İstanbul’a Fransız Dokunuşu: Alexandre Vallaury

19. Yüzyıl, Osmanlı’da değişimin en yoğun olduğu dönemlerdendir. Bu dönemde Osmanlı her ne kadar siyasi olarak pasif kalsa da, sanatsal anlamda Avrupalılaşmanın da etkisiyle büyük ilerlemeler kaydedebilmiştir. Dinsel ve sosyal etkilerden dolayı sanatın birkaç dalı hariç tüm dallarında verim sağlanır. Resim, müzik, mimari ve hatta fotoğrafçılık dahi bu dönemde farklı boyutlara ulaşır.

Osmanlı’nın bu sıçramasının en büyük sebebi, şüphesiz girdiği Avrupalılaşma sürecidir. Birçok Türk aydının Avrupa’da eğitim görüp yurda dönmesi ve Avrupalı sanatçılarla olan etkileşim, bu süreci olumlu yönde etkilemiştir. Bu etkileşim aynı zamanda yabancı aydınların Anadolu’ya ve Osmanlı insanına olan sempatisini arttırmış ve bunun sonucunda kültürel bir köprü kurulmasına da neden olmuştur.

Osmanlı kuruluşundan itibaren, din etkisiyle de olsa mimariye önem vermiş bir devlettir. Tapınak mimarisindeki gelişimi izlediğimizde, diğer Türk devletleri ve beyliklerden çok farklı şekillenmiş, klasik diyebileceğimiz bir anlayışla karşılaşırız. Yüzyıllar boyu devam eden bu anlayış, Lale Devri’nden sonra belli çapta değişimler gösterse de devrim niteliğindeki gelişmelerle 19. Yüzyılda karşılaşıyoruz.

Osmanlı mimarisindeki değişimin en büyük isimlerinden biri Alexandre Vallaury’dir. Bir Fransız ailenin oğlu olarak İstanbul’da dünyaya gelen ve öğretimini Paris’teki görsel sanatlar akademisinde tamamlayan Vallaury, eğitim ve mimarlık alanında birçok önemli çalışmada bulunuyor. Günümüzde hala ayakta ve kullanılmakta olan birçok yapının çiziminin altında Vallaury’nin imzası mevcuttur.

Paris’teki eğitimi esnasında, Osman Hamdi Bey’le arkadaş olmuşlar ve bu arkadaşlıkları vasıtasıyla birçok projeye birlikte imza atmışlardır. Sanayi-i Nefise Mektebi’nin binasını Osman Hamdi ile birlikte çizen Vallaury, aynı zamanda okulda mimarlık bölümünün kuruculuğunu üstlenip, hocalık da yapmıştır. Vallaury, özellikle Osmanlı’da yüksek tabakaya hitap eden yapıtlarıyla ön plana çıkmıştır. Başta köşkler olmak üzere; devlet daireleri, müze ve eğitim amacıyla kullanılması için binalar da yapmıştır.

Bu noktada, bizim için önemli olan tek şeyin onun mimari eserlerinin olduğunu söylemek yanlış olur. Aynı zamanda iyi bir eğitim adamı olan Vallaury, kendisinden sonra modern ve sanatsal anlamda başarılı yapılara imza atan birçok önemli mimarın yetişmesine de ön ayak olmuştur. Özellikle değişimden ziyade bu deşiğimin sürekliliğinin sağlanmasında büyük bir etkiye sahiptir. Çünkü yüzyılların dayattığı bir klasik algıyla şekillenmiş anlayışın değişimi, gerçek bir Avrupalı elinin değmesiyle mümkün olmuştur.

Onun ismini bize hatırlatan en önemli çizimi, İstanbul Arkeoloji Müzesidir. Yine Osman Hamdi’nin direktifiyle tasarladığı bu bina, onun mimarlık sanatının en güzel örneklerindendir. Birden fazla mimari üslubu uygulayarak çizdiği bu bina için, İstanbul’daki en güzel Neoklasik eserlerden biridir diyebiliriz.

istanbul-arkeoloji-muzesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Sanatçının diğer önemli çizimlerinden biri, Büyükada’daki Rum yetimhanesidir. Otel olarak inşa edilen yapı, daha sonra yetimhane işlevi görmüştür. Günümüzde harabeliğe dönen yapının yeryüzündeki en büyük ahşap bina olduğu söylenmektedir.

buyukada-rum-yetimhanesi

Günümüzde harabeye dönen Büyükada Rum Yetimhanesi

 Alexandre Vallaury’nin çağı İstanbul’da blok yapıların yeni yeni yapılmaya başladığı döneme denk gelir. Aynı zamanda bu dönem şehirleşme hareketlerinin başladığı döneme tekabül eder. Şehrin altyapı ve ulaşım olanakları sistemleşmeye başlar. O zamanlar inşası ses getiren ve şehrin en görkemli blok yapılarından biri olan Pera Palace’nin çizimi de bu mimara aittir. Hem konum olarak hem de tasarım olarak İstanbul’un önemli bir yapısıdır Pera Palace. Yapı, bünyesinde Neo-Klasik ve Oryantalist unsurları barındırması bakımından da önemlidir.

pera-palas

Pera  Palas

istanbul-erkek-lisesi

Diğer çizimlerinden İstanbul Erkek Lisesi

marmara-universitesi-haydarpasa-kampusu

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (Günümüzde Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İstanbul’un Servi Boylu Abisi: Galata Kulesi

“İstanbul deyince aklıma kuleler gelir  Ne zaman  birinin resmini yapsam öteki kıskanır  Ama şu Kız Kulesinin aklı olsa  Galata Kulesine...

Kapat