şan şöhret için de kanıtlamaya ve bunun için yalan söylemeye hazır insanlar var.

Giderek Lochness Canavarı efsanesinin turist çekmek için yaratılmış bir hikaye olduğunu düşünmeye başlamıştım. Clyde, vereceği son iki örnekle beni inandıracağını iddia ederek biraz olsun dikkatimi çekti. David Elder adında bir turistin 27 Ağustos 2013 tarihinde gölün üzerinde gizemli dalgaları çektiği bir video varmış. Aslı beş dakika olan bu videodaki dalga hareketlerini bilim adamları tam olarak açıklayamasa da ben size Lochness’te sürekli esen kuvvetli rüzgarın gölün üzerinde bu tarz hareketlenmelere neden olabileceğini söyleyebilirim.

Belki de beni Nessie’nin varlığına bir tık inandıran tek örnek Google Earth tarafından çekilen bir fotoğraftı. Clyde, uzaydan çekilmiş bu resmin Nessie’nin varlığını kanıtlamak için başlı başına yeterli olduğunu söylüyordu. Simsiyah göl yüzeyinde negatif bir alanın biçim olarak canavara benzediğini söyleyebilirim. Ancak yine de bu fotoğraf, bilim adamları kesin bir kanıt bulup bunu kamuoyuna açmadan Nessie’nin gerçek olması mümkün bir efsane olarak aklımda kalmasını sağlamaktan öteye geçemedi.

Lochness 13-Nessie

Lochness turumuzun en güzel ve keyifli yanı cruz yolculuğuna çıktığımızda hava ne kadar rüzgarlı olursa olsun kafamda bu düşünceler dönerken güverteye oturdum. Üşümememiz için viski ikram edilirken kısacık bir efsanenin küçük bir kasabayı nasıl geliştirme potansiyeline sahip olduğunu gördüm.  Belki bir din adamının Katolik inanç sistemini küçük bir İskoçya kasabasında yayma girişimi yıllar ilerledikçe bilime ilham kaynağı oldu.

Örneğin Lochness’in 700 metre derinliğe sahip olması, çeşitli derinliğe sahip olduğu için göl habitatının oldukça zengin olması, gölden hidroelektrik sistemleri sayesinde enerji elde edilebileceği Nessie’ye duyulan merakın motive ettiği çalışmaların sonucunda elde edilen bulgulardı.

Güneş Lochness’i çevreleyen dağların ardından batarken son kez ufuk çizgisine doğru uzanan gölün yüzeyini taradım. Elimde kamera, en ufak bir hareket kestirirsem kayda hazır olmak için parmağı kayıt düğmesinin üzerinde tuttum. Nessie şu an suyun yüzüne çıksa batmakta olan güneşin bir iki şulesi spot ışığı gibi üzerine vuracaktı. İçimden “Hadi Nessie, ışıklar senin üzerinde, hadi.” diyordum. Ancak Nessie korkutucu olmasının yanında sanırım bir de utangaçtı. Göl bizi karşılarken nasıl sakinse biz ayrılırken de öyle sakindi. İçindeki tüm gizemleri bu sakinliğinin ardında paylaşmadan koruyarak bizi Glasgow’a yolcu etti.

Locness son -Nessie.

Sevgi Aslı Bulut
Bilkent Üniversitesi üçüncü sınıf İletişim ve Tasarım öğrencisiyim. İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında yandal yapıyorum. Elime geçirdiğim her fırsatta dünyayı geziyorum.

1 Comment

  1. Tuba Ünal

    07 Nisan 2016 at 17:10

    Sevgili Aslı,

    Engin’in tavsiyesi üzerine maceralarını zevkle okumaya başladım, ve çok zevk alarak takip ediyorum. Yeteneğinden dolayı seni kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum. Sevgiler. Tuba Abin

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
MANYETİK IŞILTI : Aurora Borealis

Daha çok Kuzey Işıkları olarak bildiğimiz Aurora Borealis bize doğanın en büyük mucizelerinden biri diyebiliriz. Maalesef bulunduğumuz ülkenin sınırlarında hiç...

Kapat